İBN HALDUN’U ANLAMAYA ÇALIŞMAK

“Kendi Semasında Tek Yıldız”

Merhum Cemil Meriç, onun için böyle diyor Umrandan Uygarlığa isimli kitabında…

Ortaçağın karanlık gecesinde muhteşem ve münzevi bir yıldız…

İbn Haldun.

Medeniyet tarihinin ve sosyolojinin kurucusu.

Sadece bu kadar mı!

Siyaset ve devlet adamı, felsefeci ve şair.

Tunus, Fas, Endülüs, Dımışk (Şam)…

Ve 1406’da Mısır’da son bulan 75 yıllık ömür.

Ondan kalan en önemli eser İbn Selame kalesine kapanarak yazdığı Târihü’l-İber.

İbn Haldun’un insanlık tarihine armağan ettiği bu muhteşem eserin ilk iki cildini oluşturan Mukaddime ise bir beşerî ilimler ansiklopedisi.

Bu yazıda, sütunlarımızın elverdiği ölçüde, merhum Cemil Meriç’in tespitleriyle İbn Haldun’un fikir dünyasında dolaşıp onu anlamaya çalışacağız.

Bu parlayan yıldızın titreyen ışıklarından bakın ne hazineler saçılıyor:

İbn Haldun’a göre zenginliğin kaynağı ticaret değil üretimdir; üretim ve nüfus.

Nüfus arttıkça talepler de artar; talepler arttıkça yeni iş kolları ve yeni zanaatlar ortaya çıkar.

Talep arzı yaratır, arz talebi...

Şehir ne kadar kalabalıksa halk o kadar müreffehtir ve zanaatlar da o kadar itibar görür.

Kalabalık şehrin dilencileri bile zengindir.

Az gelişmişliği veya toplumsal krizleri Allah’ın iradesiyle veya dış güçlerle izah etmek kandırmacadır.

Çöküşlerin sebebi içinde yaşadığımız toplumun iç yapısı, hayat tarzı ve tavrıdır.

Eğitim konusunda da bugüne ışık tutacak şeyler söylüyor İbn Haldun:

Bir şeyi öğretmenin en iyi yolu tedriciyet (yavaş yavaş, aşama aşama) ve tekrar.

Öğretimde basitten zora doğru bir metot izlenmeli ve geri dönüşlerle öğrenme perçinlenmeli.

Dil, mantık ve aritmetik bilgileri kendileri için değil hukuku, dini, fiziği veya bir başka konuyu anlamak için öğretilmelidir.

Gramer kaidelerini öğreterek bir dile hâkim olunmaz; okumak, konuşmak ve parçaları ezberlemek suretiyle hâkim olunur.

Coğrafya konusunda da çağları aşan şu sözü söyler Tunuslu Âlim:

“Coğrafya kaderdir.”

Evet, toplumların kaderini çizen etkenlerden biri de coğrafyadır; ancak çevresel faktörler coğrafî faktörlerden önde gelir; yani insanları farklılaştıran çevreleridir; yani iklim ve gıda.

Mağluplar, mağlubiyetin nedenini düşmanının üstün tekniğine, silahlarına veya müesseselerine bağlarlar; bu, psikolojik bir tatmindir.

İbn Haldun’a göre galibiyetin sırrı yüksek bir moral ve mânevi değerlere bağlılığın sağladığı cesaret ve güçtür.

Bir devletin gücü temelindeki dayanışmaya bağlıdır.

Birlik ve dayanışma duyguları ile halk moral bulur, yönetime katılır ve yöneticilerle iktidarı bölüşür.

Devlet kökleştikten sonra dayanışma ihtiyacı azalır; çünkü karşı konulmaz bir otorite kurulmuştur artık.

Zamanla başlangıçtaki ulvî duygular azalır.

Yöneticiler iktidarlarını mutlak hale getirmek için kendilerine bağlı bir zümre oluştururlar.

Birlikte yola çıktıkları artık yoktur, eski silah arkadaşlarının ve yoldaşlarının yerini paralı askerler alır.

Bu arada lüks ve ihtişam, sefahat ve israf artarak devam eder.

İsraf arttıkça mali sıkıntılar ağırlaşır.

Devlet, efendi değiştirmeğe hazırdır.

Talipliler de hiç eksik olmadığından iç ve dış müdahaleler artar, tazyikler çoğalır.

Zeval vakti, geciktirilebilir, fakat büsbütün durdurulamaz.

Bu acı ve insafsız hükümlere elbette bazıları itibar etmeyecektir, itiraz edecektir; fakat bu, tarihte hep böyle olmuştur.

Roma’da, Bizans’ta, Osmanlı’da ve diğerlerinde…

Devlet-i Âliye-i Osmâniye bir “devlet-i ebed-müddet” idi…

İmparatorluğun bu sıfatla sonsuza kadar yaşayacağına dair millî bir inanç vardı; ancak 20. asrın başında ona kıyâmeti yaşattılar.

Çok şükür ki yine onun yetiştirdiği bir kurmaylar heyeti, kadim milletin önüne düştü de Türk Devleti küllerinden yeniden doğdu.

Sözün özü, ne yazık ki yaşadığımız evrensel ve yerel sorunlar ne Batı’nın ne de İslâm dünyasının İbn Haldun’u tam olarak anlayamadığını gösteriyor.

Avrupa, bu düşünce fatihini bir buçuk asırdır tanımaya, anlamaya ve özümsemeye çalışıyor, biz ise burnumuz havalarda havanda su döğmekle meşgulüz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar SALİH ÖZDEN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Dumlupınar Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Dumlupınar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Dumlupınar Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Dumlupınar Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.