VENEDİK TÜZÜĞÜ

Venedik tüzüğüne göre koruma altında olan yapıların restorasyon yöntemleri ve ilkeleri nasıl olmalı?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Restorasyon ne demektir?  Restorasyon, Fransızca bir kelime olup, ‘’eski bir yapıda bozulmuş, yıkılmış olan yerleri, bölümleri aslını bozmayacak bir biçimde onarma.’’ olarak tanımlanmaktadır.

Tarihi yapıların restoresinin bilimsel yöntem ve ilkelerle bağlı olarak gerçekleştirilmesi 19.yy’dan itibaren önem kazanmaya başlamıştır.Ülkelerde tarihi yapılarınrestorasyonu işinde çalışan uzmanlar, mimarlar ve konuyla ilgili meslek kuruluşları kendi aralarında konuyu tartışarak, giderek benimsenen ilkelere yön vermişlerdir.

Bu dönemde Fransa’da Viollet-le-Duc’ün (1814-1879) “üslup birliği” düşüncesiyle gerçekleştirdiği restorasyon çalışmaları korumacılık tarihinde ilk öncü kişi olmuştur. Yazdığı 10 ciltlik eseri Mimarlığın Akılcı Ansiklopedisi’nde ilk kez “restorasyon” kelimesini kullanmıştır.Gerçekleştirdiği “restorasyonlar” içinde en önemlisi  Paris’teki Notre Dame Kilisesidir.

Tarihi yapılarçevreleri ile ve içinde bulundukları tarihi doku ile uyumlu bir birliktelik içinde olmalıdır. Verilen fonksiyon o çevre içinde değerlendirilmeli aykırı bir fonksiyon verilmemelidir. Restorasyon sırasında yapıdaki tarihi dönem izleri silinmemeli, fonksiyon verildikten sonra da düzenli bakımları yapılmalıdır. Yapıya ek bir yapı getirilmemelidir. Ekte bir yapıya çok ihtiyaç duyulduğu takdirde onun yeni olduğu açıkça farkedilmelidir. Her aşamada yapılan müdahaleler belgelenmelidir.

  1. Dünya Savaşının ardından Avrupa’da yaşanan yıkım, koruma alanında da yeni ihtiyaçları beraberinde getirmiştir. Yarım yüzyıldan yakın bir süredir uygulanan, kültür varlıklarının korunması ve restorasyonuna ilişkin temel uluslararası belge olan Venedik Tüzüğürestorasyon ilkeleri için önemli kriterler belirlemiştir.

Böylelikle Venedik Tüzüğü, çağdaş restorasyon prensiplerinin evrensel düzeyde geliştirilmesi bakımından değerli bir belge olarak, tarihi çevrenin korunması ve yaşatılmasında bir dönüm noktası olmuştur.

1964 yılında kabul olunan Venedik Tüzüğü, Kültür varlıklarının korunması, değerlendirilmesi ve restorasyonuna ilişkin Uluslararası nitelikte temel bir belge niteliğindedir.

Buna göre;

– Tarihi anıt kavramı sadece bir mimari eseri içine almaz, bunun yanında belli bir uygarlığın, önemli bir gelişmenin, tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel ya da kırsal bir yerleşmeyi de kapsar. Bu kavram yalnız büyük sanat eserlerini değil, ayrıca zamanla kültürel anlam kazanmış daha basit eserleri de kapsar.

– Anıtların korunması ve onarımı için, mimari mirasın incelenmesine ve korunmasına yardımcı olabilecek bütün bilim ve tekniklerden yararlanılmalıdır.

– Anıtların korunmasında ve onarılmasındaki amaç, onları bir sanat eseri olduğu kadar, bir tarihi belge olarak da korumaktır.

– Anıtların korunmasındaki temel tutum korumanın kalıcı olması, sürekliliğinin sağlanmasıdır.

– Anıtların korunması, her zaman onları herhangi bir yararlı toplumsal amaç için kullanmakla kolaylaştırılabilir. Bunun için bu tür bir kullanma arzu edilir, fakat bu nedenle yapının planı, ya da bezemeleri değiştirilmemelidir. Ancak bu sınırlar içinde yeni işlevin gerektirdiği değişiklikler tasarlanabilir ve buna izin verilebilir.

– Anıtların korunması, ölçeği dışına taşmamak koşuluyla çevresinin de bakımını içine almalıdır. Eğer geleneksel ortam varsa, olduğu gibi bırakılmalıdır. Kütle ve renk ilişkilerini değiştirecek hiçbir yeni eklentiye, yok etmeye ya da değiştirmeye izin verilmemelidir.

– Bir anıtın tanıklık ettiği tarihin ve içinde bulunduğu ortamın ayrılmaz bir parçasıdır. Kültür varlığının tümünün, ya da bir parçasının başka bir yere taşınmasına – anıtın korunması bunu gerektirdiği, ya da çok önemli ulusal veya uluslararası çıkarların bulunduğu durumlar dışında izin verilmemelidir.

– Anıtın tamamlayıcı öğeleri sayılan heykel, resim gibi süslemeler, ancak bunları korumanın başka çaresi yoksa yerlerinden kaldırılabilir.

– Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir. Amacı, anıtın estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Onarım kendine temel olarak aldığı özgün malzeme ile güvenilir belgelere saygıyla bağlıdır. Faraziyenin başladığı yerde onarım durmalıdır; yapılması gerekli herhangi bir eklemenin mimari kompozisyondan farkı anlaşılabilmeli ve gününün damgasını taşımalıdır. Herhangi bir onarım işine başlamadan önce ve bittikten sonra, anıtın arkeolojik ve tarihi bir incelemesi yapılmalıdır.

– Geleneksel tekniklerin yetersiz kaldığı yerlerde, koruma ve inşa için bilimsel verilerle ve deneylerle geçerliliği saptanmış herhangi çağdaş bir teknik kullanılarak anıt sağlamlaştırılabilir.

– Anıta mal edilmiş farklı dönemlerin geçerli katkıları saygı görmelidir; zira onarımın amacı üslup birliği değildir. Bir anıt üst üste çeşitli dönemlerin izlerini taşıyorsa, alttaki dönemleri açığa çıkarmak ancak bazı özel durumlarda yok edilen malzemenin önemi azsa, açığa çıkarılan malzeme büyük tarihi, arkeolojik ya da estetik değer taşıyorsa ve korunma durumu böyle bir davranışı gerekli gösterecek kadar iyi ise haklı çıkarılabilir. İlgili unsurların öneminin değerlendirilmesi ile ilgili yargıyı ve neyin yok edileceği üzerinde kararı vermek, sadece bu işi üzerine almış kimseye bırakılamaz.

– Eksik kısımlar tamamlanırken, bütünle uyumlu bir şekilde bağdaştırılmalıdır; fakat bu onarımın, aynı zamanda sanatsal ve tarihi tanıklığı yanlış bir biçimde yansıtmaması için, özgünden ayırt edilebilecek bir şekilde yapılması gereklidir.

– Eklemelere, ancak yapının ilgi çekici bölümlerine, geleneksel konumuna, kompozisyonuna, dengesine ve çevresiyle olan bağıntısına zarar gelmediği durumlarda izin verilebilir denilmektedir.

Bu bağlamda yukarıda bahsettiğimiz hususlar çerçevesinde Kütahya’da yapılan restorasyonlara baktığımızda,  Venedik Tüzüğünde belirtilen hususlarla hiç örtüşmediği görülmektedir.

 

Not: Bundan sonraki yazımda Kütahya’da tarihi yapılarda yapılan restorasyonları  daha geniş bir şekilde ele alacağımı belirtmek isterim.

 

 

 

VENEDİK TÜZÜĞÜ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin