KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ GÜNEYDOĞU ANADOLU GEZİ İZLENİMLERİ


Bu makale 2019-12-06 09:52:45 eklenmiş ve 184 kez görüntülenmiştir.
METİN TÜRKTÜZÜN

MARDİN/MİDYAT

Midyat, tarihi konakları, cami ve kiliseleri, özgün taş işçiliği mimarisiyle Anadolu’nun eski yerleşimlerinden biridir. Midyat, Güneydoğu gezi güzergahları arasında görülmesi gereken yerlerdendir. Midyat, farklı dillerden ve mezheplerden insanların bir arada yaşadığı zengin bir kültürerel potansiyele sahiptir. Türklerin, Kürtlerin, Süryanilerin, Ezidilerin, Arapların bir arada kardeşçe yaşadığı bu eşsiz coğrafyada,, bu halkların kendi kültürlerini yansıttığı bir ilçedir. Mezopotamya toprakları olarak bilinen kadim kentin tarihi binlerce yıl önceye gider. Bu bölgeye 6.yüzyıldan itibaren Arap akımları olmuştur. Midyat’ın adının mağaralar kenti anlamına gelen Matiate kelimesinden geldiği söylenmektedir. Mardin İline uzaklığı 65 km.dir. Ziyaretimiz burada Devlet Konukevine oldu. Üç katlı tarihi taş konak aynı zamanda adını Sıla dizinin çekilmesi nedeniyle duyurmuştu. Bu konağın en üst katın damından Midyat’ı seyredebilirsiniz. Dikkatimi çeken bir durum kilise ve camilerin yan yana oluşuydu. Midyatın kuyumcular çarşısında satılan, telkâri gümüş işçiliği kolye yüzük, küpe gibi ürünleri ayrı bir güzelliktedir. Estel Han’da görülmesi gereken yerlerdendir. Mor Şarbel, Mor Şmuni ve Mor Barsavmo kiliseleri bölgenin zenginliğini göstermektedir. Mor Gabriel Manastırı Midyat’a 20 km uzaklıktadır. Midyat’ın Süryani şarabının da  meşhur olduğunu öğrendik.

MARDİN ŞEHRİ

Şehir eski ve yeni Mardin olarak iki kısımdan ibarettir. Eski Mardin tepelik bir alandadır. Yeni Mardin ise aşağı kesimdeki düzlüktedir. Dicle ve Fırat nehri arasında yer alan Mardin, kendine özgü mimarisi ile ön plana çıkmaktadır. Evler taş işçilikli ve cepheleri işlemelidir. Sokakları dar tutulmuştur. Farklı dinlerden ve mezheplerden insanların bir arada sorunsuz yaşadığı bir kenttir. Suriye ile sınır komşusudur. Tarihi Paleolitik çağa kadar gider. 1071  Malazgirt zaferinden sonra bölgeye yoğun bir Türkmen akımı olmuş. Eyyubiler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Kara ve Akkoyunlular’ın hüküm sürdüğü bölge, Çaldıran savaşından sonra Osmanlı hakimiyetine geçmiş. 1103 tarihinde Artukoğulları bu bölgede hakimiyet kurmuştur. Mardin aynı zamanda ipek yolu üzerindedir. Eski Mardin’den uçsuz bucaksız Mezopotamya ovasını seyretmeye doyum olmuyor.

Mardin Kalesi şehre hakim bir tepededir. Günümüzde halen aktif olan ‘’Deyrulzafaran Manastırı’’ da görülmesi gereken yerlerdendir. Zinciriye ve Kasımiye Medreseleri de mutlaka görülmelidir. Mardin Müzesi, Sabancı Kent Tarihi Müzesi ile antik Dara kenti de görülmesi gereken yerlerden birkaçıdır. Havaalanı hemen yakınındaki Kızıltepe ilçesindedir. Bu arada Kızıltepe ilçesinin nüfusunun 2018 verilerine göre 252.000 olduğunu belirteyim.

Sokak aralarında gezdiğinizde eski evlerin içini görme imkânınız vardır. Küçük bir kız çocuğu size Mardin Türküsü söyleyebilir. Bahşişini hazırlamak şartıyla. Halkı oldukça misafirperverdir.

HASANKEYF İLÇESİ

Hasankeyf, Batman’ın bir ilçesidir. Çok eski bir tarihi olup, son yıllarda bu eski kentin üzerine baraj yapılması nedeniyle, basında sık sık gündeme gelmektedir. Dicle’nin kıyısında yer alan bu kentte zamanında medreseler, rasathane, darüşşifa ve diğer eğitim kurumlarıyla bölgenin ilim ve kültür merkeziydi. Bugün bile zaman zaman bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaraların bulunması nedeniyle, insanların çok eski çağlardan beri buraları mekan tuttukları gözlemlenmektedir. Hasankeyf kalesinin M.S.4.yyda inşa edildiği sanılmaktadır. Bu yüzyılın ortalarında Diyarbakır ve çevresini  ele geçiren Bizans imparatoru Konstantinus, bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir. Bu iki kaleden birisi Hasankeyf kalesidir. Kale, Sasanilere karşı siyasi bir önem kazanınca, daha sağlam bir şekilde yeniden tahkim edilmiştir. Hasankeyf, MS.639 yılında Emeviler tarafından fethedilmiştir. Bu tarihten sonra Hasankeyf’te Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar hakimiyet kurmuşlar, en parlak dönemlerini Artukoğulları zamanında yaşamıştır.   Sahip olduğu zengin tarihsel yapılar nedeniyle 1981 yılında tüm alan sit alanı ilan edildi. GAP projesi kapsamında yapılan Ilısu barajı nedeniyle bu tarihsel yapılar bugün sular altında kalmak üzeredir. Bu konuda yapılan çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Buraya daha önceleri de gelmiştim. Ancak son gezimizde artık sular altında kalma zamanının geldiğini, yörede çobanlık yapmış ve halen rehberlik yapan eskiden tanıdığım Çoban Ali’den duymak beni oldukça üzdü. Koskoca bir tarih yok olmak üzereydi. Belki de bir dahaki sefere geldiğimde burayı bir daha göremeyeceğim. Burada bulunan Zeynel bey türbesi maliyetli bir fiyata biraz ileriye taşındı ve su altında kalmaktan kurtarıldı.

Buradan istikametimiz Gaziantep İline doğru devam etti.

Devam edecek….

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
  ALIS SATIS
$ USD 6.1383 6.1494
€ EURO 6.6409 6.6529

Arşiv Arama
- -
Dumlupınar Gazetesi | Günlük Siyasi Gazete
© Copyright 2018 Dumlupınar Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Kütahya Dumlupınar Gazetesi
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Spor Haberleri
Futbol Haberleri
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Kütahya Haberleri
MHP Haberleri
CHP Haberleri
Genel Siyaset
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
FAYDALI LiNKLER
E-Devlet
M.E.B.
Kütahya Belediyesi
E-Lonca