Köşe Yazısı

NEYE İNANIRSANIZ, ONU YAŞARSINIZ

Aklımızdan geçen düşünceler zamanla yaşamın içinde karşımıza çıkıyor.  Günlük hayatta stresli olduğumuz zaman elimize taktığımız bileklik, sayesinde stres azalmaya başlar mı? Ya da aniden korkan birine korku suyu içirdiğimizde, korkusunu yenmesine yardımcı olur mu?

Bu düşünce şekline bakıp hemen hurafe deyip geçmeyin. Eğer yeteri kadar inanırsanız, sahte ilaçlar ve uygulamalar da işe yarayabilir.  Bu yöntemin tıp dünyasında adı “plasebo”. Latince olan bu kelime “memnun etmek “anlamına geliyor.  Sen de bunu yapabilecek yetenek var, ben buna kesin inanıyorum.  Bu şekilde konuşulduğu zaman aslında, tıbbi olarak etkisi olmayan sahte ilaçların hastanın iyileşmesine yönelik bir etkisi olmaya başlıyor. Uygulamaların kişinin kendisini daha iyi hissetmesine neden olan etkiye placebo denir.  Farkında olmadan gün içerisinde bir şeyleri 40 defa söyleme başına gelir şeklinde düşünebiliriz. Mesela en yakın arkadaşınız bulaşıcı bir deri rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılsa, bir zaman sonra ellerinizde kaşıntı olmaya başlayabilir.

Plasebo yöntemi yüzyıllar boyunca hekimler tarafından kulllanılmış. Hasta bu aşamada hastalığına iyi geleceğini düşündüğü bir ilacı aldığını sanırken aslında tuzlu su- şeker tabletleri- zararsız maddeler içeren sahte kapsüller vb. almaktadır. Beklenen gelişme, bilimsel gerçeklere göre hakiki ilacı alanların gösterdiği iyileşmenin çok daha fazla olmasıdır. İşte asıl gizem bu sonuçlarda görülür ki  sahte plasebo ilacı alan hastaların iyileşme oranı gerçek ilacı alanlarla neredeyse aynıdır.  İlaç firmalarının korkulu rüyası olan bu deneyler, farmakoloji(ilaçbilimi) dışında salt plasebo etkisinin araştırılması için de yapılmıştır. Tıp ve farmakoloji literatüründe yer alan ilginç örneklerin sayısı epeyce fazladır ve Plasebo etkisi, bugün bilimin çözemediği önemli on olayın içinde yer almaktadır.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu