Kültür-Sanat

Alternatif Rock röportaj serileri! İlk konuk: Ole!

Alternatif rock müzik türüyle ilgili haberlerin ve röportajların yer aldığı ‘Chaos’ dergisi, Postmodern Rock türüyle ilgili şarkılar üreten isimlerle röportajlar yapmaya devam ediyor.

Danimarkalı tek adam black metal projesi Afsky’ın frontmani Ole ile kısa ve tadında bir söyleşi…

Türkiye’den selamlar, öncelikle teklifimi kabul ederek dergimde yer aldığınız için teşekkür ederim. Ole, dilersen standart bir giriş yapalım ve henüz seninle tanışmamış Türk okurlar için Afsky’in tarihçesinden kısaca söz ederek başlayalım…

Benim için bir zevk dostum. Açıkçası Afsky ile ilgili detaylı bilgiye sosyal medya hesaplarımızdan ulaşılabileceğini düşünüyorum.

‘Om Hundrede Âr’ albümü geçtiğimiz ay yayınlandı. Albüme hem dinleyicilerden hem de genel olarak müzik endüstrisinden gelen tepkilerle devam edelim.

Albümün oldukça iyi karşılandığını düşünüyorum. Birçok insanın bir önceki albüm ‘Ofte jeg drømmer mig død'dan büyük beklentileri olduğunu hissettim. Hala müziği kendim için yapıyorum ve kimseyi memnun etmek için asla taviz vermem. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki; insanların yaptıklarınızı takdir ettiklerini size bildirmeleri her zaman güzel.

Şarkı sözlerinizde çaresizlik, umutsuzluk (bilhassa ilk albümde), ölüm temalarıyla birlikte kendi tarihinizden de söz ettiğinizi görüyorum. Bu yönüyle lirikal bir farkındalık yaratıyor aslında Afsky. Genel olarak liriklerin ne şekilde oluştuğu, nelerden ilham aldığınızı öğrenebilir miyim? 

Son albüm ‘Om facee år’da sözler çok kişisel. Bu kez pek çok olumsuz şeye odaklanmadığım bir albüm yapmak istedim. Diğer albümlerimde dünyanın durumundan ilham almıştım. Dünya yaşamak için eşit ve adil bir yer değil. Bunu çok önemsiyorum ve başkalarının orada zenginlik ve güç kullandığını gördüğümde hayal kırıklığına uğruyorum. Ama son albümle insanları başka bir yöne götürdüm.

Afsky oldukça üretken bir proje. 9 senede 3 albüm,2 EP ve bir single yayımladın ve her biri gerçekten dolu dolu işlerdi. Gelecek hedeflerinden bahsetmeni istiyorum. Onlarca albüm, çok büyük gruplarla turneler, gezmedik görmedik ülke kalana kadar konserler vererek canlı performanslarla müziğinizi seyirciye aktarmak… Ya da senin ekleyeceklerin. Bundan 20 sene sonra diyelim, Afsky’ı kafanda nasıl konumlandırıyorsun?

Yaptığım şeyi seviyorum ve yapıyorum çünkü başka türlü yapamazdım, şimdi yeniden başladım. Bu proje sevdiğim ve yapmaktan hoşlandığım birçok şeyi aynı anda barındırıyor. Bu yüzden sonuna kadar yapmaya devam edeceğim. İnsanlar 20 yıl sonra hala Afsky'nin çalmasını istiyorsa, Afsky hala çalmaya devam edecek!

Afsky senin tek kişilik projen. Elbette sahnede live müzisyenlerle, session elemanlarla çalışıyorsun. Baştan böyle bir yola çıkmanın ve bir grup hüviyetinde değil de bunu bir tek adam projesi olarak sürdürmenin sebeplerinden bahsetmeni rica ediyorum.

Afsky'ye başladım çünkü zaten herkesin bir sözünün olduğu bir gruptaydım. Bazı şeyler için iyi gidiyor diyebilirim ama aynı zamanda işler ve alınan kararları çok yavaşlatıyordu. Hâlâ o gruptayken (Solbrud) kafama taktığım fikirlerden bazılarını ortaya çıkarmam gerekiyordu ve bu yüzden Afsky'yi yarattım. Bir süre sonra tek başıma müzik yazma sürecinden gerçekten keyif aldığımı fark ettim ve bu yüzden diğer gruptan ayrıldım ve Afsky ile devam ettim. Bu arada bazı arkadaşlarla başka bir grup kurdum ama yine de müzikal olarak çoğu zaman yalnız çalışmayı tercih ediyorum.

Geçtiğimiz günlerde (bu soruları yanıtlayacağın zamana denk gelecek) Carpathian Forest’ın da yer aldığı bir festivaldeki sahneniz iptal oldu. Bunun sebebi neydi? Ve yine sanıyorum bu sorulara yanıt verdiğin günlerde Uada ile (ki kendileri de bu sayıda konuğum) turnenizin son günlerini Finlandiya’da geçireceksiniz. Hem konser güncelerinizi soralım, bu yıl geride kalan konserlerde nasıl eğlendiniz ve seyirci reaksiyonları nasıldı; hem de 2023’teki kesinleşmiş diğer konser takviminizden söz edelim.

Uada ile yoldayken çok eğlendik, her an yine yapabiliriz! Afsky için tur Oslo'daki Inferno'da durdu, bu yüzden son takvimin bir parçası değildik. Ama gittiğimiz her yerde iyi bir izlenim bıraktığımızı düşünmekten hoşlanıyorum. Bu yüzden kesinlikle birçok yere geri dönmek için sabırsızlanıyorum!

Üç albümünün kapağı da (tüm samimiyetimle söylüyorum) birer sanat eseri! Albüm kapakları, diğer görseller ve illüstrasyonlar kim tarafından neye göre oluşturuluyor?

‘Sorg’, Henry Wallis tarafından yapılan “Chatterton'ın Ölümü”dür.

‘Ofte jeg drømmer mig død’, H.A. Brendekilde'nin “Udslidt” adlı eseridir.

‘Om hundrede år’, birçok efsanevi metal sanat eseri yapan Kris Verwimp'in özel bir çalışması olan benim öldüğümü gösteren bir tablodur. 

Vendetta Records son dönemde Ultha, Yith, Belus gibi oldukça iyi underground gruplarla çalışarak adından söz ettirdi. Afsky ise ilk albümden itibaren müziğini bu firmaya emanet etti. Baştan beri aynı firmayla istikrarlı bir şekilde çalışmanın başarına faydasını hangi oranda görüyorsun?

Dürüst olmak gerekirse bu soruları yanıtladığım sırada şirketten henüz ayrıldım!

Limited basılan birçok ürün ve bilhassa kasetinize sahibim. Son albüm çok yeni olduğu için henüz ulaşamadım, eğer buradaki metal shoplar aracılığıyla gelmezse, ilk fırsatta plağını sipariş edeceğim. Afsky limited ürünlerle, oldukça underground şekilde bastığı EP ve albümleri kaset, cd, plak gibi farklı formlarda da sunan bir grup. Dolayısıyla koleksiyonerlere de fazlasıyla hitap ediyorsunuz. Fiziki ürün temini ve bu ürünlerin oldukça sınırlı sayıda basılıp, kişiye özel hissettirmesi hakkındaki fikirlerinizi öğrenmek istiyorum.

Öncelikle çok teşekkürler dostum! Ve hala yavaş yavaş büyümesine rağmen Afsky'yi asla büyük bir grup olarak görmüyorum. İstendiği taktirde herhangi bir etiketle Afsky kaseti yaparak bu işe başladım. Sadece 3 kuralım var: 1-Düzen, Tüm ürünler mutlaka önceki sürümlerden farklı olmalıdır. 2- Maksimum 100 adet kopya olmalıdır, böylece sınırlı üretimle yapılan iş özel kılınır. Bazı firmalar aynı albümü 4 kez yayınladı, bu yüzden sınırlama sadece o baskıda elle numaralı şekilde oldu. Ve son kural, NSBM gruplarını temsil eden bir plak şirketinde olmayı asla istemiyorum, hepsi bu!

Danimarka, King Diamond gibi bir efsaneye rağmen metal sahnesinde ismini çok da fazla duyurmayan ülkelerden. Nortt, Volbeat elbette ilk akla gelen majör örnekler. Sana göre Afsky, örneğin Finlandiya, İsveç ya da ABD çıkışlı bir grup olsa, şu anki konumunuz daha farklı olur muydu?

Bunu yanıtlamak gerçekten zor. Umarım müzik kendi adına konuşur. Ancak tarih boyunca kesinlikle bazı ülkeler diğerlerinden daha fazla ilgi gördü, yine de bunun müzikle bir ilgisi olmadığına inanmak istiyorum. Danimarka hiçbir zaman metal dünyasında bir black metal başkenti olmadı, ancak işler zamanla değişiyor. Ama bence her zaman İskandinav komşularımızın küçük kardeşi olmaya devam edeceğiz.

Yine benzer bir soru olsun bu da. Bana bilhassa black metal konusunda, ülkenizden henüz keşfedilmemiş cevherlerden, tavsiye edebileceğin gruplardan bahseder misin?

Her zaman live müzisyenlerimin grupları olan Sunken ve Morild'i tavsiye edebilirim. Bunun yanına Arkæum ve Shrug'u da ekleyebilirim.

Özelden sohbetimizde ülkemizde çalmak için hevesli olduğunu biliyorum. Daha önceden herhangi bir organizatörle irtibata geçtiniz mi Türkiye’den. Ve genel anlamda ülkemizle ilgili olarak neler biliyorsunuz? Tarihimiz, kültürümüz ve elbette metal gruplarımızla ilgili…

Ne yazık ki fazla bilgi sahibi değilim. Avrupa'da hala çalmadığımız birçok yer var. Bu yerlere gitmek istiyorum. Elbette ülkenizden de bunlardan birisi.

Ole, benim sormak istediklerim bunlar. Değerli vaktini ayırıp yanıtladığın için teşekkürler. Umarım en kısa zamanda sizleri ülkemizde ağırlar, konserinizde en önde seyrek saçlarımla kafa sallarım! Son olarak senin ekleyeceklerinle bitirelim…

(CHAOS MAGAZİNE & HABER MERKEZİ)