BİR OLMAK, DİRİ OLMAK ve DİK DURMAK…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Birlik, beraberlik, dirlik/huzur, refah, ferah ve selâmet… Dik durulduğunda anlamlı… Eğik durarak tercih edilen bir hayat nizâmında fazîlet ve saadet olarak düşünülen her şey bizi daha köle ve sürü haline getirir… Kara kara düşünerek ak pak olmaya çalışmak akıl tutulmasına kapı açan bir yaklaşım… Derin fikretmek, analiz etmek ve doğru referanslara dayalı bulgulara göre sevgi ile yoğrulmuş söylemlerin bayraktarlığını yapmak, doğru olanı… Farklılıkların bir zenginlik olması en az iki olmayla ilgili ve ilintili… Bu ikilik ikilemi birlik kavramını yok edici değil. Birlikten bahsedebilmek için elbette en az iki olmak gerekli… Sayıların birbirlerine etkisi, netice itibariyle bir sayıdır… Bir artı bir netice iki… Birlikteliğin harcı işlemin kaidesinin bir olması… Bir olmadan ikiden söz edebilir miyiz? Sıfır olmadan neticeye ulaşabilir miyiz? Sayıların birlikteliği bizi öncesi ve sonrası yek olana Bir’e götürür… Sayılar birbirinin düşmanı olursa matematiği rafa kaldırmak gerekir; toplamayı-çıkarmayı ve çarpmayı-bölmeyi unutmamız gerekir… Bu bakışla düşüncelerimiz doğru akışa geçtiğinde birlik mefhumu gediğine oturur… Sayıların aksiyonu diri olmak… Sayıların problemler haline gelmesi dikleşmek… Sayıların problemleri çözebilmek için kullanılması dik duruş… Faraza sayılar rastgele birbirleri ile tokuşsaydı, içinden çıkılmaz bir kaos/kargaşa olurdu… Parmaklarımız tek tek kolayca kırılabilir… Parmaklarımız birlikte elimiz olunca ve yumruk haline gelince zor kırılabilir… Mesele, nasıl bir olacağız; nasıl diri olacağız ve nasıl dik duracağız? Bir olmak, diri olmak ve dik durmak… Bunu sağlamanın yolu, kayıtsız şartsız pazarlıksız sevgi, saygı ve hoşgörü… Birbirimizle kucaklaşarak, birbirimize hoş nazarla bakarak, farklı olmamıza hürmet ederek, millî, öz ve evrensel değerleri ortak paydamız kabul ederek bu meseleyi çözüme kavuşturabiliriz…

Dünya Sarılma Gününde (21 Ocak World Hugging Day) ve İltifat Gününde (24 Ocak Complimеnt Day) dostlarımıza içtenlikte sarılmayı, hasret gidermeyi ve onlara iltifat edebilmeyi içtenlikle isterdik…  Dost ve akrabaların birbirine sarılabilmesi nostalji/hasret haline geldi, iki yıldır tokalaşarak selamlaşmaya ve birbirimize sarılarak hasret gidermeye engel corana virüs illetine maruz kalınca… Bir olmamızı, diri olmamızı ve dikleşmeden dik durmamızı hiçbir mânia durduramaz… Millî duruşumuz durdurulamaz… Millî hareketimiz, ülkemiz ve insanlık için evrensel ve öz değerlerimizin harekete geçirilmesi, hakça bölüşülmesi ve paylaşılması engellenemez… İhtiyacımız olan, iki elimizi de birlikte kullanmamız… “Tek elle alkışlanmaz.” (Çin Atasözü)… “Eller çoğalınca işler hafifler.” (İngiliz Atasözü”… “Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte çalışmak başarıdır.” (Henry Ford)… Uymamız gereken ölçü: “İncinsen de incitme.”, “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.”, “İyiyi ve kötüyü seçen akıldır.”, “Çalışmadan geçinenler, bizden değillerdir.” (Hacı Bektaş Veli)… “Yolunuza engeller çıkacak, başarısızlıklar olacak, düşmanlarınız, yaptığınız işe karşı gelenler bazen zafer elde edecekler, ama siz sönmeyin. Ümitsizliğe kapılmayın! Hiçbir zaman ellerinizi indirerek vazgeçmeyin!” (Beyaz Zambaklar Ülkesi, Grigory Petrov)… Şer güçlere, emperyalistlere, vatanımıza kastedenlere ve işbirlikçileri olan içimizdeki hainlere karşı tek yürek, tek yumruk, tek dil velhasıl tek vücut olmak gerek… Gerçek zafer[1] bu… Yaprak dala, dal gövdeye, gövde köke, kök gövdeye-dala-yaprağa muhtaç… Bir olmak, diri olmak ve dik durmak… Bir olamayınca ne diri olunur ne dik durulur… Birlikte gülmeli, birlikte üzülmeliyiz… Birlik ruhunu kaybedince her şeyimizi kaybederiz… Hem fikirde hem harekette birlik olmalıyız… Gücümüzü birbirimizle didişmek için değil, birleşmek ve birlikte hareket etmek için harcamalıyız… Bektaşi Veli’nin ifadesiyle “Eline, beline, diline hâkim olan; aşına, işine, eşine sahip olan; eli açık, gönlü açık, sofrası açık olan; ayıpları örten, sırları tutan, öfkesini yutan” canlara can kurban[2]… Farklı fikirlerimiz bizi birbirimizden ayrıştırmamalı; birbirimize kenetlemeli… Beyin-gönül fırtınasında farklı düşünmek muasır medeniyet seviyesini aşmada çok mühim zenginlik… Bir motorun her bir parçası motorun sağlıklı ve randımanlı işleyişi için son derece önemli… Farklı düşüncelerimiz, parmaklarımızın işlevinin aynı olmaması gibi… Parmaklarımızın her birinin elimize isyan etmesi ne kadar mâkul bir durum olabilir? Parmaklar birlikte hareket edince anlamlı… Parmaklarımız birlikte elimiz olunca, yumruk haline gelince dosta güven, düşmana korku verir

Gönlümüzden ve beynimizden süzülerek birlikte karar haline gelen düşüncelerimizi harekete geçirmek ve kadim medeniyetimizde mevcut öz değerlerimiz ve evrensel değerlerimizi hayatımızın her bir noktasında olmazsa olmazımız haline getirmek… Başarmak için gereken mikyas… Yeter ki bu hususta nefsimiz dâhil hiç kimseye iltimas geçmeyelim… Bütün varlığımızla bu yola baş koyalım… Bilgi-hikmet ile sevgiyle çalışma disiplini ile başarabiliriz… “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” (Hz. Muhammed)… “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.” (Mehmet Akif Ersoy)… Selam, sevgi ve saygılarımla.

[1] https://dumlupinargazetesi.com/yazar/zafernefer/konu/z-a-f-e-r

[2] https://dumlupinargazetesi.com/yazar/zafernefer/konu/kurban-olayim-2

Zafer NEFER, 24.10.2021 16.35, Kütahya

BİR OLMAK, DİRİ OLMAK ve DİK DURMAK…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin