Köşe Yazısı

Gönüllerde Yankı Uyandıran Ney

İnsan, tüm yaşamı boyunca,  bu yüce varoluşta küçük bir detay, bir tanımlayıcıdır. Hangi canlı bir diğerinden üsttün olabilir, insanoğlu en çok konuşmaya ihtiyacı olduğu zaman susar.  En çok sevdiğimiz kişileri kalbimizde yaşatırız, Bazı sesler duygularımıza yön verir, kulaklarımızda yankılanır ve farklı bir hayalin içinde misafir eder. Gönül de yer alan huzur kelimesinin sayfalara sığmayan halidir.

İlk olarak Sümerlilerde döneminde görülen neyle ilgili bilinmeyen bir rivayet anlatır.  Neyle ilgili rivayette, “Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet (S.A.V)’in arşa çıktığında Allah (c.c)’ın bir sır söylediğini ve bu sırrın anlaşılmadığı yönündedir. Daha sonra bu sırrı Peygamber Efendimiz,  Hz Ali (r.a)’ye söyler. Bu sır Hz Ali’ye ağır gelince bir kuyuya sırrı anlatır. Kuyudan yıllar sonra bir kamış çıkar ve bu kamıştan bir çoban ney yapar ve üflemeye başlar. Günler sonra bu sesi Peygamber Efendimiz duyar ve ‘Bu neyin çıkardığı ses Cenab-ı Allah’ın bana söylediği sırra benzer’ der. Neyle ilgili olarak bilinen en çok rivayet budur. Sırrı anlamak dile getirmek zordur.  O sırra erebilmek ya da o sırrı taşımak. İnsan bastırdığı duyguların esiri olur. Bu sırrı anla ve ney sesine kulak ver.

Bir müzik aleti için kullanılan çalmak yerine, ney için üflemek tabiri kullanılır. Burada üflemenin mecazi bir anlamı vardır. Kaynağını İslam’da Allah’ın insanı yaratırken insan ruhunu üflemiş olmasından alır. Bu mecazdan etki oluşturan bir unsur da; flüt çalarken “Tü”, yan flüt için “Fü” seslerinin ağızdan çıkması gibi ney üflenirken ağızdan “Hû” sesi çıkarılmasıdır. Hû, tasavvufta “O” demektir. Sesi uzun süre dinleyin. Kulak verin; anlamaya çalışın, sır kendi perdesini bir gün size de aralar.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu