Hıristiyanlığın Sanata Yaklaşımı ve Bizans Sanatı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“MS 300’den itibaren Hıristiyanlığın yayılmasıyla birlikte, Yunan ve Roma sanatının gerçekçiliği terk edildi. Tanrıların sıradan insanlarmış gibi tasvir edilmesi putperestlik olarak algılandı.” (Hodge 14)

“Roma İmparatoru Konstantinos, Hıristiyanlığı 313’te yasal din ilan ettikten sonra imparatorluğun başkentini Roma’dan Bizans’a taşıdı ve adını Konstantinopolis olarak değiştirdi. Bizans sanatı burada 330-1453 yılları arasında gelişti. Yunan, Roma ve Mısır sanatındaki unsurlardan yola çıkan Bizans sanatı, çok güçlü bir düzen duygusu ifade eder. İzleyicilere Tanrı’yı, azizleri ve kutsal yazıtları anlatmak için yapılan Bizans sanatında, hiçbir nü ya da anlatı imgesi bulunmaz. “ (Hodge 14)

“Hem doğu hem de batı geleneklerinden etkilenen Bizans sanatı, kapsamı açısından abidevidir ve zengin süslemelerle bezelidir. Bizans sanatının yaygın formları arasında parlak renkli mozaikler, ikona resimleri, tezhipler ve anıtsal mimari eserler yer almaktadır.” (Dickerson 88)

“Sanatçılar isimsizdir. Önemli olan tanrıya duyulan saygıdır, bireyler önemsizdir.” (Hodge 14)

“Yunancada ikon sözcüğü “resim” anlamına gelir ve Ortodoks Hıristiyan kilisesinde dini ibadetlerin önemli bir parçasını oluşturur. İkon genellikle aziz, İsa veya Bakire Meryem gibi yüce birinin kutsal temsilidir. 6. yüzyılın sonuna doğru tutucu bir “ikonoklast” (ikon-kırıcı) grup, ikonlara tapınıldığından endişelendi. İkonlar 8. yüzyılda, “İkonoklastik İhtilaf” esnasında büyük ölçüde imha edildiler.” (Dickerson 90)

“Hıristiyan Kilisesi tarihinin erken döneminde dinsel sanatta temsili suretler yapmanın caiz olup olmadığı tartışması yürütülüyordu. İkonoklastlar temsili resmini yasaklanması gerektiğine inanıyordu. Putperestlik korkusunun yanı sıra güzelliğin, izleyeni figürün kutsallığından uzaklaştırabileceği endişesi söz konusuydu. İslamın yükselişinin ve bu dinin put kırıcılığa dair görüşlerinin İkonoklastik İhtilaf esnasında Bizanslıları etkilemiş olması muhtemeldir.” (Dickerson 90)

İlk bakışta anlaşıldığı üzere; Hıristiyanlığın yükselişi ile ilişkilendirebileceğimiz Bizans sanatı, İslamiyetin sanata bakışı ile benzerlikler göstermektedir. Aslında her ikisi de “hak din” olarak kabul edilebilecek olsa da, birinin zıttı diyebileceğimiz birçok yanları vardır. Basit bir örnekle: Müslümanlar camileri olabildiğince sade tutmaya çalışarak, maneviyatları ile başbaşa kalmaya çalışırken, Hıristiyanlar kiliselerini mümkün olduğunca süslü hale getirerek, bu güzellik hissiyatı ile motive olmaya çalışırlar. Yaşam tarzından ibadetlere, haramdan helale bir çok farklılık kolaylıkla ayırt edilebilecek olmasına karşın, kaynakçada belirttiğim üzere; Susie Hodge ve Madelynn Dickerson’un kitaplarında, Hıristiyanlığın ve İslamiyetin ilk yıllarının ortak bir düşünce ile sanat karşısındaki tutumları anlatılmaktadır.

Buradan yola çıkarak: Geçen zaman içerisinde İslamiyetin sanat karşısındaki tutumu hala aynı olsa da, Hıristiyanlığın düşünce tarzındaki değişimleri görmek mümkündür. Hıristiyanlıktaki bu değişimin Rönesans (yaklaşık olarak 1400’lü yıllar) ile başladığını düşünürsek, Hıristiyanlığın doğuşundan Rönesansın başlangıcına kadar geçen 1400 yılı doğal bir değişim süreci olarak kabul edebiliriz. Bu süreç gerçek anlamda “doğal” olabilir mi? İslamiyetin doğuşundan günümüze kadar geçen süreyi hesapladığımızda karşımıza çıkan sayının, Hıristıyanlığın doğuşu ve Rönesansın başlangıcı arasındaki süre ile hemen hemen aynı olması, İslamiyet için benzer bir değişim sürecinin yaşanmasının muhtemel olduğunu mu gösterir? Unutmamamız gerekir ki, Rönesans sadece bir sanat akımı değildir: Yeniden doğuş anlamına gelir ve hayatın her alanını kapsar.

 

K: Hodge, Susie. Sanatın Kısa Öyküsü, çev. Orhan Düz. İstanbul: hep kitap, 2018

K: Dickerson, Madelynn. A’dan Z’ye SANAT TARİHİ, çev. Deniz Öztok. İstanbul: Say Yayınları: 2021

Hıristiyanlığın Sanata Yaklaşımı ve Bizans Sanatı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 2 hafta önce

    Muhtemel olabilir ama, bu durumun olasılık dışına çıkıp netlik kazanması için kilit noktamız; bakış açısı olmalı. Alıntı yaptığınız kaynakları belirtiyor olmanız çok güzel. Yazılarınızın devamı bekliyorum. 🙃

    Cevapla
    • YöneticiUzman 2 hafta önce

      Yorumunuz için teşekkür ederim 🌼 bakış açısı önemli…

      Cevapla
Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin