OKUMA ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ


Batı ülkelerine gidip gelenlerin orada en çok yadırgadıkları olaylardan biri de parkta, trende, otobüste, insanların fırsat bulduğu her yerde kitap okumalarıdır.


Bir arkadaşım, “Londra’da bir banliyö treninde herkes okuyordu, sadece biz okumuyorduk, utandım.” diyor.


Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporlarında, bir yılda basılan kitap sayısı ve okuma oranı bakımından, Türkiye’nin son sıralarda olduğu, Malezya, Libya, Ermenistan gibi ülkelerin gerisinde kaldığı belirtiliyor.


Orta Asya’daki ana yurdundan dünyanın dört bir yanına dağılıp tarihin seyrini defalarca değiştiren, gittiği her yere medeniyet nurları taşıyan, kutsal kitabının ilk emri “OKU!” olan bir milletin evlatları, bugün okuma özürlü duruma gelmiştir.


Mühendisi, doktoru, hâkimi, yöneticisi, öğretmeni, öğrencisi ve toplumun diğer kesimleri…


Anne ve babalarımız, ekran karşısında gözleri kızarıncaya kadar televizyon izlerken çocuklarımız bilgisayar başında gözleri sulanıncaya kadar oyun oynuyor.


Evine kitap girmeyen bir ailenin çocuğundan, okumaya meraklı olmasını beklemek iyimserlik olur kuşkusuz.


Bu açıdan "benim çocuğum okumayı sevmiyor" diyen anne ve babaların öncelikle kendilerini tartmaları gerekir.


Çocuk görerek ve yaşayarak öğrenir; eğer evde bütün gün televizyon açıksa, anne ve baba kitap okumaya hiç zaman ayıramıyorlarsa, çocuğu okumaya zorlamak yersizdir kuşkusuz.

Okuma kültürü gelişmemiş ailelerde yetişen çocukların tek şansı okuldur. Bu bakımdan okumayı özendirmede en büyük görev öğretmenlere düşmektedir. Okumayı seven bir öğretmen mutlaka bu sevgiyi öğrencilerine de aşılamalıdır.


Çocuklarımıza ve gençlerimize, Fatih Sultan Mehmet’in, sadece çağ açıp çağ kapatan, İstanbul’u fetheden bir padişah olmadığını, yedi yabancı dil (Latince, Yunanca, Sırpça, Slavca, Arapça, Farsça, İbranice) bildiğini, en çok kitap okuyan devlet adamlarından biri olarak tarihe geçtiğini, İstanbul’dan önce kitapları fethettiğini anlatmak zorundayız.


Zamanının önemli bir kısmını okumaya ayıran Yavuz Sultan Selim’in, bazen günde sekiz saat kitap okuduğunu, Mısır seferine giderken peşinde üç katır yükü kitap götürdüğünü kaç kişi biliyor?


İbn-i Sina gibi dünyaca ünlü bir bilgin “gecelerim hep okumakla geçerdi.” diyor.


Katip Çelebi ise “mumlar tükenir, güneş doğar ve ben hâlâ okurdum.” diyerek çok okuduğunu ifade ediyor.


Atatürk’ün yüzyılımızın önde gelen kişileri arasında yer almasında, kuşkusuz O’nun  askeri dehâsı ve devlet adamlığı yanında bir fikir adamı olmasının da büyük payı vardır.


Rıza Hasan Soyak, Atatürk’ten Hatıralar isimli kitabında anlatıyor:


“Bir gezi dönüşü sabahleyin trenden iner inmez, Köşk’e çıktım. Hizmetine bakanlara, ne durumda olduğun sorduğumda, ‘iki gün, iki gecedir durmadan kitap okuyor’ dediler. İzin alıp yanına girdiğimde: “Elime bir tarih kitabı geçti. Bilmem ne zamandan beri okuyorum?” dedi. Yorulmadınız mı Paşam? diye sorduğumda, “Hayır, yalnız gözlerim yaşarıyor. Onun da çaresini buldum. Birkaç metre tülbent aldırdım. İşte gördüğün gibi, parça parça kestirdim, ara sıra bunlarla gözlerimi kuruluyorum.”


Dünyaca ünlü tıp profesörü Gazi Yaşargil, 80 yaşını geçmesine rağmen en karmaşık beyin ameliyatlarını başarı ile yapabilmektedir. Bunun sırrını soranlara “Bol bol kitap okurum ve bulmaca çözerim.” demiştir.


Hayattan zevk almak için okumak ve mutlaka okumak gerekir.


“Karanlıkları devirmek ve aydınlık çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah kalemdir. Sözle yazıyla kazanılamayacak zafer yoktur. Milleti okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak… Bir kılıcın kazandığı zaferi başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete…” diyor Cemil Meriç Bu Ülke kitabında.


21. yüzyılı, bilgi çağını yaşıyoruz. Bu çağda, bilgiye sahip olan, onu kullanan ve bilgi üreten toplumlar güçlü ve zengin olacaktır.


Dünya sürekli gelişirken bizim olduğumuz yerde durmamız mümkün değildir.


Japon kültüründe “Kaizen” olarak adlandırılan “sürekli gelişim”, akıntıya karşı yüzmek gibidir. Ya akıntının gücünü yenip ilerleyeceksiniz ya da geriye gideceksiniz.


Olduğunuz yerde duramazsınız; çünkü bulunduğu yeri yeterli görenler, mutlaka geriye giderler.


Başkasından önde veya arkada olmak önemli değil, önemli olan dün bulunduğunuz yerden bugün daha ileride olmanızdır. Bu da sürekli okumakla mümkündür.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar SALİH ÖZDEN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Dumlupınar Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Dumlupınar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Dumlupınar Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Dumlupınar Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.