Made In Türkiye/Turkie

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye” eski Fransızcadaki Turquie sözcüğünden gelmekte… Orta Çağ Latin ülkelerinde Turquia ve Turchia olarak geçmekte… Yunan kaynaklarında Τουρκία olarak adlandırılmakta… Orta Çağ İngilizcesinde Turkye, Torke, Turkie, Turky olarak kullanılmış… “Türk” ismine eklenen –iye eki, (sahip, bölgesi ve ile ilgili) anlamlarına gelmekte… Türkiye… “Türk ülkesi” anlamına gelen Türkeli, Türkistan ve TürkiyeTürkeli veya Türkistan Orta Asyada Türklerinin yaşadığı coğrafi bölge… Ülkemizin, (fiyasko, başarısız film, aptal/salak kişi ve hindi) anlamına da gelen “turkey” değil Türkiye olarak tanıtılması gerçekten mühim… Türk sembolleri arasında hindi değil kartal/şahin, kurt var…

Türkiye olarak birlik ve beraberliğimizi koruduğumuzda ve memleket meselesine millî zaviyeden baktığımızda, Türkiye’mizin ilk yerli uçağını yapan ve bu uçakla ilk ve tek uçuşunu 28 Ocak 1925’te gerçekleştiren Vecihi Hürkuş’un hazin hikâyesini, “Gümüş Motor Fabrikası” hikâyesini ve diğerlerini daha iyi anlayabileceğiz. Bugün geldiğimiz noktada “motor da yapılır, otomobil de yapılır, helikopter de yapılır, uçak da yapılır, (s/t)iha vb. de yapılır, hepsi yapılır.” hikâyelerimizi daha iyi anlayabileceğiz[1]… 1950’lerde Almanya’da püskürtmeli motor konusunda uzmanlaşan, Türkiye’de ilk yerli motoru üreten Türk mühendisi Prof. Dr. Necmettin Erbakan[2]‘ı ve Pancar Motor’la başlayan akamete uğratılan çalışmalar… Türkiye’nin ilk yerli motorunun üretilmesi ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve ekibi tarafından imal edilen Devrim Otomobili… Fırsat bulursa veya verilirse, ülkemiz insanı millî teknolojiyle harikalar yapabilir… Bu bağlamda, sunucudan yerli otomobil TOGG’in tanıtımının ‘’Made in Turkey’’ değil ‘’Made in Türkiye’’ diye yapılmasının istenmesi çok anlamlı, yerinde ve millî bir tavır…

Okullarımızda mutlaka hobi bahçelerine yer verilmeli ve bir iki de olsa tavuk koyun vb. hayvan yetiştirilen örnek mahaller olmalıdır… Eğitim sistemimiz özüne döndürülmeli ve modernize edilen millî yapıya kavuşturulmalı; emperyalistlerin/sömürgecilerin tesirinden kurtarılmalıdır; millî olmalıdır. Yediğini üretme zevkine erişen çocuklarımızın ekonomiye ve geleceğimize katkıları da çok büyük olacaktır… Eli ve ayağı toprağa değecek olan çocuklarımız aslımız toprağa sarıldığında her şey daha farklı olacaktır… Farkı şimdiden fark edersek, Millet olarak yakın gelecekte başka Milletlere de fark atabileceğiz[3]Made In Türkiye yazısını ürettiğimiz ve yaptığımız her şeye, yere göğe, tarihe, yazabileceğiz… Bütün mesele, Ahi Evran-ı Veli (1171-1261)’nin dediği gibi “Allah der, çalışırız.” düsturuyla hareket edebilmekte…

Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yaşayan insanlar… Japonlara göre evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar ruhen tekâmül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, evini mezat salonuna çevirmiş zavallı kimselerdir… Japon ekonomisinin darboğazdan geçtiği iç ve dış borçların çok fazla olduğu dönemde başbakanın mecliste söylediği söz: “Japonların iç ve dış borçları ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.”… Neticede Japonya bütün borçlarını öder… Ancak, son yıllarda Japonya bu özelliğini yitirmiş ve duraklama sürecine girmiş… Sebep: Japonya’nın 2. Dünya Savaşı sonrasında gösterdiği ekonomik başarının ardındaki faktörlerin, büyük şirket gruplarının (Keiretsu’ların) yapılanmasının zamanla Japonya’nın aleyhinde çalışmaya başlaması… Devlet ve bürokrasi tarafından kollanmaları sonucunda Keiretsu’ların piyasa şartlarından ziyade grup içi dayanışma mekanizmasına bağlı olarak kararlar almaya başlamış olması ve sonunda Japonya’nın ekonomik itici gücü olmaktan çıkıp giderek katlanılması gereken bir yük haline gelmiş olması… Verimlilik ve marka olabilmek kalite ve sürdürülebilirliğe bağlı… Sihirli formül: Millîlik hiçbir çıkar gruplarına, rantlara kurban edilmemeli… Zafer, her zaman sorgulanabilir ve ödünsüz olmaya bağlı… İstikrar bu ruhun korunmasına muhtaç… Mesele, dünya çapında kaliteli olmak ve aranılan markalara Made In Türkiye yazabilmek… Tutum, Yatırım ve Türk Malları (Yerli Malı) Haftasında (12 – 18 Aralık) millî olabildiğimiz nispette başarılı olabileceğimizi bilelim… Sarıkamış Şehitlerini Anma Gününde (22 Aralık) toprağına, mazisine ve atisine sahip çıkan ecdadımızı ve onların bize bıraktığı mirası bu şuurla yâd edelim… Bizim için kadim medeniyet kodlarımıza dönmek, üretmek, kendi malımızı kaliteli yapabilmek ve bunu ileri teknolojiyle taçlandırmaktır, çağdaş uygarlık düzeyini aşabilmek… Geleceğin Türk Mucitleri çocuklarımızın, gençlerimizin ve halkın içinde kaybolmuş ustalarımızın Ar-Ge çalışmaları ile desteklenmesi son derece önemli… Bunun müşahhas/somut örneği ASELSAN[4]Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin haberleşme ihtiyaçlarının millî imkânlarla karşılanması için 1975 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na (TSKGV) bağlı bir anonim şirket olarak kurulan ASELSAN, özgün ürünlerini ihraç eden, dünyanın ilk 100 savunma sanayi şirketi (Defense News Top 100) listesinde yer alan, yerel kuruluşlar ile işbirliği modelleri kurgulayarak uluslararası pazarlarda ortaklıklar kuran, yatırım yapan bir Türk markası haline gelmiştir

Millî olmadan, millî eğitimimizin gerçek manada millî olmasını sağlamadan, yerli/millî malımızın olması mümkün değil… Ne mutlu bu bilince sahip olan yüreklere ve beyinlere… Selam, sevgi ve saygılarımla.

[1] https://dumlupinargazetesi.com/yazar/zafernefer/konu/kurban-olayim-2

[2]  https://www.erbakan.edu.tr/s/erbakan

[3] https://dumlupinargazetesi.com/yazar/zafernefer/konu/kutahyamiz-milli-tohum-projesinde-onderlik-etmeli

[4]  https://www.aselsan.com.tr/tr/hakkimizda/biz-kimiz

Zafer NEFER, 18.09.2021 15.57, Denizli

Made In Türkiye/Turkie

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin