ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİĞE ÇARE OLMAK

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Laboratuvarda bir deney yapılır. Akvaryumun içine bir köpek balığı ve çokça küçük balık bırakılır. Köpek balığı küçük balıkları yemeye başlar. Daha sonra akvaryumu ikiye ayırmak için araya bir cam paravan yerleştirilir. Köpek balığı küçük balıkları yemek için her hamle yaptığında aradaki cama çarpar. Bir süre sonra küçük balıklara ulaşamayacağını düşünüp hamle yapmaktan vaz geçer. Cam bölme kaldırılır. Ancak köpek balığı buna rağmen balıkları yemek için çaba sarf etmez. İşte bu deneyle ortaya konulan durum Psikolojide “Öğrenilmiş Çaresizlik” (şartlanma) olarak tanımlanmaktadır.

Peki bu hikayeyi sizinle neden paylaştım? Çünkü başarısızlık hayatımızın her aşamasında karşılaşabileceğimiz bir durumdur. İnsanlar bir süre sona başarısızlık nedeniyle tekrar denemekten vazgeçebilirler. Bu örnekte olduğu gibi çabalamayı bırakmak çok yaygın bir tepkidir.

Eğitim yaşantısında da “Ne yaparsam yapayım yüksek not alamıyorum, yapamayacağım, hangi işim düzgün gitti ki bu gitsin, bu dersi zaten anlamıyorum…” ifadelerini öğrencilerimizden sıkça duyarız. Bazen gençlerin yaşantıları sonucunda öğrendiği bu başarısızlık duygusu akademik, sosyal ve özel yaşamlarında sorunlara neden olur. Aslında çok az bir çabayla başarıya ulaşabilecekleri birçok durum olmasına rağmen harekete geçmek için girişimde bulunmazlar. Sonucunu kontrol edilebileceği durumlarda bile ortaya çıkan bu kontrolsüzlük korkusu bilişsel bir hata olarak değerlendirilmektedir (Abramson, Seligman ve Teasdale, 1978). Bazen zorlukları aşmak için harekete geçmemenin sebebini belki de çocukluk çağından gelen öğrenilmiş çaresizlik oluşturur. Bir çocuk ergenlik yaşına gelinceye kadar belki binlerce kere anne babasının “yapma, elleme, dokunma ….” gibi sözlerini duyar. Böyle olunca da çocukta büyüyünce “yapamam, başaramam” düşüncesi kalıcı hale gelir ve kendine güvensizlik gelişir. Yani yaşadığımız önceki olaylar sonraki olayları olumsuz etkileyebiliyor.

Öğrencilerin de akademik başarısızlıklarının nedenlerinin arkasında öğrenilmiş çaresizlik yatabiliyor. Belki önceki yıllarda çalışıp başaramadığı bir sınav, hevesle cevaplamak istediği sorunun yanlış çıkması ve onunla dalga geçilmesi, aldığı düşük notlar, ailesinin yanlış tutumları… Hepsi bir bütün olarak çocuklarda öğrenilmiş çaresizliğe sebep olabiliyor. Burada düzeltmemiz gereken yanlış inançlarımız. Yaşanan olumsuz durumun nedenlerini tamamen kendimize ya da çevreye yüklememeliyiz, gerçekçi nedenlere odaklanmalıyız. Olumsuzluğa neden olan durumu kalıcı ve değişmez olarak görmemeliyiz. Bu yaşadığımız olumsuzluğu tüm hayatımıza genellememeliyiz. Motivasyonumuzu yükseltip önceki başarısızlıklarımızı bir kenara bırakıp yeni durumlara odaklanmalıyız ve en önemlisi amacımız doğrultusunda emek göstermeliyiz. Önceden olmadı, şimdi de olmayacak diye düşünürsek köpekbalığının hatasına düşmüş oluruz. Olumsuz duygularımızdan arınarak harekete geçmeliyiz.

Bu anlamda yeni okuduğum çok güzel bir sözü sizinle de paylaşmak isterim. “Herkes mektup okumak istiyor, yazmak değil. Çiçekleri koklayıp koparmak istiyor insanlar, ekmeye yanaşmıyor kimse. Ve kışın yüzüne bakmadıkları sularda serinlemek istiyorlar. Emek o kadar yabancı bir kavram ki bu yüzyıla. Sevilmek herkesin derdi, sevmekten söz eden yok.’’

Başarmak derdimiz olsun, gelin biz çalışmaktan söz edelim. 


Pınar ERGENÇ

Psikolojik Danışman

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİĞE ÇARE OLMAK

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin