ÇOCUK YÜREĞİ UNUTUR AMA AFFETMEZ

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ÇOCUK YÜREĞİ UNUTUR AMA AFFETMEZ

Kadına şiddet, hayvana şiddet, doğaya şiddet, yaşlıya şiddet, engelliye şiddet ve çocuğa şiddet…

Şiddet maalesef ülkemizin bir gerçeği, toplumsal yaramız. Gündemden bir türlü düşüremediğimiz, içimizi karartan “kesti, yaraladı, parçaladı, ödüresiye dövdü…” ifadeleri… Her gün bir yerlerden üzücü şiddet haberleri geliyor. Birkaç gün konuşulup, haber yapılıp sonra unuttuğumuz, sonra yenilerini duyduğumuz şiddet hikâyeleri… Hepsiyle ilgili o kadar çok şey var ki yazılacak. Ben bugün çocuğa şiddete değinmek istiyorum.

Çocuklara şiddet genelde en yakınlarından geliyor. Bin bir zorlukla dünyaya getirdiğimiz, kucağımıza aldığımızda içimizin kıpır kıpır olduğu, geceleri uykusuz kaldığımız, yemeyip yedirdiğimiz, giymeyip giydirdiğimiz çocuklarımıza şiddeti nasıl reva görüyoruz? Ne oluyor da gözümüzden bile sakındığımız, kimselere dokundurtmadığımız çocuklarımıza vurmaya, dövmeye, itmeye, saçını çekmeye, tekme atmaya başlıyoruz. Onlar büyüdükçe sevgimiz mi azalıyor, gözümüzde giderek değersizleşiyorlar mı? Hâlbuki anne babaların gözünde çocukları biriciktir, hiç büyümezler, o zaman değişen ne oluyor merak ediyorum. Yaramazlık yapmaları, istediğimizi yapmamaları, söz dinlememeleri, sorumluluklarını yerine getirmemeleri… Bunların hiç biri şiddeti, dayağı haklı kılar mı? Şiddet dediğimiz olgunun insanın ruhunda nasıl izler bıraktığını bilsek yine de yapar mıyız?

Üzerinde konuşmak için önce şiddet kavramının sınırlarını çizmek yerinde olacak. Çocuğu yaralayan sadece fiziksel zarar vermek değildir, psikolojik baskı, küçümseme, hakaret, argo kelimeler yani bireyin gelişimine engel olacak, olumsuz etkileyecek her şey şiddettir.

Fiziksel, sözel ve psikolojik olarak gruplandırdığımız şiddetin etkileri oldukça geniştir. Fiziksel şiddet (vurmak, kırmak, tekme atmak vs) yaşayan çocuklarda genellikle sosyal uyum problemleri görülebilmektedir. İçine kapanık, sessiz, uysal, başkalarıyla birlikteyken uyumlu, çekingen, bazen utangaç ve korkmuş bir izlenim bırakırlar (Kılınç, 2020). Sözel şiddete (hakaret, argo kelimeler vs) maruz kalan çocuklarda korku hali, özgüven eksikliği, öfke hali, süreğen tedirgin olma hali, depresyon, ümitsizlik, içe kapanma ve isteksiz olma durumları olabilmektedir (Lök vd., 2016).Duygusal şiddet ise aşağılayıcı sözler söylemek, isimler takmak, korkutmak, yeterli para vermemek, arkadaşlarını görmesini engellemek, yapmak istemediği işlere zorlamak, yalnız bırakmak, suça yöneltmek, duygusal ihtiyaçlarını karşılamamak, reddetmek, sevgiden yoksun bırakmak, sürekli eleştirmek, tehdit, terk etmekle korkutmak gibi birçok durum duygusal şiddete girmektedir (Kardam ve Yüksel 2010). Toplum olarak duygusal şiddeti bir şiddet türü olarak görmeyiz. Oysaki duygusal şiddetin etkileri, fiziksel şiddetin etkilerinden daha geç iyileşmektedir. (Phillips 2012). Şiddetin hangi türü olursa olsun fiziksel, sözel, psikolojik fark etmez hepsi çocuğun gelişimine zarar veren, anne babayla bağını koparan bir durumdur.

Mesleğim gereği birçok öğrenciyle görüşme fırsatım oluyor, iç dünyalarına şahit oluyorum. Şiddet ile terbiye edilmeye çalışılan çocuklar; ya şiddet eğilimli, agresif, kavgacı ya da tam tersi pasif, özgüvensiz ve aile dışında da ezilen bireyler haline geliyor. Her birimiz çocuklarımızın iyi bir birey olmasını, özgüvenli kendine yeten bireyler olmasını istiyoruz ancak bu isteğimizi şiddet uygulayarak gerçekleştirmek mümkün değil. Çocuklarımızı mutlu huzurlu ortam sunmak biz ebeveynlerin görevidir. Yapılan çalışmalar da göstermiştir ki çocuğun kendisi şiddet görmese bile aile içinde var olan şiddete tanık olması yine çocukların gelişimine olumsuz etki etmektedir. Aile içi şiddete tanık olan veya şiddete uğrayan çocuklarda, anksiyete, depresyon, öğrenme güçlüğü, duygu ve davranış bozuklukları, sonraki yaşamlarında daha fazla şiddete maruz kalma ve kendilerinin de şiddet uygulaması, okul başarısızlığı, post-travmatik stres bozukluğu, somatik yakınmalar, anti-sosyal davranış, fobi, uyum bozuklukları ve içe kapanma gibi sorunlar görülmektedir. (Lök ve ark.) Ayrıca şiddetin olduğu evlerde büyüyen gençler madde kullanımı, intihar ve evden kaçmalar açısından büyük risk altındadırlar (Polat 2001).

Sonuç olarak şiddet gören çocukların ruhunda açılan yaraların kapanması çok zor. Yaşadıkları acıların izlerini yetişkin olduklarında dahi maalesef silmek mümkün değil. Bir klasik haline gelen “Şeker Protakalı” isimli kitapta şiddet gören bir çocuğun yaşadıkları ve iç dünyası anlatılmaktadır. Kitapta şöyle bir kesit geçiyor.

– Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. . .

-Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.

 

Çocuklarımızın kalbini sancılara boğmamak için elimizden geleni yapalım. Vurduğumuz bir fiske çocuğumuzun sadece etini acıtmıyor yüreğinde de derin yaralar açıyor. Bu yüzden çocuklarımıza sevgi dolu, huzurlu, sağlıklı ortamlar sunmamız önemli. Çocuk sevgi dolu ve huzurlu bir aile ortamında kurduğu temellerle davranışlarını, sosyal ilişkilerini ve topluma uyumunu düzenler. Anne babaların çocuklarına karşı gösterdikleri tutum ve davranışlar çocuğun gelişiminde etkilidir (Ovacık, 2008). Çocuklar yapısı gereği sabırsız, hareketli ve sonunu düşünmeden hareket edebilirler. Adı üstünde “çocuk”. Çocuklar fizyolojisi gereği de anlayış ve sabrı hak eder. Çünkü planlama ve organizasyon, dürtü kontrolü, ihtiyaç erteleme, dikkat, konsantrasyon, ahlaki bilinç, benlik algısı, empati, muhakeme gibi süreçlerden sorumlu beynin ön lobu (frontal lob) gelişimi en uzun süren beyin bölümlerindendir. Bazen yorgun ve tahammülsüz olsak da kendimizi kontrol etmeyi becerebilmeliyiz.

“Şeker Protakalı” kitabını şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapta geçen bir cümle ile yazımı noktalıyorum “Çocuk yüreği unutur ama affetmez”.

 

 

Ayşe AKBULUT

Psikolojik Danışman

 

 

ÇOCUK YÜREĞİ UNUTUR AMA AFFETMEZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin