BUNUN ADIN AKRAN ZORBALIĞI

Tüm aileler çocuklarının mutlu ve istekli bir şekilde okula gitmelerini ister. Okula gidince dersleriyle meşgul olmaları, iyi notlar getirmeleri, güzel başarılar elde etmeleri ve iyi ilişkiler kurmaları ailelerin beklentilerinin başında gelmektedir. Bin bir zorlukla büyüttükleri, gözlerinden sakındıkları evlatları hakkında böyle beklentilerinin olması konusunda da son derece haklılar. Hangi aile evladının iyiliğini istemez ki zaten? Peki ailelere artık neredeyse tüm okullarda bulunan, çocuklarını özgüvensizliğe, mutsuzluğa, yalnızlığa, sessizliğe ve çekingenliğe itecek bir tehlikenin mevcut olduğu söylenseydi ve bu tehlikenin ne olduğu sorulsaydı nasıl bir cevap alınırdı? Ben cevap vereyim: Akran zorbalığı.

Akran zorbalığı, istatistiklere bakıldığında yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada almış başını gidiyor. Uzmanlar okul öncesi dönemden itibaren akran zorbalığının görüldüğünü belirtmekteler. Ne kadar da erken bir dönem değil mi? Akran zorbalığı, bir öğrencinin başka bir öğrenci ya da öğrenci grubu tarafından tekrarlı bir şekilde fiziksel, sözel, sosyal ya da siber olarak saldırgan, huzursuz edici, zarar verici davranışlara maruz kalması olarak tanımlanmaktadır. Akran zorbalığında; zorba davranışa maruz kalan, bu davranışı uygulayan ve bu duruma tanık olan olmak üzere üç rolden söz edebiliriz. Bu roller kimi zaman belirgin şekilde ayrışmakta kimi zaman ise bir öğrenci hem zorbalığa maruz kalan hem de uygulayan rollerinde olabilmektedir. Bu rollerin tanınması, soruna erken müdahale açısından büyük önem taşımaktadır. Zorba davranış gösteren öğrencinin, şiddeti sorun çözme yöntemi olarak kullanması ve karşı tarafın zarar verici davranışı hak ettiğini düşünmesi zorbaca davranışları uygulama nedenleridir. Bu davranışların temelinde zorba davranış gösteren öğrencinin empati kurmada zorluk çekmesi, üstünlük kurmak istemesi, başkalarının duygu ve düşüncelerine karşı duyarsız olması ve yaptıklarına karşı sorumluluk hissetmemesi temel nedenler arasındadır. Zorbalık davranışı gösteren çocuk, yaptıklarından pişman değildir ve davranışlarının sorumluluğunu üstlenmez.


Zorbaca davranışların, bu davranışlara maruz kalan çocuk üzerinde fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan olumsuz etkileri vardır. Zorbalığa maruz kalmak, çocuğun okula gitmek istememesine, akademik başarısının düşmesine, kendini bütüne ait hissedememesine, içe kapanmasına ve kendisiyle ilgili olumsuz düşüncelerinin oluşmasına sebep olabilir. Kendisini yalnız, çaresiz ve yetersiz hissedebilir. Akran zorbalığının uç boyutlardaki etkileri arasında madde kullanımına yatkınlık ve intihar düşünceleri de görülebilmektedir. Bu sebeple zorbaca davranışları görmezden gelmemek, iyi bir gözlemci olmak ve müdahalede bulunmak çocuklarımız için büyük önem taşır.

Sınıflardaki gruplaşmalar, keskin ayrışmalar, tehditler, alaylar, küçümseyici tavırlar ve şiddet eğilimli oyunlar birer zorbalıktır. Marka giymiyor diye ya da gücü yetmediği için taklit olanı aldı diye alay konusu olması zorbalıktır. Özellikle son zamanlarda okullarda moda olan “kanlı para” gibi yaralanmalara sebebiyet veren oyunlar da zorbalığın bir parçasıdır. Oyunda ceza alan kişinin eline madeni parayla vurulan bu oyunda daha can yakıcı olması amacıyla makas, bıçak vb. keskin aletler yardımıyla madeni paranın kenarları keskinleştiriliyor. Kemik çatlaması, çeşitli hastalık, enfeksiyon ve virüs bulaşması, ellerinin yara bere içinde olması bu oyunun sonuçlarıdır. Peki acı vermesine ve yaralanmalara sebep olmasına rağmen çocuklar neden bu şiddet eğilimli oyunları oynuyorlar? Canları yandığı halde çocuklar bu oyunu oynamaya devam ediyor çünkü dışlanma, yalnızlık, adım çıkar, alay edilir kaygısı taşıyorlar. Böylece canları yana yana, elleri yara bere içinde oyunlarını oynamaya devam ediyorlar.

Mağdur çocuklar aileleriyle konuşmaktan çekiniyorlar, dertlerini anlatamıyorlar. Okula gidecekleri için sevinecekleri yerde yaprak gibi titriyorlar. Aileler birçok vasıtayla bunu tespit etmelidir, çocuklarıyla konuşmalıdır, gözlem yapmalıdır. Akşam yatmadan önce sohbet etmek, oyunlar oynatmak, öğretmenlerle görüşmek vb. Böyle bir durumun tespitinde öğretmen, müdür, rehber ile görüşülmeli ve gerekli destek alınmalıdır.

Bilinmelidir ki çocuk, rehber, müdür, öğretmen, aile yani herkes aynı gemidedir, sorumluluk hepimize düşmektedir. Zorbalığa uğrayan çocuğun tedavi edilmesi ne kadar gerekliyse zorbalığı uygulayan çocuğun tedavisi de o kadar gereklidir. Burada şiddeti uygulayan da bir çocuk. Ancak sorumluluk ilk ve asıl olarak çocuğu yetiştirme şekilleri sebebiyle ailelere düşüyor. Aileler tutum ve davranışlarıyla çocuklarına uygun bir rol model olup onların yanlışa yönelmesini önlemelidir. Eğer yetersiz kalıyorlarsa gerektiği yerde kendi sorumluluklarını alıp profesyonel desteğe başvurmalıdırlar. Çünkü toplumumuzun güzel bir dönüşüme, geleceğimizin ise pırlanta gibi nesillere ihtiyacı var ve bunun yolu herkesin kendi sorumluluğunu almasından geçiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Özdemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Dumlupınar Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Dumlupınar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Dumlupınar Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Dumlupınar Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.