Türkiye’nin 2017 yılında Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başlattığı ve bugün Birleşmiş Milletler nezdinde küresel bir modele dönüşen Sıfır Atık Hareketi, meyvelerini vermeye devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, projenin sadece çevresel bir duyarlılık değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin en güçlü dayanaklarından biri haline geldiğini vurguladı. Bakan Kurum, "Sıfır atık bir tercih değil, geleceğimiz için bir mecburiyettir" diyerek gelinen noktadaki devasa tabloyu gözler önüne serdi.
Bakan Kurum: Mesele sadece üretmek değil, nasıl tükettiğimiz
Sosyal medya üzerinden paylaştığı video mesajla kamuoyuna seslenen Bakan Murat Kurum, günümüz dünyasında tüketim alışkanlıklarının doğanın yenilenme hızını geride bıraktığına dikkat çekti. Sıfır Atık vizyonunun, israfı reddeden ve kaynağı doğrudan koruyan bir mantalite değişimi olduğunu ifade eden Kurum, bu hareketin bir "gönül inisiyatifi" olarak tüm dünyaya örnek olduğunu belirtti. Bakanlığın koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki 217 bin bina ve yerleşkede aktif bir yönetim sistemine dönüşmüş durumda.
Sıfır atık geri kazanım oranı 2025 yılında yüzde 37,53’e yükseldi
Projenin başladığı 2017 yılında Türkiye’nin geri kazanım oranı yalnızca yüzde 13 seviyelerindeydi. Geçen sekiz yıllık süreçte bu rakam, sistemli çalışmalar ve toplumsal bilinçlenme ile kademeli olarak artış gösterdi. 2024 yılında yüzde 36,08 barajını aşan geri kazanım verileri, 2025 yılı itibarıyla yüzde 37,53 seviyesine ulaştı. Bakanlığın ortaya koyduğu vizyon ise oldukça iddialı: Türkiye, 2035 yılında bu oranı yüzde 60’a, "Net Sıfır Emisyon" hedefinin kilit taşı olan 2053 yılında ise yüzde 70’e çıkarmayı hedefliyor. Bu süreçte 28 milyon vatandaşa verilen eğitimler, toplumsal dönüşümün en büyük itici gücü oldu.
90 milyon ton atık geri kazandırıldı
Ekonomik veriler, atığın aslında bir "servet" olduğunu kanıtlar nitelikte. 2017’den 2025 sonuna kadar geçen sürede; 36,1 milyon ton kağıt-karton, 10,2 milyon ton plastik, 3,5 milyon ton cam ve 9,6 milyon ton metal atık çöpe gitmekten kurtarıldı. Organik ve diğer geri dönüştürülebilir atıklarla birlikte toplamda 90 milyon ton malzeme, lisanslı işletmelerde işlenerek sanayiye hammadde olarak geri döndü. Bu devasa geri dönüşüm operasyonu, Türkiye ekonomisine doğrudan 365 milyar TL değerinde bir kaynak girişi sağladı.
Atıklardan 270 milyar kwh enerji tasarrufu sağlandı
Sıfır Atık projesinin enerji ve doğal kaynaklar üzerindeki etkisi ise sayılarla ifade edilemeyecek kadar kritik. Geri dönüştürülen atıklar sayesinde tam 270 milyar kWh enerji tasarrufu elde edildi. Bu miktar, 54 milyon hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek bir güce tekabül ediyor. Su kaynaklarının korunması noktasında da İstanbul’un iki yıllık su sarfiyatına eşdeğer olan 2 trilyon litre su tasarrufu yapıldı. Ayrıca, 60 milyar litre petrol tasarrufu sağlanırken, yaklaşık 55 bin futbol sahası genişliğindeki alanın atık depolama sahası olarak işgal edilmesi önlendi.
613 milyon ağacın kesilmesi önlendi
Doğanın akciğerleri olan ormanlar, Sıfır Atık sayesinde nefes aldı. Kağıt ve karton geri dönüşümü ile Türkiye’deki toplam orman varlığının yüzde 7’sine denk gelen 613 milyon ağaç kesilmekten kurtarıldı. İklim değişikliği ile mücadelenin en somut örneği ise emisyon verilerinde görüldü. Proje kapsamında 180 milyon ton sera gazı salımı engellendi. Bu başarı, yaklaşık 36 milyon aracın bir yıl boyunca trafiğe hiç çıkmamasıyla eşdeğer bir çevresel fayda anlamına geliyor. Türkiye, yerel bir çevre projesi olarak başlattığı bu hareketi, küresel bir diplomasi başarısına dönüştürerek gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakma sözünü tutmaya devam ediyor