DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLARI İLE VELAYET *


Bu makale 2019-05-11 14:53:33 eklenmiş ve 1769 kez görüntülenmiştir.
AV. TUĞBA GÜLSÜM KARACA

Boşanma kararı alan ya da boşanmış tarafları karşı karşıya getiren sorunların en başında ortak çocukların velayetinin hangi tarafa bırakılacağı konusu gelmektedir.  
Velayet, ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülüklerini içerir. Ergin olmayan çocuk ana babasının velayeti altındadır. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Velayet, ana babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Ortak hayata son verilmiş, ayrılık ya da boşanma hallerinden biri gerçekleşmiş ise hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir ya da şartları varsa hukukumuzda yeni bir kavram olan ortak velayet hükmü de kurabilir.
Bu sayılan hallerde velayetin kime bırakılacağı hususunun münhasıran hâkim kararına bağlanmasının bir sebebi vardır.  Çünkü velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün üstün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Çocuğun yüksek yararı terimi genel bir ifade ile çocuğun esenliğini ve mutluluğunu ifade etmektedir. Bu da yaş, çocuğun ve ebeveynlerin olgunlaşma düzeyi, sosyal çevre ve deneyimleri gibi pek çok bireysel unsura bağlı olarak belirlenir. Kanun koyucu da velayet hususunda karar verme yetkisini münhasıran hâkime vermekle, boşanma ya da velayet davasının tarafı olan kimselerin ortak çocukları birbirlerine karşı bir silah olarak kullanmak istemesinin ya da diğer eşin canını yakabilmek amacı ile hareket edilmesinin önüne geçmeyi hedeflemektedir. Yine çocuğun üstün yararı sebebi ile velayet hakkında kurulan kararlar kesin hüküm teşkil etmemekte ve değişen koşullara göre tarafların velayetin değiştirilmesi için herhangi bir sayı ya da süre kısıtlaması olmaksızın mahkemeye başvuru hakkı bulunmaktadır. 
Peki çocuğun üstün yararı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak faktörler nelerdir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında bu unsurları şöyle sıralamaktadır; “…çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek ele alınmalı ve neticeye varılmalı; velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır. Bu kapsamda, tarafların çocuğunun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar göz önünde tutulmalıdır. Velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde ana babadan kaynaklanan özelliklerin de dikkate alınması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mahkemece çocuğu başkasına bırakma, ihmal etme, kaçırma, iradi olarak terk etme, yönlendirme hususları ile tarafın velayet talebinin olup olmaması, şiddet uygulaması, sadakatsizliği, ekonomik durumu, mesleği, yaşadığı ortam, kötü davranışı, alkol bağımlılığı, sağlığı, dengesiz davranışları dikkate alınmalıdır. Mahkemece, açıklanan özellikler yanında mümkün oldukça çocuğun alıştığı ortamın değiştirilmemesine, kardeşlerin ayrılmamasına özen gösterilmeli, velayetin verileceği taraf yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olup olmayacağı yönünde ciddi ve inandırıcı delil olup olmadığı veya hemen meydana gelecek tehlikenin varlığının ispat edilip edilemediği hususları da mutlaka değerlendirilmelidir.”
Çizilen bu genel çerçeve sonrasında bu hususta müvekkillerimizden sıklıkla duyduğumuz bazı soruların cevaplarını buradan da vermek sureti ile genellikle doğru bilinen yanlışlara da kısaca değinmek istiyorum;
Çalışmayan tarafa müşterek çocukların velayeti verilmez.
Yanlış. Yukarıda mevcut Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun kararında belirtilen unsurlar ışığında, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi açısından birlikte büyümesinin çocuğun üstün yararına daha uygun olduğu belirlenen taraf çalışmıyor olabilir. Örneğin bu taraf ev hanımı bir anne olabilir. Bu durumda mahkemece çocuğun anne ile kalmasının çocuğun yararına olduğu kanaatine varılırsa müşterek çocuğun velayeti anneye bırakılacaktır.
Eşini aldatan kişiye velayet verilmez.
Yanlış. Taraflar arasında kurulan evlilik birliğinin çeşitli sebepler ile bitmesi olasıdır. Genellikle evlilik birliği taraflardan birinin daha ağır kusuru nedeni ile sonlanır. Toplumumuzda özellikle bu kusurun zina ya da aldatma olması halinde, kusurlu eylemi gerçekleştiren eşin müşterek çocukların velayetini de alamayacağına dair yaygın bir inanış hakim. Oysa kanun koyucu eşlerin birbirlerine karşı gösterdikleri kusurlu tutumları ile çocuğun üstün yararı kavramlarını tamamen birbirinden ayrı değerlendirmektedir. Başka bir deyişle tarafların birbirleri ile olan ilişkileri ile tarafların müşterek çocuk ile kurduğu ilişki hususunda net olarak bir ayrım yapmaktadır. Örneğin; kadının zinası sebebi ile görülen bir boşanma davası neticesinde mahkeme evlilik birliğinin zina nedeni ile ve kadının ağır kusuru ile bittiğine hükmedebilir. Ancak çocuğun üstün yararı çocuğun anne ile birlikte kalması halinde gerçekleşecekse velayet hakkı anne lehine kurulacaktır. 
 
Müşterek çocuk kimi isterse velayet kayıtsız şartsız ona verilir.
Yanlış. Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Çocuk Haklarının Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin ilgili maddelerince idrak çağında olan müşterek çocukların, velayetleri hususunda karar verilmeden evvel mahkemece görüşlerinin alınması gerektiği düzenlenmiştir. İdrak çağına erişmiş müşterek çocuğun hangi ebeveyni ile kalmak istediğini seçme hakkı mevcuttur ve şüphesiz ki bu talebin etkisi oldukça kuvvetlidir. Ancak bu irade açıklamasının hâkim üzerinde koşulsuz bir bağlayıcılığı olmayacağı da atlanmamalıdır. Örneğin zamanında velayet hakkı anneye bırakılmış ve 12 yaşına gelmiş bir çocuğun, velayetin değiştirilmesi için açılan davada bundan sonra babası ile kalmak istediğini açıklaması hâkimin bu yönde hüküm kurması için tek başına yeterli olmayacaktır. Zira hâkim, yine kanun koyucunun kendisine çizdiği çerçeve kapsamında hareket ederek ve gerektiğinde uzman raporu da alarak tüm delillerle birlikte değerlendirmek sureti ile müşterek çocuğun bu iradesi yönünde karar vermenin yine çocuğun üstün yararına hizmet edip etmediğini değerlendirecektir. 
 
 
 
 
 
 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
  ALIS SATIS
$ USD 5.7982 5.8086
€ EURO 6.4267 6.4383

Arşiv Arama
- -
Dumlupınar Gazetesi | Günlük Siyasi Gazete
© Copyright 2018 Dumlupınar Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Kütahya Dumlupınar Gazetesi
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Spor Haberleri
Futbol Haberleri
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Kütahya Haberleri
MHP Haberleri
CHP Haberleri
Genel Siyaset
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
FAYDALI LiNKLER
E-Devlet
M.E.B.
Kütahya Belediyesi
E-Lonca