Meslek Günlükleri

Uzun bir aradan sonra söze nereden başlamalı, alıştığımız cümlelerden ziyade farklı bir deneyimi ele alalım; Kafamızın içinde unutamadığımız insan yüzleri ya da zaman zaman sonucunu merak ettiğimiz yarım kalmış olaylar neden zihnimizden silinmez? Uzun süredir araştırıyorum.
Meslek hayatım boyunca acaba şu işi mi yapmak daha iyi yoksa diğer iş mi? Karar alamadığım süreçlerde diğer şıkları tekrar düşünmek normal bir durum mu? Aslında farkında olmadan yarım bıraktığımız hiçbir şeyi beyin unutmaz. Bir şekilde aklımızda zaman zaman yer eder. En büyük örneği vedalaşmadan ayrıldığımız arkadaşlarımız… Onun her hareketini hatırlarız. Sürekli aklımıza gelir. Öncelikle bu konuyu ele alalım: Zeigarnik etkisi, tamamlanmamış, bölünmüş, ya da yarım kalmış görevlerin veya yaşananların, tamamlananlara göre daha kolay bir şekilde hatırlanmasını ifade eden psikolojik bir fenomen kavramdır. Yani sürekli bir şeyleri yarım bıraktığınızı düşünüyorsanız, bunun nedeni beyninizin tamamlanmamış işleri hatırlamak konusunda daha seçici olması olabilir!
Kendi adıma yıllardır gazeteci olarak çalışıyorum ve bir noktada yarım bıraktığım düşünceler zihnimde beliriyor.Bu arada tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.
Bu konuları neden ele alıyorum; karşımızdaki insanları ne kadar dinliyoruz?
Birini gerçekten dinlediğimizde tatmin getiren, derin ilişkiler kurabiliyoruz, çünkü karşımızdakini anlamaya istekli olduğumuzu gösteriyoruz. Ne kadar maddi güç sahibi olduğunuz bile dinleme kapasitemizi etkiliyormuş! California Berkeley Üniversitesi’nden Dacher Keltner, üniversite öğrencileriyle yaptığı araştırmada, göz teması, başını sallama ve gülümseme gibi ilgi gösterme işaretlerini varlıklı öğrencilerde daha az olduğunu gözlemlemiştir. Daha yoksul ailelerden gelenler daha ilgili, sıcak ve canlı bir tavır sergilemişler. Fakat şöyle bir ayrım da var: Dinleme davranışı, statüye göre değişiyor.
Richard Nelson- Jones, duymak ile dinlemek arasındaki farkı şöyle açıklıyor; Duymak, çevredeki sesleri alıp ne anlama geldiğini yorumlamaktır. Dinlemek ise söylenenin ne anlama geldiğini eksiksiz olarak anlamaya çalışmaktır.
Toplumda önemli sorunlardan biri; iyi bir dinleyici değiliz,o zaman bir gün gerçekten “dinleyici” diye bir meslek olur mu? Aslında gazeteciler iyi bir dinleyici ama biz problemler olmadığı müddetçe kimsenin aklına gelmeyiz. Unutmayın; Herkes en çok sizi dinler ancak çok az insan gerçekten dinleyebilir.
Bizi dinlemekten alıkoyan sosyal medya kanalları yani birden fazla iş yapma isteği olduğunu biliyor muydunuz?
Multi- tasking(çoklu görev ya da görev geçişi)
Mesela bir gencin odasında kitap, tv ekranı, oyun konsolu arasında hızlı değişmesi çoklu göreve örnek. Öncelikle sosyal medyalardan uzak teknoloji önemlidir. Unutmayın; alma-verme dengesini hibrit bir model izliyor: almak, başka insanların sadece kendi kazancın için kullanma. Vericiler için güven inşa etmek zaman alıyor, ancak zamanla ilişkilerini ve prestijlerini arttıran bir başarıya ulaşıyorlar. Toplumun tek ihtiyacı dinleyen ve duyan insanların varlığını bilmek; ancak o zaman alma ve verme dengesi kurulacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülizar Horoz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Dumlupınar Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Dumlupınar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Dumlupınar Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Dumlupınar Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.