İŞARET DİLİNİN GELİŞİMİ


Bu makale 2020-06-05 13:12:39 eklenmiş ve 338 kez görüntülenmiştir.
GÜLİZAR HOROZ

İşitme engellilerin kendi aralarında iletişim kurmak amacıyla geliştirdikleri parmak, el ve yüz hareketlerinden oluşan görsel iletişim diline işaret dili denir. İşaret dili, yalnızca işitme engellilerin kendi aralarında değil işitme ve konuşma yeteneğine sahip insanlarla da iletişim kurmada yararlandıkları bir araçtır.  Kısaca başımdan geçen anıdan bahsetmek istiyorum.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde öğrenci olduğum yıllarda yurtta kalıyordum. Üniversite son sınıfta okuduğum dönem bahçede karşılaştığım işitme engelli bir arkadaş olunca uzun süre iletişim kuramadım. Yardımcı olmak dışında karşımdaki kişiyle iletişim kuramamak ne kadar zor olduğunu anladım. Kendi ders kitabını elime verdi. Gözelerine bakıp teşekkür ederim demeyi öğrenmiş biri olarak kısaca bu işareti kullandım. Dersler yoğun olduğu için çok fazla çalışma fırsatım olmadı.  Üniversite bittikten sonra iş hayatı başlamıştı. Çalıştığım kurumda gençler için çok fazla kurs imkânı vardı. Akşam bu kurslara bende katıldım. Listede çok fazla kurs vardı, ilk olarak işaret dilini görünce aklımda tebessümle gülümseyen kız geldi. İlk kez bir dili öğrenme heyecanı dün gibi aklımda kaldı. İlk zamanlar anlamak zor oldu. Kurs bitttikten sonra bu dili sürekli tekrar etmek gerekiyordu. Biraz ara verdiğim zamanlarda yaz aylarında tatil amaçlı gittiğim şehir de hayatıma yeni bir bakış açısı kazandırdı. 2016 yılında benim için işitme engelli bireyler kıymetli birer arkadaş oldu.  Metro da yoluculuk yaptığım sırada adres tarif etmeye çalıştım.  Ne kadar zor oldu,  yüzlerinde gülümseme olunca mutlu olmuştum. Güzel keyifli bir arkadaşlık kurduk. Zor olduğu kadar hayatı öğreten bir dil oldu.  İşaret dili gerçek ismi sevginin dili olmalı. İnsan sevdiği insanlarla iletişim kurmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.  İşaret dili notlarım arasında unutulmaz bir dönem oldu. Şehirler değişir, ama her dilde iletişim kurmak bu kadar anlamlı olamaz.  Bir dili öğrenmek için o dili tanımak gerekir. İşaret Dili’ni kısaca ele alalım;

Türkiye'de ne kadar işitme engelli bulunduğuna dair çelişkili raporlar olmakla birlikte, 3 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Türk İşaret Dili'nin tarihçesiyle ilgili bilgilerimiz, işaret dili görsel bir dil olduğu ve dolayısıyla kâğıda geçirilmesi zor olduğu için oldukça kısıtlıdır. Asıl bilinmesi gereken tarihçeye göz atalım.

 Günümüzde Osmanlı İşaret Diliyle ilgili olarak yapılmış araştırmaların, neredeyse, tamamı yabancı araştırmacılara aittir. Bu araştırmacılar, o zamanlar Osmanlı Sarayı’na girme şansı bulan yabancı sefirler, müzisyenler, tacirler ve seyyahların anı kitapları, Sefaretnameler, Seyahatnamelerden yola çıkarak Osmanlı İşaret Dili’nin varlığı ve o yıllarda saraydaki ve İstanbul’daki ‘Sağır ve Dilsizler’in durumu hakkında bizi bilgilendirmişlerdir.Sağır ve Dilsizlerin, II. Beyazıd döneminden bu yana sarayın ve haremin çalışanları arasında yer aldığı bildirilmektedir.II. Mehmed döneminde ‘Sağır ve Dilsizler’in, cüceler ve soytarılarla birlikte, sarayda arz odası ve haremde çalıştıkları ve Zülüflü Ağalar adıyla kendilerine ait üniformaları ve düzenli aylıkları olduğu bilinmektedir.II. Selim, III. Mustafa, III. Mehmet, I. Ahmet, II. Osman dönemlerinde (1500 -1600) saraydaki ‘Sağır ve Dilsizler’in aktif görevleri vardır. Bu görevler sadece saray içinde sınırlı olmayıp saray dışıyla irtibat hâlinde çalıştıkları da kaynaklarda mevcuttur. Araştırmacılara göre, ’Sağır ve Dilsiz’ görevlilerin Padişah’a her türlü konuyu aktarabilecek bir işaret dilleri mevcuttu; hem kendi aralarında hem de Padişahla ve sarayın bazı işiten görevlileriyle rahatça fikir alışverişinde bulunabilmekteydiler. O yılların eğitim anlayışı içinde Sarayda çalışan her görevliye yapıldığı gibi ‘Sağır ve Dilsizler’e de mutlaka bir zanaat öğretilmekteydi. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde; “… Saray sağırlarının hızlı anlayışı/zekâsı herkesçe bilinmektedir; darbı mesel olmuştur ve sadece hizmetli olarak kalmalarına izin verilen harem dairesindeki gizli görüşmelerde hiçbir şey onların zekâ ve anlayışından kaçmaz…” demektedir. İstanbul’a gelen batılı seyyah ve tacirler, değişik meslek alanlarında (kılıç ustaları, sarık ustaları, hamam tellakları, berber vb.) esnaf olarak çalıştıklarını, rahatça birbirleriyle ve hatta müşterileriyle anlaştıklarını, o günlerin İstanbul’unun sosyal ve ekonomik hayatının bir parçası olduklarını ifade etmektedirler. Batılılar, İstanbullu ‘Sağır ve Dilsizler’in kanunları ve dinlerini biliyor olmaları konusunda duydukları şaşkınlığı, anılarına not etmişlerdir.

 Türkiye’de İşitme Engellilerin okullarının tarihi diğer yazımında bahsetmek istiyorum.  Hareketler kelimelerden daha fazla konuşur, daha çok şey ifade eder. Oscar Wilde

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Mobil
Müyesser Kuşçu 2020-06-05 21:21:17
Sevgili Gülizar hanım , uzun zamandır yazılarınızı keyifle ve ilgiyle takip etmekteyim.Kendim yorum yazamadığım için bu yorumu torunumun yardımıyla yazmak istedim.Ben de işitme engelli bir çocuğa sahibim.Yazdıklarınız benim için bu yüzden daha özel ve anlamlı.Köşe yazınızı okurken zaman zaman hüzünlenip çoğunlukla gülümsetiyorsunuz beni.Engelli birey ve ailelerine ses olduğunuz için teşekkür ederiz.Sevgiler.
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

İlan Gov Tr


E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
  ALIS SATIS
$ USD 6.8422 6.8545
€ EURO 7.6859 7.6998

Arşiv Arama
- -
Dumlupınar Gazetesi | Günlük Siyasi Gazete
© Copyright 2018 Dumlupınar Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Kütahya Dumlupınar Gazetesi
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Spor Haberleri
Futbol Haberleri
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Kütahya Haberleri
MHP Haberleri
CHP Haberleri
Genel Siyaset
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
FAYDALI LiNKLER
E-Devlet
M.E.B.
Kütahya Belediyesi
E-Lonca