Eğitim

Eğitim-İş’ten LGS Yerleştirme Sonuçlarına Sert Eleştiri: “Eğitimdeki Eşitsizliğin Belgesidir”

Eğitim-İş, 2026 LGS yerleştirme sonuçlarının eğitimde fırsat eşitsizliğini derinleştirdiğini savunarak, her dört öğrenciden birinin açıkta kaldığına dikkat çekti.

Eğitim-İş, 2026 LGS yerleştirme sonuçlarına ilişkin yaptığı kapsamlı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın paylaştığı yerleştirme oranlarının eğitim sistemindeki temel sorunları gizleyemeyeceğini savundu. Sendika, açıklanan verilerin başarıdan çok eğitimde fırsat eşitsizliğini ortaya koyduğunu belirterek, nitelikli eğitime erişimin hâlâ milyonlarca öğrenci için önemli bir sorun olmaya devam ettiğini ifade etti.

Eğitim-İş’ten kamusal eğitim vurgusu

Eğitim-İş, tartışmanın yalnızca öğrencilerin kaçıncı tercihine yerleştiği üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirtti. Sendika, asıl meselenin çocukların nitelikli eğitime ulaşabilmek için yoğun bir sınav rekabetine girmek zorunda bırakılması olduğunu ifade etti.

Sendika, her mahallede güçlü devlet okullarının bulunduğu, okul türleri arasında ayrımın ortadan kaldırıldığı, tüm öğrencilerin laik, bilimsel, kamusal ve parasız eğitim hakkına eşit biçimde ulaşabildiği bir eğitim sisteminin oluşturulması çağrısında bulundu. Açıklamada, gerçek başarının yerleştirme istatistikleri değil, hiçbir çocuğun eğitim hakkından mahrum kalmadığı bir sistem kurabilmek olduğu görüşü dile getirildi.

Sınava katılım nitelikli eğitim talebini ortaya koyuyor

Verilere göre 2026 eğitim öğretim yılında 8. sınıfta öğrenim gören 1 milyon 279 bin 547 öğrenciden 1 milyon 22 bin 658’i LGS’ye başvururken, 994 bin 358 öğrenci sınava katıldı.

Eğitim-İş, bu rakamların öğrenciler ve aileler açısından nitelikli eğitime ulaşma isteğinin ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğini belirtti. Ancak sendikaya göre mevcut kontenjan yapısı nedeniyle bu talebe karşılık verilemiyor ve öğrencilerin büyük bölümü istedikleri eğitim ortamına ulaşamıyor.

Kontenjan politikası eleştirildi

Açıklamada, sınavla öğrenci alan liselerde yüksek doluluk oranlarının tek başına başarı olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi. Sendika, binlerce kontenjanın boş kaldığını hatırlatarak bu boşlukların hangi okul türlerinde oluştuğuna ilişkin ayrıntılı verilerin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirdi.

Eğitim-İş, özellikle fen liseleri ve Anadolu liselerine yönelik yoğun talebe rağmen akademik liselerin kontenjanlarının azaltıldığını, buna karşılık talebin daha düşük olduğu okul türlerinde kontenjan artışına gidildiğini öne sürdü. Bu durumun eğitim planlamasının bilimsel ihtiyaçlardan çok farklı tercihler doğrultusunda şekillendiği yönündeki eleştirileri güçlendirdiği ifade edildi.

İlk yerleştirmede 311 bin öğrenci açıkta kaldı

Sendikanın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri ise ilk yerleştirme sonunda herhangi bir okula yerleşemeyen öğrenci sayısı oldu.

Açıklamada, ilk yerleştirme sonuçlarına göre 311 bin 307 öğrencinin herhangi bir okula yerleşemediği belirtilerek bunun yaklaşık her dört öğrenciden birinin ilk yerleştirmede açıkta kaldığı anlamına geldiği ifade edildi. Bu öğrencilerin nakil sürecine yönlendirildiği, önemli bir bölümünün ise eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya bulunduğu vurgulandı.

Türkiye'de hâlihazırda eğitim dışında bulunan çocuk sayısının da yüksek olduğuna dikkat çeken Eğitim-İş, mevcut tablonun yalnızca yerleştirme sistemiyle sınırlı olmadığını, daha geniş kapsamlı bir eğitim krizi yaşandığını savundu.