ÂFET Mİ, AFFET Mİ?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Âfet mi, affet mi? Bazen affetmek de âfet olabilir… Affetmek (bağışlamak, hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek) “özgürlüğün, mutluluğun, başarının en etkili yolu.” (William Fergus Martin)… Ölçüsüz, plansız, kaygısız ve sadece olur olmaz affetmek ise kişiliğimizin yalama yapması demek… Böylesi bir davranış âfetengîz (âfet getiren) durum… Bu, tedbir almaya engel, iyiliğe çengel bir durum… Merhameti ve sevgiyi katleden bir durum… Merhamet ve sevgi yok olunca affetmek de cürüm/suç, yanlışlık, kusur ve hata olur ve âfet haline dönüşür… Yaygın lâkin yanlış olduğu pek bilinmeyen ifade: Muhatabın küçümsenmesi anlamında söylenen “Ateş olsan cürmün (suçun, kabahatin) kadar yer yakarsın.”… İfadenin doğrusu “Ateş olsan cirmin (kapasiten, çapın, hacmin, büyüklüğün) kadar yer yakarsın”… İletişimdeki âfet, bu kadar mâsum değil tabii…

Âfât (âfetler)… Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım, kıran, çok kötü, güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın, hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk… Âfât-ı mâneviye, âfât-ı maddiye (maddî ve mânevî âfetler, belâlar) ve âfât-ı semâviye (semavi âfetler)… Toplumumuzu ifsat eden, uygunsuz davranışlarımız ve gayri insanî hayat tarzımız… İnsanî âfât/belalar fuhuş, bereketin kalkması, ölçü ve tartıyı eksik yapmak, kıtlık, geçim sıkıntısı vb. ahvâl…  Ahlâkî bozukluklar, riya, kin, kıskançlık gibi duygular; yalan, gıybet, iftira gibi kötü sözler… “Gerçek şu ki Allah insanlara zerrece kötülük etmez, fakat insanlar kendilerine kötülük ediyorlar.” (Yûnus 44)… Jeolojik âfetler[1]: Deprem, heyelan, kaya düşmesi, volkanik patlamalar, çamur akıntıları, tsunami[2]Klimatik (iklimsel) âfetler: Sıcak dalgası, soğuk dalgası, yıldırım, kuraklık, dolu, hortum/kasırga/tayfun, sel, siklonlar (atmosferde bir alçak basınç alanı çevresinde hızla dönen rüzgârların oluşturduğu şiddetli fırtınalar), tornado (havanın çok güçlü konveksiyonel/ısınan havanın yükselmesi sonucunda doğan girdap), tipi, çığ, aşırı kar yağışları, asit yağmurları, sis, buzlanma, hava kirliliği, orman yangınları… Biyolojik âfetler: Erozyon, orman yangınları, salgın hastalıklar, böcek istilası… Sosyal âfetler: Yangınlar, savaşlar, terör saldırıları, göçler… Teknolojik âfetler: Maden kazaları, biyolojik-nükleer-kimyasal silahlar ve kazalar, sanayi kazaları, ulaşım kazaları…  Dünya Meteoroloji Örgütüne (WMO)[3] göre sadece 1980’li yıllarda dünyada yedi yüz bin kişi meteorolojik âfetlerden dolayı hayatını kaybetmiş… Doğal afetlerin çeşitleri ve önem sıraları ülkeden ülkeye de değişmekte… Türkiyemizde Akdeniz Bölgesinde görülen doğal afetler kuraklık, seller, orman yangınları, heyelan, dolu fırtınaları, çığlar, donlar… Ülkemizde ise en sık görülen meteorolojik karakterli doğal âfetler dolu, sel, taşkın, don, orman yangınları, kuraklık, şiddetli yağış, şiddetli rüzgâr, yıldırım, çığ, kar ve fırtınalar…

Âfât, tedbirsizliği ve akılsızlığı affetmez… Ateşi elimizle yakarsak yangını gözyaşlarımızla söndüremeyiz… Fırtına ancak sağlam binalardan toz kaldırır… Elbette dere yatağına ev yapanın evini sel alır… İnsan olarak depremi önceden fark edip uluyan köpeklerden ve çırpınarak öten kuşlardan bir farkımız olmalı… Salgın hastalıklardan korunmanın yolu, hijyen/taharet (sağlığımıza zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemleri), maske, fiziki mesafe ve aşı olmaksa eğer; kişisel bakımımızı ihmal ederek bize emanet edilen kendi canlarımızı kendi elimizle neden tehlikeye atıyoruz?  Aslında problem kendimizle barışık olmamak… İçimizdeki dolu, sel, taşkın, don, yangın, kuraklık, yıldırım, çığ, kar ve fırtınalar… Millî hassasiyetlerimizdeki erozyon ve depremler ve akıl tutulmaları daha vahim… Millî hafızamızdaki resetlenme de cabası… Geçmişte yaşadığımız âfetlerden ders almak yerine alınması gereken tedbirlere ve yapmamız gereken çalışmalara ters oldukça netice hep aynı… Günü kurtarmak adına çıkar adına yapılanlar, canlarımızın ve ciğerlerimizin yanmasına sebep… Kurallar ihlal edilince kurgular devreye girer… Komplo teorileri bir tarafa, taraf olunması gereken bilimsel veriler bir tarafa… Tedbirli olmada, bilimsel akıl ile hareket etmede dinsel ve bilimsel yobazlığın ve bağnazlığın müdafileri bizim kararlığımızı sarsamamalı…

Hijyen/taharet, maske, fiziki mesafe, aşı ve kişisel bakımımız… İşlerimizi ergonomik, kaliteli, sağlam ve dürüst yapmamız… Sonrası “âfet mi, affet” mi? Âfeti ve affetmeyi öğrendikçe, kendi içimizde egemen olan yeteneklerimiz filizlenecek ve kendimizi daha güçlü, vizyon sahibi, becerikli biri olarak hissetmeye başlayacağız… Mazeret üretmeden uzun soluklu tedbirli olmak ve ihmale ödün vermeden gayrette daimi olmak… İhtiyacımız olan iksirli formül bu… Ders alabilirsek âfât kemale ermemize vesile, aksi halde hayatımızı idame ederiz yeis ile… Mevla’dan hepimize akıl, izan/anlama yeteneği, basiret vermesini diliyorum… Selam, sevgi ve saygılarımla.

[1] https://wiki.seg.org/wiki/Natural_disasters_and_hazards

[2] Tsunami: Okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, gök taşı düşmesi, deniz altındaki nükleer patlamalar, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgası

[3] WMO: World Meteorological Organization https://public.wmo.int/en

Zafer NEFER, 24.08.2021 21.00, Denizli

ÂFET Mİ, AFFET Mİ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin