Köşe Yazısı

ENTELEKTÜEL OLMAK

ENTELEKTÜEL OLMAK

Bu makale 2021-02-05 13:53:32 eklenmiş ve 2255 kez görüntülenmiştir.
Zafer Nefer

İngilizce’de “wow” (vav) kelimesi hayret ifadesi olarak, Türkçe’de “vay be” /“Fesuphanallah” (Allah’ı her türlü noksanlardan ayrı tutarım anlamında Arapça/Osmanlı Türkçesi sözcük, şaşma belirten bir ünlem) diye aktarılabilir. İngilizce olan bu kelimeyi Arapça/Farsça/Osmanlı Türkçesi’ndeki vav و harfi ile alakası olmadığı halde latife olarak bağlantı kuralım… Kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim elif ا’le başlar. OKU (أ ر ق ا ikra*). Manayı bilmeyenler “vav و” diyemez “vay” der. Buna anlamca vaveyla denir. Yani “vav و” olamadıkları için feryat ederler. “elif ا” ve “vav و” anlamı hakkında birçok görüş vardır. “vav و” kâinatı, “elif ا” harfi de kâinatın anahtarı anlamına gelir. “elif ا” her daim dik ve güçlü olmayı temsil eder… Ne mutlu “elif ا” ve “vav و” olabilenlere…

Özbek Türkçesi’nde öğrenciye “okuyucu”, öğretmene de “okutucu” denmekte. OKU kavramının izdüşümüne uygun anlam yüklemesi. Bir bakıma “Öğretmen” adeta “öğretmem” çağrışımını körükleyen olumsuzluk anlamı ile yüklü. “Öğreten” neden denmemiş? Ayrı bir açmaz. Her eskimez eskilerimizi atarak türetilen kelimelerde sanki olumsuzluk harcı var. Burada önemli olan Oku/İKRA (Alak Suresi 1. Ayet*) kavramı… Mesele okuryazar olmanın ötesinde… Okuyan ve yazan olabilmek… Okumayan ve yazmayan okuryazar sayısı medeni olmak için yeterli mi? Bilim sanat kültür ve teknoloji birlikteliği ile uygar olmak mümkün. Medeni insan ilim ve irfan ehli olacak… Medeni insan sanatkâr olacak… Medeni insan evrensel ve Milli kültür değerlerine vakıf olup öz değerleri ile harmanlayabilecek… Medeni insan teknoloji ile doğru bir şekilde iştigal edip teknolojiyi iyi kullanabilecek… Kısacası medeni bir insan edep sahibi aydın/münevver (entelektüel) olacak… Entelektüel olmak… Kalem ve âlem, OKULun o kul (birey) ile harekete geçeceği sihirli kelimeler… O kul ki, gönül eri… O kul ki, ilim-irfan ile yoğrulan eğitim ordusunun neferi… Her birimiz, “Ya öğreten/âlim, ya öğrenen, ya dinleyen ya da bunları seven ol. Sakın beşincisi olma (ilme ve ilimle meşgul olanlara nefret duyma), helâk olursun!” (Hadis-i Şerif) buyruğuna tabi ve bu buyruğu tatbik eden neferler olmalıyız… Kütahya’mızda VAHİD PAŞA İl Halk Kütüphanesi’ni (http://www.vahitpasa.yek.gov.tr/ http://www.kutahyakutup.gov.tr http://koha.ekutuphane.gov.tr/cgi-bin/koha/opac-main.pl) ziyaret etmek ve müdavimlerinden olmak gerek… Ayrıca Kütahya Belediyesi’nin de Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) vb. sivil toplum kuruluşları ve resmi kurumlarla işbirliği içinde DİJİTAL KÜTÜPHANE kurmasını ve Kütahya’da yaşayan herkesi, hatta Türkiye’deki ve dünyadaki okuyan ve yazanları üye yapmalarını diliyorum… Bilhassa öğrencilerimizin Kütahya Dijital Kütüphanesi’ne üye olmaları sağlanmalı ve okudukları kitap sayısı ve okudukları kitaplar ile ilgili yaptıkları yorumlara göre indirimli ya da ücretsiz bazı hizmetlerden yararlanmaları sağlanmalı… İnsanımızın okuyan, yazan; üreten, uygulayan; düşünen, soran-sorgulayan-çözüm üreten; edep sahibi gerçek entelektüel olması olmazsa olmazımız… Sonrası çorap söküğü… Problemleri problem olmaktan çıkaran, sorunların değil çözümün bir parçası olan kafalara ihtiyacımız var. Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle “zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ” şuurunda olan, “kim var! ” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert “ben varım! ” cevabını verici vizyon ve misyon sahibi aksiyoner genç kafalara ihtiyacımız var. Güzel Kütahya’mız için elele gönül gönüle verelim… Selam, sevgi ve saygılarımla.

 

*Hz. Muhammed (A.S.) Miladi 6 Ağustos 610 / Hicri Ramazan ayının 27. gecesi (Pazar-Pazartesi) tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir şekil görmüş; o zamana kadar hiç karşılaşmadığı bu nuranî varlığın (Cebrâil) kendisine seslendiğini duymuştur. Hz. Muhammed (A.S.) olayı şöyle anlatır: “Melek bana okumamı emretti. Kendisine okuma bilmediğimi söyledim. Beni kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı; sonra ‘oku!’ dedi. Ben yine, ‘Okuma bilmem’ dedim. Beni tekrar kollarının arasına aldı, kuvvetle sıktı ve ‘oku’ diye tekrar etti. Ben yine ‘Okuma bilmem’ dedim. Üçüncü defa kollarının arasına alıp daha kuvvetlice sıktıktan sonra bıraktı ve şöyle dedi: “Yaratan Rab’binin adıyla oku; O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yarattı. Oku! Rab’bin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretmiştir.” (bk. Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 3; Müslim, “İman”, 252).

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu