Kütahya

KÜTAHYA’NIN ELMAS İŞLEMECİLİĞİ TESCİLLENDİ

Babasından kalma 150 yıllık dükkanda elmas takıları, günümüzde motif motif işleyen ve elmas işlemeciliğinde atalarından gelen zanaatı 8. kuşak olarak yaşatmaya çalışan Doğan Şapçı; “Kütahya'nın Zanaat ve Halk sanatları alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na girmesi ve bu alanda Türkiye'de tek tescilli şehir olması ile birlikte bizim zanaatımız da tescillenmiş oldu." diye konuştu.

Babasından kalma 150 yıllık dükkanda elmas takıları, günümüzde motif motif işleyen ve elmas işlemeciliğinde atalarından gelen zanaatı 8. kuşak olarak yaşatmaya çalışan Doğan Şapçı; “Kütahya’nın Zanaat ve Halk sanatları alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na girmesi ve bu alanda Türkiye’de tek tescilli şehir olması ile birlikte bizim zanaatımız da tescillenmiş oldu.” diye konuştu.

1500’lü yılların başından itibaren Osmanlı saraylarına gönderilen kumaşlardan takılara pek çok malzeme Kütahya’da işlenip gönderilirmiş. Osmanlı’daki bu geleneği Kütahya’da  devam ettirmeye çalışan Doğan Şapçı, 13 yaşından beri elmas işlemeciliğinin hayali olduğunu ve o günden bugüne hayalini gerçekleştirmeye çalıştığını söyledi.
Atalarımızdan kalma elmas işleme sanatının başlagıç noktasının Kütahya olduğunu belirten Şapçı; “Osmanlı kültürünü atalarımızdan bize kalan kalıplar ile birlikte yaşatmaya çalışıyoruz. Kütahya’nın,  Anadolu’nun eyalet merkezi olduğu dönemlerde Kütahya elmas işlemeciliği alanında tek merkezdi. Onun içindir ki bu elmas takılar halkımızda bulunuyor, ben de kendilerinden alarak kalıplarını çıkartıyorum ve eskitme usulü ile kendi üretimlerimi yapıyorum.” dedi.
TÜBİTAK onaylı teknik ile üretimlerini yaptığını söyleyen Şapçı, “Elmas işlemeciliği, 700 yıldır devam etmektedir. Benim sadece Osmanlı takıları üzerine ve antik restorasyon üzerine araştırma ve geliştirme çabalarım oldu. Kütahya’da, bu yöresel takılar adettir. Evlenen kardeşlerimize Osmanlı arşivinden gelen takılardan olan; mekik, divanhane,  gümüş kemer, elmas gerdanlık, akarsu gerdanlık, çember gerdanlık, titreyen kuş gibi çeşitli takıları temin ediyoruz.” dedi.
“ÜRÜNLERİMİ BEN DEĞİL, MÜŞTERİLERİM SATIYOR”
Hürrem Sultanın takılarının Kütahya’dan temin edildiğini belgelerle ispatlayan eski Vali Yardımcısı Mustafa İngenç’e teşekkür eden Şapçı; “Bu belgelerin asıllarına sadık kalarak atalarımızın yaptığı usulle argemi tamamladım. Bu şekilde üretimimi ve restorasyonumu yapıyorum, en azından Kütahyamızın Türkiyemize, yurt dışına tanıtımında herhalde bir parça katkım olmuştur.
Takıların orijinal şekline sadık kalmaya çalışıyorum. Orijinalinin kalıplarını alarak, bire bir aynısını yapmaya çalışıyorum. Alaturka restorasyonunu yapıyorum, eskitmesini yapıyorum. Zaten müşterilerimiz, yaptığımız ürünleri birbirlerine tavsiye ederek yeni takıların satılmasını sağlıyorlar. Böylece ürünlerimi ben değil, müşterilerim satıyor.” dedi.
Takıların işlenme aşamalarından bahseden Şapçı; “Müşteriden gelen ürünün mum tekniğiyle kalıbını alıyorum. Bu kalıbı alçıya döküyorum, fosilleştiriyorum. Sonra pandograf işini yapıyorum. Takıların uzun süre dayanabilmesi için kendi malzemelerine sadık kalıyorum ve aynı madeni kullanıyorum. Taşlarımız Belçika’dan geliyor, zümrütlerimiz,  yakutlarımız sertifikalı bir şekilde yurt dışından geliyor.” dedi.
OSMANLI’NIN TERCİHİ, ELMAS 
Doğan Şapçı, Osmanlı geleneği olan bu takılardan, saraylarda en çok Divanhane Çivisi’nin tercih edildiğini, saray kadınlarının ise en çok tercih ettiği takıların çubuk gerdanlık, akarsu gerdanlık ve çember gerdanlık olduğunu söyledi.
En çok tercih edilen taşların zümrüt, yakut ve elmaslar olduğunu söyleyen Şapçı; takıların hepsini çok sevdiğini, birbirinden ayırmadığını, onları evlatları gibi gördüğünü söyledi.
CANSU AYDEMİR 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu