On Bir Ayın Sultanı Ramazan Ayı: ''Ramazan Sevinci''

ALLAH'ın (CC), Selamı, Rahmeti ve Bereketi hepimizin üzerine olsun. Merhaba değerli okuyucularımız . Bu hafta sizlerle Ramazan ayını konuşacağız. Çok şükür RABBİM CC bizlere; lütuf, mağfiret, Rahmet, merhamet, kurtuluş, bereket ve birçok hayırların ikram edildiği, güzide ay olan Ramazana kavuşturdu. İNŞAALLAH
RABBİM (CC) hayırlısıyla ailemiz ve ÜMMET-İ MUHAMMED ile beraber ,bu ayımızı
tamamlayıp bayrama ulaştırmak ve nice Ramazanlara, bayramlara ve kandillere eriştirmek
nasip etsin.

Ramazan ayının ilk gününden hatta birgün öncesinden havada hoş bir seda oluşuyor.
Cadde ve sokaklar sakin,mistik ve dingin bir hal alıyor. Ortalığın bu dendi sakin olması da
tüm şehirde, bilhassa metropol şehirlerde huzur veren bir ortam oluşturuyor. Orucun
bereketlerinden biride budur belki...

Paylaşmanın ve bir araya gelmenin diğer aylara göre daha fazla olduğu mübarek
Ramazan ayının vazgeçilmezleri, sahurlar,iftarlar,mukabele,teravih namazı,hurma,pide,top
atılması,davul, gölge oyunları,küpecik. Görüldüğü üzere maddi ve manevi, dini ve milli
tüm ibadet ve geleneklerimizin bir arada harmanlandığı aydır Ramazan ayı.
Eskiden anacağızım, sahurda tok tutsun diye; akşamdan gözlemeler, hamursuz,börek
yapardı. "Akşamdan yapınca sahurda elime geliyor "derdi. Eee şimdi ki gibi sipariş
yemek şirketleri, restorant, fastfood vs yoktu ki. Bizim yemek şirketimiz anacağızımdı. İyi
ki de öyleydi. Çünkü tertemiz ellerle, besmeleyle ,ne kullandığını bilerek ve helal olarak
kazanılanla yapılan her yemek hem ruhu hem de bedeni gerçek manada doyurur. Bende
anacağızımdan gördüğüm üzere hazır yemekten ziyade kendim yapmaya ve aileme
ellerimle hazırladığım yemeği sunmaya gayret ederim. Zaten hem manen hem de madden
makbulü de bu olmalı bence. Sahura kaldırma işini üstlenen değerli davulcular ve
manileri bizlere ayrı mutluluk verirdi. Sabah ezanı okunmadan önce "sello" derdi hoca
minarelerden. Yemek vaktinin bittiğini söylerdi yani. Son işlemler tamamlanır ve oruca
niyetlenilirdi.

İftarlarımız da apayrı güzeldi bizim. İftara çağırma listesi hafızada hazırlanırdı. Hemen hemen her gün misafir gelir veya biz giderdik davet edilen yerlere. Şimdi millet biraz kolaya kaçıyor. Ya restoranlarda ya da konaklarda iftar yemeği veriyorlar. Halbuki asıl amaç; yemek yemek değil ki; bir araya gelmek ,hoş sohbet etmek ve ellerinle hazırladığın yemeklerde ki emeği misafirine sunmak , ona gösterdiğin özeni belli etmek. Ama iftar yemeği vermenin dinen asıl sebebi, garipleri doyurmak ve onlarla muhabbet etmek. Onların yanında bulunmak. Zengin kardeşlerimizin, fakir kardeşlerimizle buluşması. O yüzden sadece akraba,arkadaş değil tanımadığımız garip insanlara da iftar ettirmemiz gerek.
Ramazan ayının bize kattığı birçok değerler vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.
1-) İradelerimizi kontrol altına almaya çalışmamıza (yeme-içmenin sahurdan iftara kadar
yapılmaması , dedikodu yapmama,vb)
2-)Merhamet duygularımızın daha fazla açığa çıkarmamıza (iftar yaptırma, zekat ve fitre verme,vb)
3-)Sosyalleşmenin daha fazla olmasına (teravih namazı, iftarlar ve KUR'AN-I KERİM'in
okunması için yapılan mukabele toplulukları,vb)
4-) Garipleri daha iyi anlayabilmemize (empati duygusunun geliştiği,vb)
5-) Manevi değerlerimize daha da fazla sahip çıkmamıza ve daha huzur bulabildiğimiz,
6-)Maddi ve manevi kazançların diğer aylara göre kat ve kat daha fazla sevap verildiği özel aylardan biridir Ramazan Ayı.

İNŞAALLAH haftaya görüşmek üzere,
ALLAH (CC) emanet olalım.
Selam ve duayla...

**GÜNÜN SÖZÜ**
"Ey iman edenler, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize
de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden
sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun(günlük) yiyeceği kadar fidye
yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -
bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır."

Bakara Süresi-183/184. Ayet-i Kerim-e

Sehl İbni Sad'd'dan (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber MUHAMMED MUSTAFA
(SAV) şöyle buyurdu:
"Cennet'te Reyyan denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular
girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır.Onlar da
kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı
kapanır ve bir daha oradan kimse girmez."

(Buhari,Savm 4; Müslim, Sıyam 166)

• İslamın Beş Şartından Biri Oruçtur:
İbni Ömer’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah şöyle buyurdu:
“İslâm beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Allah’ın evi Kâbe’yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Buhârî, Îmân 1, 2, Tefsîru sûre(2) 30; Müslim, Îmân 19-22)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Azize Usluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Dumlupınar Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Dumlupınar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Dumlupınar Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Dumlupınar Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.