Sanat ve Zanaatın Rekabeti

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarih boyunca süregelen “birikim”, sanatçıları sürekli olarak yüceltirken; zanaatçıların arka planda kalmasına hatta zanaat kelimesinin anlamının bile unutulmasına sebep olmuş. Zanaatı, sanatın arkasında bırakan, birini diğerinden daha değerli kılan ne olabilirdi de sanatçıların isimleri hafızalarımıza kazınırken zanaatçılar birer birer unutulup gitti? İlk satırlarımla beraber uzun ve yorucu bir tartışmaya giriştiğimi hissediyorum…Sanat ve zanaat kavramları üzerine tartışmaya başlamadan önce, sözlüklerin bu kavramları nasıl açıkladığına bakalım; Türk Dil Kurumu’na göre sanat: *Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık, *bir şey yapmada gösterilen ustalık, *zanaat. Türk Dil Kurumu’na göre zanaat: *İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat, *El ustalığı isteyen işler.

Heykel üzerine çalışmalar yapan bir sanatçı, heykel yaparken kullandığı teknikler ile zanaat dallarından bazıları olarak kabul edilen; marangozluk, taş ustacılığı, kuyumculuk, demircilik, vb. alanlarda çalışmalar yapmaya başladığında, sanatçı kimliğini bir kenara mı bırakmış olur? Oysa ki bahsedilen alanların tamamında aynı teknikleri kullanılabilir, hepsi el becerisi gerektirir ve sanatsal göz önemlidir. Tamamı ile aynı olarak gördüğüm sanat ve zanaat kavramlarında ayrım neye göre yapılmış olabilir?

Bu durum bize gösteriyor ki sanatı ve zanaatı bağımsız kavramlar olarak görsek bile, birbirlerini tamamlayan ve ayrımları yapılamayan bir bütünlük halindeler. Bu durum akıllarımıza “sanatın sözlük anlamlarından birisi zanaatken neden bunca sene ikisi ayrı kavramlar olarak görülmüş?” sorusunu getirecektir. Şahsi fikrim olarak; zanaatçıların da aslında sanatçı olduğunu, yaşadığımız toplumun bize aktardığı birikimler sonucu şekillenen sanat algımızın karşılaştığı “sanatsal” eserleri iki ana kategoride sınıflandırarak birbirinden ayırdığını ve “sanat ve zanaat” kavramlarını ortaya çıkardığını düşünüyorum.

Sorularımıza cevap bulmak için ilk iş olarak zanaat ve zanaatçı kavramları irdelenmeli. Bilinen üzerine zanaatçı ortaya çıkardığı eserden birden fazla üreterek, yaptıklarının sanattan ayrılmasını sağlar. Buradaki ayrımın yeteri kadar açıklayıcı olmadığını düşünmekteyim. Çok başarılı olarak kabul edilen bir seramik ustasının atölyesine girdiğimizi hayal edelim. Ustanın eserlerini kalıp alarak seri üretim şeklinde çoğalttığını ve herhangi bir sanatsal kaygı olmaksızın para kazanmak için yaptığını düşünelim. Yapılan tanımlamalara göre “zanaatçı” olarak isimlendireceğimizin seramik ustasının, eserlerini zanaat düşüncesi ile yaptığını bilmeseydik onun sanatçı olduğunu düşünmez miydik? Seramik ustası, para kazanmak için yaptığı zanaatının yanı sıra, sanat kaygısı ile de eserler üretmeye başlarsa hem sanatçı hem de zanaatçı olabilir mi? Görünen odur ki; sanatçı ve zanaatçı olmak baktığımız açıya göre değişebilmektedir.

Sanat eserlerini kopyalamak üzerine çalışan bir kişiyi zanaatçı olarak görmek de yanlış olmazdı. Ömrünü buna adayan ve ünlü sanatçılar tarafından yapılmış eserlerin kopyalarını üretmekte olan zanaatçı, kopyalamakta olduğu eserlerin orijinalinden daha kalitelisini yapabilecek hale gelirse, zanaatçı olarak görülen o kişi artık sanatçı sayılabilir mi? Günün birinde orijinalinden daha kaliteli bir Mona Lisa tablosu yapılırsa, “sanat” bu kopya eseri nasıl değerlendirecektir?

Sanat ve Zanaatın Rekabeti

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 2 ay önce

    Özgünlük ve eşsizlik kavramları ortaya çıkacak olan eser için önem arz etmektedir. Bir sanat ürünü birden fazla üretilirse bu onun eşsizliğini elinden alır. Var olan bir sanat eseri kopyalanırsa da ortaya çıkacak yeni eserin özgünlük adına pek bir şeyi kalmaz. Bu bakış açısıyla değerlendirmek önemlidir. Ayrıca toplumumuzda zanaatçı kavramı genelde yaptığı eserlerden kâr amacı güden kişiler için kullanılmaktadır. Her ne kadar ortaya koyduğu ürün bir sanat eseri niteliği taşısa da özgünlük ve eşsizlik bakımından yoksun olacağından zanaat ve sanat ayrımında bir kanıt niteliğinde olacaktır.

    Cevapla
    • YöneticiUzman 2 ay önce

      Bahsedilen kopya eser, orijinalinden daha kaliteli yapılabilirse, yine de orijinal olan daha mı kıymetlidir? Bana kalırsa buradaki ayrım, bakış açımıza göre değişebilir…

      Cevapla
Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin