Mağara Resimleri

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yaklaşık 17.000 yıl öncesine, Güneybatı Fransa’da bulunan Lascaux mağarasının en derin yerine; Boğaların Büyük Salonu’na gidiyoruz. Boylu boyunca uzanan duvarları yaklaşık 130 hayvan resmiyle süslenmiş bu antik serginin büyüsüne kapılıyoruz. “Bu resimler neden dolayı yapılmış olabilir?” diye düşünürken, duvardaki 520 cm’lik devasa bir boğa dikkatimizi çekiyor; nasıl oldu da binlerce yıl önce yapılmış bu resimler günümüze kadar gelebildi? Kimilerine göre sanatın doğuşu ile ilişkilendirebileceğimiz bu resimlerin yapılma nedeni neydi? Sanat; antik atalarımızdan bizlere miras kalan bir “içgüdü” olabilir mi?

Dünyanın pek çok yerinde mağara resimleri ile karşılaşılsa da bu resimlerin yapılma amaçlarının ne olduğuna dair net cevaplar verilemiyor. Sanat tarihi kitapları bile mağara resimlerini farklı anlamlar üzerinden değerlendiriyor. Örnek vermek gerekirse: Susie Hodge ünlü kitabı “Sanatın Kısa Öyküsü”nde, bu resimlerin “başarılı avlanma için yapılan dini ritüeller” olarak yapıldığını söylese de, Gradimir Smudja; “Resim Sanatının Tarihi” kitabında mağara resimlerini “insan uygarlığının ilk astronomik betimleme çabası” olarak açıklıyor.

Yapılma nedenlerinden tam olarak emin olamasak da bunun üzerine tartışmamıza çok da gerek yok. Nihayetinde bu yalnızca bilimin ışığında aydınlanabilecek bir durum. Ben ise araştırmalar yaparak ve tahminler yürüterek yazılarımı yazıyorum.

Konumuza devam edecek olursak: Elbette ki mağara resimleri yalnızca Fransa’da ya da geniş bir tabirle Avrupa’da ortaya çıkmamış; Güney Amerika ve Avustralya gibi farklı kıtalarda da benzer resimlere karşılaşmak mümkün. Lascaux’un özel olmasının ise pek çok nedeni var; mağarada çok fazla sayıda resim bulunması, bulunan resimlerin iyi korunmuş olması ve bilinen en büyük mağara resimlerinin orada olması.

Biraz da işin teknik boyutuna girecek olursak: Smudja’ya göre Lascaux’da bulunan mağara resimleri; minerallerden çıkartılmış boyaların, hayvan yağları ile karıştırılmasıyla elde edilen sarı, kırmızı, kahverengi ve siyah nüanslar ile yapılmış ve Boğaların Büyük Salonu’nun her iki tarafına çizilmiş resimlerde çoğunlukla; öküz, at, bizon, dağ keçisi ve urus (nesli tükenmiş bir yaban öküzü) tasvir edilmişti.

Antik bir sanatçının bu kadar az renk kullanarak bu derece kıymetler vermiş olması çok etkileyici. Tarih öncesi imkanlarla yapılmış bu resimlerde, doku olarak çizilmiş hayvan kürklerine rastlamak bile mümkün. Bununla yetinmeyen antik sanatçılarımız; mağara yüzeyindeki çıkıntıları resimlerinin bir parçası gibi kullanarak, oluşan dokular ile doğal bir görünüm ortaya çıkarmış.

Cevaplanması gereken bir başka soru ise; mağara resimlerinin nasıl günümüze kadar gelebildiğidir. Adeta doğal bir mumyalanma sürecine maruz kalan bu resimler; mağaranın içerisinde herhangi bir iklimsel değişikliğin olmaması ve Lascaux mağarasını oluşturan kireçli kayacın, duvarlara sürülen boyaların daha derinlerine nüfuz etmesine imkan sağlaması sayesinde, binlerce yıl boyunca korunmayı başarmıştır.

Boğaların Büyük Salonu’nun ilgi çekici hikayesini konuştuğumuza göre: “Sanat; antik atalarımızdan bizlere miras kalan bir ‘içgüdü’ olabilir mi?” sorusu üzerine düşünmeye başlayabiliriz. Mağara resimleri üzerine yaptığım araştırmalar sonucunda edindiğim cevaplar benim için yeterli değildi. Bana kalırsa mağara resimlerinin ortaya çıkış hikayesi çok daha basit olmalıydı: Bu resimler kitaplardaki yapılma amaçlarından ziyade, “sanat yapma” ihtiyacını karşılamak için yapıldı. Elbette o günlerde “sanat” diye bir kavram yoktu. Ancak şahsi fikrimce; doğada bulduğu taşlarla, yaktıkları ateşlerin kömürleriyle ya da bitkilerin özleriyle duvarları karalamayı seven bir mağara adamı bugünkü tartışmalara sebep oldu. Diğer mağara adamları onun yaptıklarını gördü ve bu karalamaları o yıl bereketli geçen avlanmalar ile ilişkilendirdi. İlerleyen senelerde ise bunu bir gelenek haline getirip, daha iyi avlanmak için karalamalar yapmaya devam ettiler. Zaman içerisinde bir şeyler karalamakta ustalaştılar ve “resim” kavramını ortaya çıkardılar. Muhtemelen bir sonraki aşama olarak, yaptıkları resimleri dini inançları ile birleştirdiler ve sanatın ortaya çıkışını gizemli eserleriyle birlikte bizlere miras bıraktılar…

Mağara Resimleri

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 2 ay önce

    👏👏👏

    Cevapla
  2. 2 ay önce

    İnsanın içindekileri; anı, deneyim, duygu ne olursa bir şey aracılığıyla dışavurumu sanatı doğurur. Ortaya çıkan nesne sanat olarak adlandırılmasa bile sanat eseri olma niteliğindedir. Çünkü insanın kendinden bir şeyler koyarak ortaya nesneler çıkarması bir sanat eserinin oluşumunun açıklamasıdır.

    Cevapla
Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin