Köşe Yazısı

SÖZ VERİNCE…

Daha önce birkaç defa eşeğini almış sakatlayıp, dövülmüş olarak geri getiren, sözünde durmayan, emaneti hor kullanan komşusu tekrar Nasreddin Hocaya gelip eşeğini ödünç istediğinde Hocanın cevabı malum: “Kusura bakma komşu, eşek burada yok!” Komşusu geri dönmek üzereyken ahırdaki eşeğin anırmaya başlaması ve Hocaya: “Hocam, hani eşek burada değildi?” dediğini ve Hocanın da: “Bu yaşımda aksakalımla benim sözüme inanmıyorsun da, eşeğin sözüne mi inanıyorsun?” diye karşılık verdiğini hepimiz gülerek hatırlarız…  Bu fıkradan alınan bilindik dersin dışında söylenebilecek aykırı düşünceler de olabilir… Komşu mu haklı, Nasreddin Hoca mı haklı, ne kadar haklı? Hoca doğruyu kendine özgü nüktedanlık ile söyleyip ama yine de eşeğini vermeyeceğini dillendirseydi keşki… Kim bilir belki fıkranın gerçek formatı böyledir… Ünlü ya da ünsüz her bir kişi tarafından söylenen sözün filtrelenmesi/süzülmesi, doğruluğunun sağlanması bakımından tahlil/analiz edilmesi, soruşturulması/tahkik edilmesi ve sorgulanması önemli…

“Söz senet” sözü ne derece doğru? Elbette söz ağızdan çıkana kadar bize âit; söz ağızdan çıkınca biz ona âitiz, tâbiyiz… Ancak söz uçar, yazı kalır… Ölüm var kalım var… Sözü yazıya evirmek güvensizlik değil, söz verene ve sözü tutana, sözü dinleyene ve özellikle sözün yerine getirilmesinde önemli bir güvence… “Verdiğiniz sözü yerine getirin, çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.” (İsrâ, 34)… “Ey îman edenler! (Söz verdiğiniz zaman) sözleşmeleri yerine getirin!” (Mâide, 1)… Her insan ahde vefa göstermek, ağzından çıkan sözün arkasında durmak ve ona sâdık kalmak ile mükellef… Verilen her sözde yerine getirilmesi gereken bir hak söz konusu… “Münâfığın alâmeti üçtür. Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz ve kendisine bir şey emanet edilince ihânet eder.” (Buhârî-Müslim-Nesâî-Tirmizî) “Hatta “Oruç tutsa, namaz kılsa ve müslüman olduğunu iddia etse de”. (Müslim)… Kutsal öğreti çok net… “Ey îman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında nefret olunan bir davranıştır.”    (Saf, 2-3)…

Sözünde durmak, verilen vaat… Vaat karşılıklı akitleşerek geleceği bunun üzerine konuşlandırma eylemi… Herhangi bir konuda, kendimize veya başkalarına verdiğimiz sözü tutmak, vaadimizi yerine getirmek… Verilen sözün tutulması, yapılan vaadin yerine getirilmesi cemiyette hepimizi birbirimize yaklaştıran, birbirimizi sevmemizi sağlayan olmazsa olmazımız… “İnsan bir ağaca benzer, kökü ahdinde durmaktır.”  (Hz. Mevlana)… Söz vermeden önce verilen söz zihnimizde ve gönlümüzde süzülmeli, acele ile maksadını aşan söz olarak ağzımızdan dökülmemeli… “Söz verirken acele etme, çünkü söz namustur.” (Hz. Ali)… Aslında, konuşmak yerine harekete geçmek, anlatmak yerine göstermek ve söz vermek yerine yapmak gerek… Söz kalabalığı/laf-ı güzaf*/dedikodu ve hadiseler ile meşgul olmak yerine düşünce/fikir planında kalmak ve tatbik etmek en geçerli çözüm… Ağzı olan konuşunca, dinlemeden, algılamadan ve anlamadan konuşunca sorun yumağı büyür de büyür… Ne söylendiği, sözün nasıl söylendiği, sözün kime/neye söylendiği, sözün nerede söylendiği mühim… Sözü kalıcı kılmanın yolu ise kaydedilmesi/yazılması, belge haline dönüştürülmesi elbette… Ay tutulması, güneş tutulması… Ne güzel sözün tutulması ve sözün yerine getirilmesine tutkun olunması… Ne mutlu kendine zarar geleceğini bilse yine de sözünü tutana, doğrudan ayrılmayana, sözünün eri olana ve hakkı baş tacı edene… Ne mutlu haksızlık karşısında susmayana; edep ile sükûtu altın, sözü gümüş bilip söz verene; sözü yere ve ayağa düşürmeyene, söz verip tutana; sözünün gereğini yapana… Ne mutlu söz taşımayana; hak için sözünü sakınmayana; haksızlık karşısında sözünü esirgemeyene; sözünü geri almayana… Söz konusu olan sözün tutulmasında söz sahibi olan söz ustasının laf/söz cambazlığı yapması değil; sözün tartılması/ölçülü konuşulması… Önemli olan söz vermenin yetmeyeceği, sözün tutulması ve yerine getirilmesi için eyleme geçilmesi

Dinlediklerimizin, okuduklarımızın, öğrendiklerimizin ve neticede uyguladıklarımızın, yaptıklarımızın bize ait veri haline gelmesi; konuşmakla, yazmakla, nihayetinde yapmakla ve yaşamakla mümkün… Söz ehline, sözünün eri olanlara selam… Söylensin akıllarda tutulması gereken tılsımlı kelam… Sözüm ona nefislere söylenmesi gereken söz: Sözüm söz, verince birine söz, bilirim bu benim için yerine getirilmesi gereken son ve tek söz… Selam, sevgi ve saygılarımla.

* laf-ı güzaf: anlamsız, gereksiz, boş söz

Zafer NEFER, 01.07.2021 00.15, Kütahya

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu