Köşe Yazısı

NEFSE HÂKİMİYET ve MİLLÎ HÂKİMİYET

Millî olmadan, vatan sevdası olmadan yapılacak çalışmalar ve emekler, boşa kürek çekerek zamanı ve mekânı manasız işgal etmektir… Tarihimizi doğru referanslardan/kaynaklardan tahlil ederek akademik araştırmalara ve öğrenmeye muhtacız… Devlet ve Milletimizin bekası Millî Hâkimiyet ile mümkün… İstanbul’da Çırağan Sarayı’nın 1910’daki yangında harap olmasından sonra 1913-1920 yılları arasında Meclis-i Mebûsan* ve Meclis-i Ayan binası olarak kullanılan Cemile Sultan Sarayı’nda 28 Ocak 1920’de Meclis-i Mebûsan* 168 üyesinden 162’sinin katılımıyla yaptığı gizli oturumda “Misak-ı Millî”yi kabul etti. İstanbul’un İngilizler tarafından 16 Mart’ta işgali üzerine, Meclis-i Mebusan 18 Mart 1920’de son kez toplanarak, Meclisin süresiz olarak tatil edilmesini kararlaştırdı… İşgal güçlerinin baskısıyla, 11 Nisan 1920’de resmen kapatıldı. Milli Mücadeleye Anadolu’da devam edilen vetire/süreç… Ankara’da 23 Nisan 1920’de, Hacıbayram Camisi’nde Cuma namazı kılınıp, kurbanlar kesildikten sonra ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara’nın Altındağ ilçesinin Ulus Meydanı’nda bulunan İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binada açıldı… Millî Hâkimiyetimizin temellerinin atıldığı ilk Türkiye Büyük Millet Meclisimizi, Misak-ı Millî kararlarının hayata geçirilmesi gayretlerini ve Millî Mücadele ruhunu idrak etmek, anlamak ve uygulamak son derece mühim…

Ne zaman dedikodu seviyesini aşıp araştırma ve inceleme düzeyinde seviyeli davranışlar sergileyebilir hale gelebilirsek ve Millî şuur ile hareket edebilirsek o zaman gerçekten Millî hâkimiyet/egemenlik söz konusu olabilir. Kâğıt üzerindeki mükemmel sonuçlar ile değil, uygulamadaki sonuçlar ile birincil derecede ilgilenmeliyiz… Bu sebeple her durumda ve her şartta samimiyetle/içtenlikle yapılan bir işin başlangıcı acı ve keder de olsa sabrettiğimizde neticesi güzel ve zafer olacaktır… Kişiye düşen, sabırlı olmaktır. Bilim, sabırla elde edilir. Samimiyet/içtenlik ile korunur, paylaştıkça çoğalır, çalıştıkça gelişir ve kaydedildiğinde kalıcı olur.  İyi dinleyen, iyi konuşan, iyi yazan ve iyi okuyan fertler olmalıyız… Maksadın akamete uğraması, her birimizin iliklerimize kadar hissedeceği derdimiz olmalı. Yarım adamlardan ve sahteliklerden kurtulduğumuz gün, Millet olarak çağdaş uygarlık düzeyini aşacağımız, çağlar üstü medeniyete kapı açacağımız gündür. “Dün dündür, bugün bugün” anlayışını yıkıp; düne, bugüne ve yarına sahip güçlü beyinlere sahip olduğumuzda, beyin göçü, yerini beyin gücüne, gücümüze terk edecektir. Gerçek anlamda Millî olmak ve Millî hâkimiyet buna bağlı…

İnsan, her ne ise, karşısındakini ya da karşısında olduklarını değerlendirirken, kendini; onun veya onların aynasında görecektir. Kendini uzman ya da etkin ve yetkin gören bu zavallı mantık ile neyi ne kadar ve nasıl anlayabiliriz? Düşünce çilesini çekmeden, ham olmaya devamdır sonuç. Yanmak ve pişmek lazım…  Egemenliğin tesisi, akılların kiraya verilmemesine bağlıdır. Tek yüzlü olmak bu… Özümüze, sözümüze hâkim/egemen olalım ki, Millet olarak hâkim/egemen olabilelim… Kendimizden başlayarak, elde edeceğimiz egemenliğimizi yitirmemek ve sürdürülebilir kılabilmemiz, bilgili ve donanımlı olmamıza ve en önemlisi öz değerlerimize sahip çıkmakla mümkün. İçi dışı bir, özü sözü bir olmak… Her zaman doğruyu söyleyen, kendine zarar geleceğini bilse, yine de doğruyu söyleyen olmak… Başkalarından geçinmemek… Ölesiye öğrenen, ölesiye öğreten ve ölesiye öğrendikleri öz değerleri yaşayan canlara can kurban… Bizi her yerde güçlü kılandır öz değerlerine bağlı gönlümüz, dilimiz ve elimiz…

Kim kime egemen/hâkim? Kim kime adil ve merhametli? Görünmeyen kimliğimizdeki beyaz kalemle yazılmış rengi beyaz olan yazıları bir görebilsek… “Görenedir görene, köre nedir köre ne?” atasözünü beyinlere ve gönüllere mıhlamak gerekiyor… Mesele nefse hâkimiyet ve millî hâkimiyet…  Nefsimize hâkim olalım… “Sana gelen iyilik Allah‘tan, her kötülük ise nefsindendir.” (Nisa 79). Devlet ve Milletimize sahip çıkalım. Millî egemenliğimizden taviz vermeyelim…  Hayatımızda Millî hâkimiyet esas; hakhakkaniyetadalet kıstas; “Vatan sevgisi imandandır.”  (Hadis-i Şerif) mikyas olmalı…  Selam, sevgi ve saygılarımla…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu