GIDA, TARIM, ORMAN ve İNSAN…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarımda kendine yetebilen bir ülke olabilmek, sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için son derece önemliTarım ve orman arazilerini imara açarak ve yakarak katletmek, adı konmamış vatan hainliği ve geleceğimizi yok etmeye kurgulanan tehlikeli terörizm… Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan, “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2020 Sonuçları“na göre, 2019 yılı itibarıyla 83 milyon 154 bin 997 kişiyiz. Ülkemizde her birimiz bir tohum eksek 83 milyon 154 bin 997 ürün elde ederiz… Millî Tohum Projesini[1] ülkemizin her yerinde etkin olarak uygulamak her vatandaşımızın millî/vatanî görevi sayılmalı… GDO’lu (genetiği değiştirilmiş organizma)’lı tohum ve ürünlerden, kimyasallardan çocuklarımızı, gençlerimizi toplumumuzdaki her bir kimseyi korumalıyız. Atalık/millî tohum bilincinin yaygınlaşmasını ve sağlıklı nesiller yetiştirebilmemiz için kırsal kesimde istihdamı sağlamalıyız… Sanayileşmek tamam… Köylerimiz ihmal edilmeden, tarım, orman ve hayvancılık ihmal edilmeden şehirleşmek, sanayileşmek anlamlı… Taşlaşmanın önüne geçmenin ilacı betonlaşma ve taşlaşmanın yerine yeşilliğin ve ağacın olması, bir başka ifadeyle tarım ve ormanın korunması… Dünya Gıda Gününde (16 Ekim) ve Birleşmiş Milletler Gününde (22 Ekim), atalık/millî tohum ve gıdalarımıza sahip çıkalım… Dünyamızı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (kararları veto etme hakkı bulunan daimi üye ülkeler: Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Fransa, Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya) tasallutundan kurtarmak için dik ve diri duralım

1905 yılında Roma’da toplanan bir uluslararası konferans neticesinde Uluslararası Tarım Enstitüsü kurulmuş, 1948 yılında resmen sona erdirilmiş; yetkileri 16 Ekim 1945’de Kanada’da düzenlenen 1. FAO[2] Konferansı’nda, Dünya’daki gıda ve tarımla ilgili çalışmaları organize edip geliştirerek gıda güvenliğini sağlamak amacıyla kurulan ve 1951 yılında merkezi Washington’dan Roma’ya taşınan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne (Food and Agriculture Organization) devredilmiş… FAO’ya 194 devlet üye. Avrupa Birliği “üye örgüt”, Faroe Adaları ve Tokelau ise “ortak üye” statüsünde. Ülkemiz FAO’ya 6 Nisan 1948’de üye olmuş… Ülkemiz Ankara’da 2007 yılında Orta Asya Alt Bölge Ofisi ve Ortaklık Anlaşması (FTPP -Turkey Partnership Programme on Food and Agriculture) ile açılan FAO Budapeşte’de bulunan Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisine bağlı faaliyet göstermekte… Türkiye-FAO Ortaklık Programı’nın (FTPP) 2007 yılında yürürlüğe girmesi, FAO ile ilişkilerimizde önemli bir gelişme olmuş; ortaklık anlaşması ve Alt Bölge Ofisinin çalışmaları özellikle Orta Asya ülkelerine yönelik olarak tarım alanında proje ve programların oluşturulması ve yürütülmesine imkân sağlamış… FAO karar organlarının toplantılarının yanı sıra üyesi olduğumuz Avrupa Bölge Grubu toplantılarına ve FAO Komitelerinin toplantılarına katılım sağlanmakta… FAO’yla ilişkilerimiz Roma Büyükelçiliğimiz tarafından takip edilmekte…

Ülkemiz, uzun yıllardan beri bir tarım ülkesi olarak sınıflandırılmaktaydı… Tarım sektörünün GSMH’deki (Gayri Safi Millî Hâsıla: Ülkemiz vatandaşları tarafından hem yurt içinde hem de yurt dışında bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamı) payının % 6 civarlarına gerilemesi ve tarım sektöründe istihdam edilenlerin çalışan nüfusa oranlarının %30‘lara düşmesi gerçekten çok üzücü… Maalesef Türkiye 1980’lere kadar gıda açısından kendi kendine yeten dünyadaki sayılı ülkelerden biriyken, bu stratejik değerdeki özelliğimizi yitirip, gıdada kısmen dışa bağımlı hale gelmemiz, üzerinde kafa patlatılması gereken ivedi bir durum… Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı[3] tarafından verilen bilgilere göre, 2006 yılı itibariyle (2006 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi yönetmeliğinin uygulanmaya başlandığı tarih) sisteme kayıtlı toplamda 2 milyon 761 bin çiftçi[4]  bulunduğu görülmekte… Merkezi ve yerel yönetimler tarafından yapılması gereken, kayıtlı çiftçi sayılarının ve tarım alanlarının artırılması ve tarımla ilgili projelerin titizlikle tavizsiz uygulanmasıdır

Sağlıklı bir bedene sahip olmak için vücudumuzda toksik etki yapmayacak, besin değeri yüksek, mevsiminde olan ve işlenmemiş temiz, lezzetli gıdaları tüketmeye özen göstermeliyiz… Sadece midemiz değil, beynimiz – dilimiz – yüreğimiz – davranışlarımız da aynı ihtimama muhtaç… “…Temiz olan şeylerden yiyin, güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.” (Mü’minûn, 23/51) buyruğunun gereğini yapmak… İnsan olabilmek… Ahlakî ve insanî değerler göz ardı edilince, yenilip içilenler, üretilip tüketilenler fayda yerine zarar vermeye başlar ve toplumsal bir yozlaşma yaygınlaşır… Tüketilen gıdaların insan karakteri ve psikolojisine etkisini ve aşırı yeme içmenin insan sağlığına ve ruhuna zararı olduğunu bilelim… Velhasıl kelam geleceğimizin inşası ve sağlıklı ve mutlu bir hayat için gıda, tarım, orman ve insan mefhumlarını iyi ve doğru anlayalım; sağlıklı, huzurlu, mutlu, şuurlu, onurlu ve insanca yaşayalım… Selam, sevgi ve saygılarımla.

 

[1] https://dumlupinargazetesi.com/yazar/zafernefer/konu/kutahyamiz-milli-tohum-projesinde-onderlik-etmeli

[2]  https://www.mfa.gov.tr/birlesmis-milletler-gida-ve-tarim-orgutu-_fao_.tr.mfa

http://www.fao.org/home/en/             http://www.fao.org/countryprofiles/index/en/?iso3=TUR

[3] https://www.tarimorman.gov.tr/Sayfalar/AnaSayfa.aspx

https://www.tarimorman.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/TMO.pdfğimiz

[4] https://data.tuik.gov.tr/                       https://www.resmiistatistik.gov.tr/detail/subject/tarimsal-isletme-kayit-sistemi/

https://tr.euronews.com/2020/05/14/turkiye-de-ciftci-sayisi-yuzde-38-dustu-tarim-alani-yuzde-12-azaldi

Zafer NEFER, 09.08.2021 17.35, Kütahya

GIDA, TARIM, ORMAN ve İNSAN…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin