Eğitim

Bilimde Kütahya imzası: Bor temelli kanser projesine prestijli ödül

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde yürütülen bor temelli sağlık araştırmaları, Türkiye Bilimler Akademisi’nin prestijli TÜBA-GEBİP Ödülü ile taçlandı. Doç. Dr. Fatih Kar’ın öncülük ettiği çalışmalar, kanser başta olmak üzere birçok hastalık için yeni ve yerli tedavi umutlarını gündeme taşıyor.

TÜBA-GEBİP ödülü Kütahya’ya geldi

Türkiye Bilimler Akademisi tarafından genç bilim insanlarının bilimsel üretkenliğini teşvik etmek amacıyla verilen TÜBA-GEBİP ödülü, bu yıl Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne kazandırıldı. KSBÜ Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Fatih Kar, yürüttüğü nitelikli araştırmalar ve akademik performansıyla Türkiye’nin en başarılı genç araştırmacıları arasında yer alarak bu prestijli ödüle layık görüldü.

Bu önemli başarı, üniversitenin sağlık bilimleri alanındaki araştırma kapasitesini bir kez daha gözler önüne sererken, Kütahya’nın akademik alandaki yükselişine de güçlü bir katkı sundu.

Bor madeni bilimsel çalışmaların merkezinde

Ödülün ardından Dumlupınar Gazetesi’ne özel değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Fatih Kar, çalışmalarının odağında bölgenin en stratejik doğal kaynaklarından biri olan bor madeninin yer aldığını söyledi. Türkiye’nin dünya bor rezervlerinde önemli bir paya sahip olduğunu hatırlatan Kar, Kütahya’nın bu alandaki avantajlı konumuna dikkat çekti.

Kütahya’da bor, oldukça zengin bir konumda

Bor madeninin yalnızca sanayi ve savunma alanlarında değil, sağlık bilimleri açısından da büyük bir potansiyel barındırdığını vurgulayan Kar, yerli ve milli kaynakların sağlık alanında değerlendirilmesini temel hedef olarak benimsediklerini ifade etti. Bir sağlık bilimleri üniversitesi olarak bu kaynağı katma değerli bilimsel çıktılara dönüştürmeyi amaçladıklarını dile getirdi.

Yaklaşık 10 yıllık bilimsel birikim

Bor ve bor türevleri üzerine yaklaşık 10 yıldır kesintisiz çalışmalar yürüttüklerini belirten Doç. Dr. Kar, bu sürecin ekip çalışmasıyla şekillendiğini söyledi. Akademisyenler ve öğrencilerden oluşan araştırma grubunun, bor bileşiklerinin farklı hastalıklar üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde incelediğini aktardı.

Bazı çalışmalarımız hâlâ devam ediyor

Araştırmaların bir bölümünde somut ve olumlu sonuçlar elde edildiğini kaydeden Kar, bazı projelerin ise halen sürdüğünü ifade etti. Özellikle çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olan kanser üzerine yoğunlaştıklarını belirten Kar, laboratuvar ortamında farklı bileşiklerin moleküler etkilerini analiz ettiklerini dile getirdi. Elde edilen verilerin, çalışmaları daha ileri aşamalara taşımak için güçlü bir motivasyon sağladığını vurguladı.

Patent başvurusu tamamlandı, klinik süreç hedefleniyor

Bor temelli çalışmaların en ayırt edici yönlerinden birinin, seçici etki mekanizması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Kar, sentezlenen bor türevli bileşiklerin sağlıklı hücrelerde canlılığı artırırken, kanser hücrelerinde yok edici etki gösterdiğini belirtti.

Bu bulgular doğrultusunda patent başvurusunun yapıldığını açıklayan Kar, araştırmaların bir sonraki aşamada klinik çalışmalara taşınması için hazırlıkların sürdüğünü kaydetti.

Asıl hedef: Sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedavi

Günümüzde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin bağışıklık sistemi üzerinde ciddi yan etkiler oluşturabildiğini hatırlatan Kar, temel hedeflerinin sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanser hücrelerini etkisiz hale getirmek olduğunu söyledi. Laboratuvar sonuçlarının bu hedef doğrultusunda oldukça umut verici olduğunu ifade etti.

En çarpıcı sonuçlar beyin tümöründe

Araştırmalar kapsamında elde edilen en dikkat çekici bulguların glioblastoma olarak bilinen beyin tümöründe ortaya çıktığını belirten Kar, bu alandaki verilerin son derece güçlü ve cesaret verici olduğunu söyledi. Bu nedenle projelerin özellikle bu kanser türü üzerinde yoğunlaştırıldığını aktaran Kar, merkezde farklı araştırmacıların da çeşitli kanser türleri üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü dile getirdi.

10 yıllık yoğun emeğin ürünü

Çalışmaların uzun soluklu bir sürecin sonucu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kar, preklinik aşamada hücre kültürü ve hayvan deneylerinin tamamlandığını, patent sürecinin de sonuçlandığını belirtti. Yaklaşık 10 yıllık yoğun bir emeğin ürünü olan bu çalışmaların, artık klinik faza geçmeye hazırlandığını ifade etti. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB’in desteklerinin yanı sıra üniversite yönetiminin de süreci yakından takip ettiğini söyledi.

Kütahya ve Türkiye için stratejik bir değer

Bor temelli sağlık araştırmalarının yalnızca akademik bir başarı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kar, bu çalışmaların Kütahya’nın bor potansiyelini sağlık alanında katma değerli ürüne dönüştürmeyi hedeflediğini dile getirdi. Bir ilacın laboratuvardan piyasaya çıkış sürecinin genellikle 10–15 yıl sürdüğünü hatırlatarak, önemli bir aşamanın geride bırakıldığını ifade etti.

Sadece kanser değil, farklı hastalıklar da gündemde

Gelecek planlarına da değinen Kar, çalışmaların yalnızca kanserle sınırlı olmadığını söyledi. Diyabetik yaralar gibi farklı hastalıklarda da bor türevleriyle olumlu sonuçlar elde edildiğini belirten Kar, bu projelerin henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen umut verici olduğunu vurguladı. Amaçlarının, elde edilen bilimsel verileri klinik uygulamalara taşıyarak toplum sağlığına katkı sunmak olduğunu ifade etti.