YAŞAM ALEGORİSİ

Uzun bir süre ara vermem gerekti. İşlerin yoğunluğu nedeniyle yazamadım. Bugün sizler de farklı bir kapının açılış hikayesine tanıklık etmiş olacaksınız. bir kapı açıldı, hayatımdaki dönüm noktası başladı. Bazen olur insan elinden geleni yapar olmaz işte tam o noktadayım. Herkese şifa verecek kadar güçlü bir o kadar da anlam arayışındayım.
İnsanların telaşları,bakışları arasında tek derdimiz canlarına can olmak. Bu kapılar her açıldığında herkes için farklı dünyalar... kimine umut ile açılır ve bir bebek sesi yankılanır. Duvarlar uzun koridorlar dar... Her derde deva arayanlar burada... Dakika içinde çözüm arayanlar var ve bu kaos neden? Çok düşündüm, dışarıdan farklı olan ne?
Hasta için bazen açılan kapılar zindan olur,derdi olan dört duvar içinde yönünü bulamaz.Anlamaya çalışıyorsun; Çözüm her zaman kolay olmuyor. Kimi ölümü bekliyor kimi sayılı nefes duvara dikti gözlerini…Kimisi abisini arıyor yanında yok kimsesi... kimisi çocuğu kucaklamış son veda busesini alnına bırakıyor.
Yoğun bakımdan bana umut ile bakan hasta...
Derdine derman satın alınmaz.
Alınsa gezerim tüm dünyayı
Sen şimdi derdim var sanıyorsun.
Bu kapılar her gün yeni bir telaşa açılıyor.
Bir dakika sonrasını hayal edemezsin.
Bütün hoş geldin ve vedalar aynı kapıdadır.
Ben bu sözleri yazmadan önce bir doktor ile tanıştım:
“Gazetecisin sen neden yazmıyorsun” dedi.
Ben de:” Bu duvar soğuk bir yüz” dedim.
Doktor:”Sen yaz “dedi.
Size sadece umudu yazamam. Umut etmeyi öğretebilirim. Bu sefer sizinle tarihi bir kapıyı açıyoruz; söze Platon ile başlayalım.
Platon :”Mağara Alegorisi’ne göre bazı insanlar karanlık bir mağaraya zincirlenmişlerdir ve bu insanlar başlarını sağa ve sola çeviremezler sadece karşılarındakini görebilmektedirler. Doğuştan beri bu mağarada bulunan insanlar mağaranın girişinden yansıyan nesnelerin gölgelerini görür ve bunları gerçeklikleri olarak algılarlar.”
Mağaradaki cisimlerin bunların kötü birer kopyasından başka bir şey olmadığını anlar. Ancak şimdi kendisine ve tüm bu hayvanların ve çiçeklerin nerden geldiğini soracaktır. O zaman gökyüzündeki Güneşe bakıp, mağara da gölgeleri görmesini sağlayan şeyin yanan ateş olması gibi, doğadaki tüm çiçeklere, hayvanlara hayat veren şeyin de Güneş olduğunu anlayacaktır. Şimdi, halinden son derece memnun olan mağara adamı, doğaya koşup yeni kazandığı özgürlüğün tadını çıkarabilir. Ancak o, hala mağarada olanları düşünüp geriye döner. Döner dönmez diğer mağara adamlarını, duvarlarda gördükleri gölgelerin gerçek şeylerin yalnızca birer benzetmesi olduğuna ikna etmeye çalışır. Ama ona kimse inanmaz. Duvarı gösterip gördükleri şeylerin var olan şeyler olduklarını söylerler.
Siz bu mağaranın içindeki ütopya da mısınız, Platonun iddiası doğru ise bir şeyin gerçek olduğunu nasıl bileceğiz? Asıl gerçekliğin yaşadığımız hayat dışında olmadığını nereden bileceğiz. Doğruluğunu bilmediğimiz herkesin, doğruları olduğu yerde doğru nasıl bulunur? Yıllar geçiyor ama bizim hayatımızın bir bölümünde yer alan hikâyeler hiç değişmiyor. Gerçekler ve Doğru gün yüzüne her zaman çıkar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülizar Horoz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Dumlupınar Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Dumlupınar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Dumlupınar Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Dumlupınar Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.