Köşe YazısıManşet

Yaşam üzerine notlar

Hayattan sürekli şikâyet ederiz, çalıştığımız şartlardan, kafamızda çözemediğimiz her şeyden şikâyet ederiz, mutluluğu ufak şeylerde saklamayı bilmeyiz, kırılmasını istercesine cam şişelerde saklarız, ama camın yansıyan yüzünü görmeyi unuturuz. Şikâyet etmek için aradığımız nedenler sonrasında ayna gibi  gerçekleri yüzümüze vurur. Her sabah gönülsüz başladığımız günün sonunda bitti dediğimiz anlarda, bıraktığımız duygusal yanımızı hep göz ardı ederiz. Hayatımız belirli bir rota da giderken değişiklik yapmayı akıl edemeyiz,

ya da kolay gelmez. Sabahın erken saatlerinde camı açarız ve içeri giren temiz havayı, içimize çekmekten bizi mahrum eden neydi? Sevdiklerimize selam vermeyi, gülmeyi unuttuğumuz ve gizlediğimiz acılarımız … Mutluluğu çok gördük, müzik dinlemeye o kadar odaklandık, yanı başımızda dostumuzu unutur olduk, Gerçek hayatta olan her şey rüya gibi geldi ve gitti, belki uyandık sandık; ama uyanamadık, yeni gün bitti; ya da başlarken biz yetişemedik ve  yorgunluğa yenik düştük. İmkansızlık yoktu aslında sadece yeniden başlamak gerekiyordu.  Yeniden her şeyi sevmek ve güzel bir gülüş…

Çocukluğundan itibaren sürekli birilerinin koyduğu hedefler peşinde koşmaktan yaşamayı unutan modern insanlarız biz. Yetinmek bilmeyen bir toplum içindeyiz, Sürekli yeni bir hayal var ama yetmiyor. Para ya da statü sahibi olduğumuz zaman belirli bir yaş üzerinde oluyoruz. Yaşanmadan harcanmış yıllara bakıp derin bir pişmanlık duymaya devam ediyoruz.

Yaşınız kadar yaşamadığınız gerçeği ile eninde sonunda bir gün karşılaşacaksınız. Ne kadar erken fark ederseniz, boşa geçen bir ömür yerine her saniye  sizin için daha değerli olacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu