Sanat ve Sanatçı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Büyüyüp, gelişecekmiş sanat… Bizi de alsın yanına, o uçsuz bucaksız denizinde, deryasında kaybolalım. Öyle bir deniz ki; biz ne kadar büyük hayal edersek o kadar büyür. Bir bakmışız devasa bir hamsi olmuş, bir de bakmışız küçücük bir balina. Soğuğundan, sıcağına, tatlı suyundan, tuzlu suyuna sürüklesin bizi bu sonsuz okyanus…

Biz sürüklenelim de, nereye götürür bizi, niye götürür, bilmeyelim mi? Tam da bu sebepten dolayı sanatın anlamı üzerine düşünmeye başladım. Bana kalırsa verilebilecek en doğru cevap; bizler bir nesneyi, hareketi, düşünceyi veya herhangi bir kavramı sanat olarak gördüğümüz sürece, o sanat olur. Sanat olarak gördüğünüz o eseri ortaya koyan kişiyi de sanatçı ilan etmiş oluruz.

Ressamlar, heykeltıraşlar, müzisyenler, hepimizin aşina olduğu ve sanatçı denildiğinde ilk aklımıza gelen mesleklerdendir. Peki artistler veya aktrisler sanatçı değil midir? “Çok iyi oynamış” dediğimiz bir artisti, “Performans Sanatçısı” olarak adlandırabiliriz. Dansçılık da oyunculuk gibi bedensel hareket ve estetik üzerine kuruludur, o halde dansçılar da sanatçıdır. Bedensel estetik spor dallarında da kendini gösterir. Bir nesle basketbolu sevdiren Michael Jordan’ın rakiplerinden nasıl sıyrıldığını, sahada ustalıkla yaptığı o hareketleri, topu eline aldığında ortaya koyduğu farkı gördüğümde “basketbol oynamak ona ne kadar da yakışıyor” diye düşünmüştüm. O halde basketbol Michael Jordan’ın sanatıdır. Sporcular da sanatçı olabiliyorsa, bedensel işler yapan herhangi biri neden sanatçı olamasın ki? Bizler, çalışan insanları iş üzerinde izlemeyi severiz. İnşaatta çalışan bir ustanın, el aletlerini kullanırken ne kadar profesyonel olduğu bizlerin dikkatini çeker. Onu dikkatle izleriz çünkü; o bizlerin hakim olmadığı bir beceri ile işini yapmaktadır. Yapmakta olduğu evin duvarlarını ören ustayı veya tablosunu boyayan ünlü bir ressamı izlemenin ne farkı olabilir ki? Neden ressam sanatçıdır da, dansçı, sporcu, temizlikçi, felsefeci, yazılımcı, sanatçı değildir?

Cevap basittir; sanat ve sanatçılık geçmişten günümüze taşındığı şekliyle zihnimize kazınmış durumdadır. Bu algı yıkılmalıdır ki sanat ilerleyebilsin. Sanatın beraberinde getireceği aydınlanma, bereketli topraklarımızdaki tohumları besleyecek, medeniyet fidanlarını yeşertecektir. Medeniyetin yükselişi toplumdaki refahı arttıracaktır. Evlerimizin duvarlarını ören usta, göğsünü gererek; “burada sanatımı icra ediyorum, ben bu işin sanatçısıyım” dediğinde, artık mesleğini seviyor ve sahipleniyor demektir. Toplumsal olarak bu seviyeye ulaşabilirsek mesleklerin arasındaki statü farkı kalkacak ve insanlarımız sevmediği işlerde çalışarak ömürlerini geçirmek zorunda kalmayacaktır. Tanımını bile net olarak yapamadığımız “Sanat” böylesine gücün habercisi olabilir.

Yazdıklarım zihninin içinde akıp giderken sanatın ne olduğu hakkında verilebilecek en doğru cevabın; “Sanat böyledir işte; biraz öyledir, biraz da böyle. Biz nasıl görmek istersek öyle” olduğunu düşünüyorum…

Sanat ve Sanatçı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 5 ay önce

    Cok guzel.. zihnine saglik paşam

    Cevapla
  2. 4 ay önce

    Her kademe ve her sınıfta bulunan kimseler her yaptığı işi sanat icra eder gibi, ortaya bir sanat eseri çıkarıyormuş gibi yaparsa bir şeyleri değiştirmek için bir umut olacaktır. Bunun için de insanları sanatla, estetikle buluşturmak gerekiyor.

    Cevapla
    • YöneticiUzman 3 ay önce

      Evet haklısınız, “bilinç” burada çok önemli bir yere sahip

      Cevapla
Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin