Köşe Yazısı

BASIN MI BASMAYIN MI?

Basın mı, basmayın mı? Asın mı, asmayın mı? Bu durumda bilsem mi bilmesem mi, gülsem mi gülmesem mi? İç içe girmiş anlam küreleri… Dinleyin, okuyun, konuşun ve yazın… Dildeki bu dört beceriden birinin eksikliği iletişimde kopukluğa sebep… Yüz yüze kafa kafaya elele gönül gönüle yapılan buluşmalar sanal âleme yolculuğa mı çıktılar?  Günümüzde dijital basına evrilen sürümde ise “hepsi bir arada” keyfinde sosyal medya etkinlikleri… Z kuşağının zikzakları… A’dan Z’ye ucube bir çizgi…   Bu düşünce kırıntıları ile 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü… “Basın” deyince birilerinin üzerine basmadan, millî ve öz değerlerimize-menfaatlerimize, emek ve üretime ram olmuş kalemlere düşen görev, düşmeden ayağa kalkmanın mümkün olmadığını bilerek hep halktan ve Haktan yana olmaktır… Kalemlerin ve gönüllerin kırılmadığı, Devlet ve Milletini ve insani değerleri baş tacı yapan kalemlerin etkin olduğu bir basın özgürlüğü ile Milletimizin öz değerlerine basmadan emin adımlarla basa basa yokuşlar çıkılarak Basınımız işlevini doğru sürdürebilir…

Devlet ve Milletimizin bekâsını tehdit eden ve millî ve öz değerlerimizin törpülenmesine ve zedelenmesine sebep teröre müsamaha göstermek basın özgürlüğü kılıfında nefes alıyorsa eğer, bu bindiğimiz dalı kesmekle eş değer bir durumdur… Millî hassasiyetlerimizin ve aile-toplum yapımızın ve dirliğimizin hasar görmesine basın özgürlüğü adı altındaki hiçbir girişime ve oluşuma hoşgörü gösterilemez… Maalesef her meslekten çürük cevizler çıkabilmektedir. Öğretmen hata veya yanlış yaptı diye Eğitimi, polis hata veya yanlış yaptı diye Emniyeti, asker hata veya yanlış yaptı diye Orduyu, hâkim hata veya yanlış yaptı diye Adaleti, basın mensubu hata veya yanlış yaptı diye Basını suçlamak doğru olamaz. “Pirincin içindeki siyah taşlardan değil, beyaz taşlardan korkacaksın.” (Japon Atasözü). Bize düşen görev sağduyulu davranmak, derin düşünmek ve Devlet ve Milletimize taraf olmaktır…

1 – 7 Mayıs tarihleri arasında kutladığımız Trafik ve İlk Yardım Haftasında ve Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftasında Basınımıza büyük görevler düşüyor… Basınımız bu haftada özgürce insanlarımızın bilinçlenmesi için trafik-ilkyardım-karayolu güvenliği konusunda farkındalık oluşturma etkinliklerini seslendirmeli, bu işlevini basın özgürlüğünün tadını çıkara çıkara yerine getirmelidir mesela… Bunu öyle yapmalıdır ki okuyanın alâkasını cezbedebilsin… Haber değeri “insanın köpeği ısırması”na odaklanmamalıdır… Değerlerin sıradanlaştırıldığı bir platformda ilgi çekmek için taklalar atmak yerine fotoğraflardan ziyade akademik değer taşıyan yazıların çokluğunu tercih edenlerin çoğalması için çaba göstermelidir Basınımız… Görev sırası kimin demeden, sıra ve masa meselesi yapmadan gereken yapılmalıdır özellikle Basınımız tarafından…  Basınımızın günü kurtarmak için magazinsel davranması neticede okuduğunu anlayamayan ve algılayamayan sadece fotoğraflara göz atmayı gazete okuryazarlığı zanneden insanların çoğalmasını sağlayacaktır… Dildeki girdi (dinleme ve okuma) ve çıktı (konuşma ve yazma) becerilerinin ve hatta gönül dili becerilerimizin dâhil olduğu algılamaya ön verilmeli…   Akrebin zehrinden kurtulmak mümkün, ancak kalemin zehrinden kurtulmak çok zor… Bunun için millî düşünen beyinlere ve gönül ehline ihtiyaç var… Nefislerin pirim yaptığı, çıkarların dikkate alındığı bir hayatta insanımızdan beklentilerimiz ne ise basın özgürlüğünün de şablonu o olacaktır… Mesele insan meselesi… Mesele memleket meselesi… Mesele hem at koşturmak hem kalem koşturmak… Bir yılın haftalarını günlerini belli temalarla kutlarken harcadığımız vakit ve enerjiyi, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.S) “iki günü eşit olan zarardadır” düsturuna göre yapılandırsak ve ifade etmekten ziyade yaşasak her mesele kökünden çözülecektir aslında… Bu şuurla düşünelim ve değerlendirelim Hıdırellez’i (5-6 Mayıs), Kadir Gecesini (8 Mayıs) ve Anneler Gününü (9 Mayıs)…

Bas bas bağırıp “bas bas paraları zihniyetleri”ne dur demeliyiz; paraları basın ama hak edene ve ihtiyacı olana ve hak edenin ve ihtiyacı olanın onuruna basmadan doğruca/gizlice basın sevgiyle, diyebilmeliyiz…  Özgür Basınımızın dikkatini çekmek için kelimelere daha ne kadar basabiliriz ki? Birilerinin damarına basmadan, hızımızı alamayıp gaza basmadan, atıp tutmadan, ahkâm kesmeden, velhasıl kelam üzmeden, kırmadan, dökmeden, asmadan, çarpıtmadan, yanıltmadan, oynamadan kalemlerini akıllıca kullanan yürekli, ehil, milliyetperver ve vatanperver insanlara selam olsun…          Sevgi ve saygılarımla…

Zafer NEFER, 24.03.2021 12.25

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu