BU GERÇEĞE HAZIRLIKLI MIYIZ?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Asrın Felaketi olarak bilinen, 17 Ağustos 1999 tarihinde merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan depremin üzerinden tam 23 yıl geçti. Geride kalan 23 yılda çok fazla sayıda farkındalık çalışmaları yapıldı. AFAD Kütahya İl Müdürü Ahmet Ali Artun yaptığı açıklamada, “Tedbir kültürünü bir yaşam biçimine dönüştürmek zorundayız.” dedi.

Kocaeli‘nin Gölcük ilçesinde 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de 7,4 şiddetinde meydana gelen ve 45 saniye süren Marmara Depremi 17 binin üzerinde vatandaşımızı hayattan koparırken 200 binden fazla insanın evsiz kalmasına neden oldu. 23. Yılında kayıplarımızın anıldığı 17 Ağustos depremi Kocaeli, SakaryaİstanbulDüzce ve Yalova‘da yıkıma yol açmıştı. Şehrimiz Kütahya’da bulunduğu konum itibariyle önemli deprem bölgelerinden biridir.  Kütahya İl Afet ve Acil Durum Müdürü Ahmet Ali Artun depremin ne zaman olacağını tahmin etmenin şu an bilimsel olarak mümkün olmadığına ve her an deprem olacakmış gibi tedbirli olmamız gerektiğine değindi.

“HER AN DEPREM OLACAKMIŞ GİBİ HAYATIMIZI ŞEKİLLENDİRMELİYİZ”

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Artun; “En çok dikkat etmemiz gereken, gerek resmi platformların gerekse bireysel anlamda vatandaşların konuyu ciddiye alarak tedbir alması gerektiğini düşündüğümüz, söylediğimiz, bildiğimiz bir afet türü deprem. Bu konuya bilimsel olarak yaklaştığımız zaman depremi önceden bilmek, şu gün olacak bugün olacak şu zaman olacak diye zamansal bir ifade kullanmak mümkün değil. Bilimsel olarak bu mümkün değil. Ancak biz, bu konuyla ilgili fay hatlarını gösteren deprem tehlike haritasını oluştururken bir döngüden bahsederiz. 100 yıl ve katlarından oluşan döngülerden bahsederiz. Bu fay hatları incelendiğinde belirli periyotlarda bahsedilen depremlerin olması muhtemeldir. Müneccimlik yapıp ya da bu konuyla ilgili fal bakıp yarın olabilir gibi bir şey söylemek mümkün değil. Ancak böyle bir şey mümkün değil derken de deprem olmayacağı anlamını çıkarmamak gerekiyor. Bu bilimsel bir gerçek, dünya gelişimini devam ettiren bir yapıya sahip ve bu depremler olmaya devam edecektir. Biz olacağından hareket ile tedbirli yaşamayı öğrenmek zorundayız. Tedbir kültürünü bir yaşam biçimine dönüştürmek zorundayız. Her an deprem olacakmış gibi tedbir alıp, hayatımızı ona göre şekillendirmek durumundayız. Biz ne kadar çok tedbir alır, bunu bir yaşam biçimine dönüştürür, kendi farkındalığımızı yükseltirsek hem kendimizin hem bizden sonraki nesillerin yaşamlarını, yaşam alanlarını daha güvenli hale getiririz. Farkındalık bireyden başlar. Eğer biz resmi platformlardan sorumluluklarını yerine getirmesini istiyorsak, bu beklentimizi hayata geçirmek istiyorsak önce kendimiz bilinçli olacağız. Bireysel farkındalıkta temsil ettiğimiz platformlarda bu sorumlulukları yerine getirebilmek için, kendimiz de bu konuda bilinçli olacağız ki o sorumluluğu yerine getirme ile ilgili bir yaklaşım sergileyebilelim. Oralardan hizmet alan vatandaşlar, bireyler olarak sorumlulukların yerine getirilmesi ile ilgili çizgileri iyi bilelim. Bireysel farkındalık çok çok önemli.” İfadelerini kullandı.

“TOPLUMUMUZ HAZIRLIK KONUSUNDA DAHA DİKKATLİ OLMALIDIR”

Uluslararası görevlerde de bulunduğunu ve diğer ülkelere göre bizim toplumumuzun afetlere hazırlık konusunda daha almamız gereken mesafelerin olduğunu belirten Kütahya İl AFAD Müdürü Ahmet Ali Artun, “Kütahya AFAD olarak sadece Kütahya’da yaşanacak afetlerde sahaya çıkan kurum değiliz. Bölgesel anlamda yaşanan afetlerde, ulusal düzeyde yaşanan afetlerde hatta sınır ötesinde Uluslararası alanlarda yaşanan afetlerde de görev alan bir kurumuz. Kütahya AFAD olarak da bu konuda hareketli bir kurumuz. Türkiye’nin neresinde bir afet yaşanırsa yaşansın görev isteyen ve bu istediği görevi alan ve afet ülkenin neresinde olursa olsun sahada görev almış bir kurumuz. Uluslararası görevlerde Kütahya AFAD olarak edindiğimiz tecrübeye baktığımız zaman toplumumuzun afetlere hazırlık konusunda daha almamız gereken mesafelerin olduğunu görüyoruz. Özellikle Marmara depremi bizim için dönüm noktasıydı, kırılma noktasıydı. Marmara depremi dönemini hatırlayanlar gayet iyi bilir, devletin sahaya 3 gün sonra çıkabildiği 7,4 büyüklüğündeki bu depremin sadece bir yerleşimi, bir şehri değil bir bölgeyi etkilediğini gördük ve genel olarak bütün afetzedelerin çok ciddi anlamda mağduriyet yaşadığını, kayıp yaşadığını gördük. Eğer biz kendimizi toplum olarak bu afetlere hazırlamış olsaydık bu kayıpları çok daha küçük boyutlarda atlatabilirdik.” dedi.

“DEPREM ÖNCESİ BİREYSEL HAZIRLIK ÇOK ÖNEMLİ”

Deprem öncesi hazırlık dönemine değinen Ahmet Ali Artun, “Afetler öncesinde, özellikle deprem öncesinde AFAD tarafından verilen Afet Farkındalık Eğitimlerine katılarak, bireysel tedbirleri öğrenmeli ve bu tedbirleri hazırlık olarak tüm aile bireyleri ile birlikte gerçekleştirmeliyiz.

  • Afet ve Acil Durum Aile Planı yapılmalı,
  • Yaşadığımız binaları güvenlik açısından sorgulamalı,
  • DASK (Doğal Afet Sigortası) yaptırmalı,
  • Evimizde, işyerimizdeki eşyaların yerlerini tekrar düzenlemeli,
  • Afet Acil Durum Çantası hazırlamalı,
  • Yaşam alanlarımızdan tahliyeyi öğrenmeli,
  • Toplanma Alanlarını öğrenmeli,
  • İlkyardım ve yangına müdahale eğitimi almalıyız.” diyerek, afetler öncesinde bireysel olarak yapılması gereken hazırlıklara dikkat çekti.

“HER AİLEDEN BİR KİŞİ AFAD GÖNÜLLÜSÜ OLSUN”

Afet meydana geldiği zaman bizi koruyacak ilk konunun, kendi hazırlıklarımız ve eğitim olduğunu belirten Ahmet Ali Artun, “Bireylerin önce kendini koruyabilecek farkındalık düzeyinde olması çok önemlidir. Bunun için AFAD’ın Afet Farkındalık Eğitimlerine katılmak, hatta AFAD Gönüllülük Sistemine dahil olmak hayat kurtarır. E-Devlet uygulaması üzerinden 10 saniyelik işlem ile başvuru yapılabiliyor ve AFAD Gönüllüsü adayı olunabiliyor. İlk modülde uzaktan eğitim, ikinci ve üçüncü modülde AFAD eğitmenleri tarafından yüzyüze eğitim ile afetlerde AFAD personeli ile birlikte sahada görev yapabilecek seviyeye gelinebiliyor. Bu sistemin en önemli katkısı, söz konuş eğitimlerin öncelikle kişinin kendisine, sonra ailesine, çevresine, şehrine… şeklinde hiyerarşik bir şekilde olumlu etki ve koruyucu katkı sağladığını görüyoruz. Bu nedenle mutlaka her aileden bir bireyin AFAD Gönüllüsü olmasını bekliyoruz.”

“DEPREM SİGORTASI ÖNEMLİ, KÜTAHYA EN KÖTÜ İSTATİSTİĞE SAHİP 13’ÜNCÜ İL”

Deprem öncesi hazırlık döneminin önemli konularından birisi olan deprem sigortası hakkında da açıklamalar yapan Ahmet Ali Artun, “Yapısal hasarlar ile ilgili telafi sistemleri var. Türkiye’de afetlerden kaynaklı yapısal hasarlarla ilgili zararları karşılayacak bir kurum var. Doğal Afet Sigortaları Kurumu kısaca DASK. DASK özel bir sigorta kurumu değil, yanlış anlaşılıyor. DASK, doğal afetlerle ile ilgili zararların tazmini için çalışan bir kurumdur. Ulusal düzeyde baktığımız zaman 20 milyon 32 bin konut var ve bunun yüzde 53,7’si sigortalı. 10 milyon 766 bin konut sigorta kapsamında poliçelendirilmiş. Kütahya’ya baktığımız zaman 175 bin konutumuz var 63 bin 340 konut sigorta kapsamında poliçelendirilmiş. Bu da oransal olarak yüzde 36,2’ye tekabül ediyor. Kıyasladığımız zaman bu oran çok kötü bir orandır. Gerçekten çok kötü bir orandır, neden? 81 ilin sıralamasına baktığımızda Kütahya en kötü istatistiğe sahip 13’üncü il durumunda bulunuyor. Afetselliğine baktığımız zaman en tehlikeli illerden birisidir, özellikle deprem yönünden. Bu poliçe oranının çok daha yüksek olması gerekiyor.” Şeklinde açıklamalarda bulundu ve tüm yapı sahiplerini DASK poliçesi yaptırmaya davet etti. YASİN PEHLİVANGİL

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
BU GERÇEĞE HAZIRLIKLI MIYIZ?

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin