Yetenek ve Sınırlılıklar

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Merhaba sevgili “Sanatın Serüveni” takipçileri! Geçen haftaki “Başarının Sırrı” isimli yazımda; yeteneğin kelime anlamından yola çıkarak başarıya giden yol üzerine görüşlerde bulunmuş ve yazımın sonunda “Kimisi yetenek der, kimisi çok çalışma… Bizler ise nasip deyip geçeriz.” diyerek konuyu noktalamıştım. Bu hafta ise; yeteneğin hayatımıza etkisi üzerine düşüncelerimi ve Polonya’daki hocam Anna Linkowska ile aramızda geçen diyaloğu anlatacağım. Keyifli okumalar dilerim.

Yeteneğin doğuştan gelen bir kavram olduğuna inanmakla birlikte, her insanda farklı ölçüde olduğuna ve kişinin düşünme – uygulama kabiliyetiyle doğru orantılı olarak potansiyeline yakınlaşıp uzaklaşmakta olduğunu düşünmekteyim.

Her insan bazı konularda yetenekli olarak dünyaya gelir. Alanında yetenekli kişi, o alanda yeteneği olmayan bir kişi ile karşılaştırıldığında net bir fark ile öne çıkar. Peki ya yetenekli olarak gördüğümüz kişi, o yeteneğin üstadı olarak görülen bir kişi ile kıyaslandığında, aralarındaki seviye farkını nasıl değerlendirmemiz gerekir? Bu fark; iki bireyde doğuştan gelen aynı yeteneğe sahip olmasına karşın, yeteneklerinin aynı seviyede olmamasına veya düşünme – uygulama becerilerinin arasındaki farklılığa bağlı olarak değişiyor olmalıdır. “Akıllı” olarak tanımlayacağımız kişi; onun özel bir yeteneğe sahip olmadığı alanda çalışan insanları izleyip, taklit ederek kendini geliştirebilir. Bu durumda akıl; yeteneğin keşfedilmesinde, uygulamasında ve geliştirilmesinde önemli bir role sahiptir. Akıllı ve yetenekli kişi potansiyeline ulaşmaya en yakın adaydır.

Yetenek konusunda kafaları kurcalayan bir başka durum ise, yetenek sınavı ile öğrenci alımı yapan bölümlerde meydana geliyor. Eğitim sisteminde yapılan son yenilikler* ile yetenek sınavları kaldırılmak isteniyor, ancak önceki senelerde bu bölümlere yetenek sınavı girmiş öğrenciler ve bu bölümlerin öğretmenleri, yetenek sınavının kalkmaması gerektiğini; bu durumun bölüme kayıt yaptıracak öğrenci kalitesini düşüreceğini dile getiriyor.

Kimileri yetenek sınavlarının öğrencilerin özgürlüğünü kısıtladığını ve diğer bölümler gibi üniversite sınavı puanı ile öğrenci alımı yapması gerektiğini düşünse de, ben bunun yetenekli öğrencilerin önüne barikat çekmek olacağını düşünmekteyim. Böyle bir eğitim modeli uygulayabilmek için, anasınıfı seviyesine kadar inilerek çok bilinçli -ne istediğini bilen- nesiller yetiştirilmelidir. Öyle ki bu bölümlere giren öğrenciler; hayatlarını eğitim aldıkları alanlar üzerine devam ettireceklerine emin olmalı ve alanının en iyilerinden olma hedefi ile kendilerini geliştirmelidir.

Erasmus öğrencisi olarak Polonya’da bulunduğum ve “Sanat ve Tasarım” eğitimi aldığım 2019 yılında, öğretmenim Anna Linkowska ile yetenek sınavlarının gerekli olup olmadığı üzerine konuşurken hiç beklemediğim görüşler ile karşılaşmıştım; Polonyalı hocam bu durumun dünyanın başka yerlerinde de tartışma konusu olduğunu ve öğrencilerin başlangıçta o konu hakkında yeteneği olmasa bile çalışarak bunun üstesinden gelebileceğini söylemişti. Konu hakkındaki son cümlesi ise adeta Avrupa insanının kalitesini gösterir nitelikteydi; “Eğer bizler iyi öğretmenlersek, buraya kim gelirse gelsin, bu işin nasıl yapılacağını öğretebiliriz.”

Yetenek ve Sınırlılıklar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 2 ay önce

    Eğitimin basiretsizleştirilmekten bir hâl olduğu şu dönemde sanat gibi yüksek bir anlayışın içine dahil olacak öğrencilerin özgürce(!) eğitim görebilmesi için belli bir yetenek sınavının var olmaması bizi daha da dibe sürüklüyor.

    Cevapla
    • YöneticiUzman 2 ay önce

      Dediklerinize katılıyorum… Keşke ilkokul hatta anaokulu seviyelerinde yapılacak çeşitle testler ile çocukların yetenekleri belirlenerek uygun bir yol haritası çıkartılsa :(

      Cevapla
Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin