Türkiye genelinde tartışma konusu olan Halk Eğitimi Merkezleri ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) arasındaki iş birlikleri Kütahya’da da gündemin üst sıralarına taşındı. Eğitim-İş, yaptığı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde yürütülen protokollerin “kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını” belirterek, Halk Eğitimi Merkezleri’nin “toplumun tüm kesimlerine açık, ücretsiz ve eşit erişimli” yapısının zarar gördüğünü öne sürdü.
Sendika açıklamasında, Halk Eğitimi Merkezleri’nin özellikle dar gelirli vatandaşlar, kadınlar, gençler, engelliler ve meslek edinmek isteyen bireyler için önemli bir fırsat alanı olduğuna dikkat çekilirken, son yıllarda bu merkezlerin “vakıf temelli faaliyetlere tahsis edilmesi” iddialarının ciddi bir kamusal sorun haline geldiği vurgulandı.
“İstihdam” söyleminden “değerler” vurgusuna geçildiği iddiası
Eğitim-İş, MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile TÜGVA arasındaki iş birliğinin 2019 yılında başladığını hatırlatarak, ilk dönemde iş birliğinin “istihdam” ve “meslek edindirme” amaçlarıyla duyurulduğunu ifade etti. Ancak sendikanın iddiasına göre 2020’de yapılan yeni protokolle birlikte kapsamın değiştiği, “Değerler Eğitimi” ve “Medeniyet” gibi başlıkların öne çıktığı bir çerçeveye geçildi.
Açıklamada ayrıca, ilgili protokollerle il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri üzerinden MEB’e ait bina, derslik ve salonların TÜGVA faaliyetleri için kullanılmasının kolaylaştığı, hatta “tahsis zorunluluğu” doğurduğu ileri sürüldü.
“Halk eğitim merkezleri vakıf etkisine kurban ediliyor” iddiası
Eğitim-İş’in açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, kurs ve ders saati kapasitelerindeki düşüş iddiası oldu. Sendika, Halk Eğitimi Merkezleri’nin yıllık ders kapasitesinin ciddi biçimde daraltıldığını savunarak, özellikle Mayıs 2024’te yürürlüğe giren “Tasarruf Tedbirleri Genelgesi” sonrası kurs saatlerinin önemli ölçüde azaltıldığını öne sürdü.
Açıklamada, geçmişte yıllık ortalama 128 bin saat seviyelerinde olduğu belirtilen ders kapasitesinin son iki yılda 13–18 bin saate kadar düştüğü iddia edildi. Eğitim-İş, bu tabloda kamusal eğitim faaliyetleri daralırken bazı saatlerin TÜGVA etkinliklerine ayrıldığı yönünde eleştirilerde bulundu.
“Eğitim hakkı daraltılıyor, kamusal alan siyasallaşıyor” vurgusu
Sendika açıklamasında, tartışmanın yalnızca bir “bina kullanımı” meselesi olmadığı; aynı zamanda eğitimde tarafsızlık, eşit erişim ve kamusallık ilkeleriyle ilgili olduğu belirtildi. Eğitim-İş, TÜGVA’nın okulların ve halk eğitim merkezlerinin altyapısını kullanarak MEB’in yetkilerini fiilen devraldığı yönünde endişelerini dile getirdi.
Açıklamada, kurum yöneticileri ile öğretmenlerin vakıf faaliyetlerine ilişkin süreçlerde zorlandığı yönünde şikâyetler olduğu savunulurken, bunun kamusal eğitim alanlarının siyasallaştırıldığı iddiasını güçlendirdiği ifade edildi.
Bağış iddiası ve “ücretsiz kamusal eğitim” tartışması
Eğitim-İş, Halk Eğitimi Merkezleri’nin kuruluş amacının “ücretsiz ve erişilebilir kurslarla yaşam boyu öğrenmeyi desteklemek” olduğunu hatırlatarak, bazı uygulamaların bu anlayışla çeliştiğini savundu.
Sendika açıklamasında, Van İpekyolu Halk Eğitimi Merkezi’nde açılacağı belirtilen bir kurs kapsamında “eğitici olmak isteyenlerden kişi başı 1.000 TL bağış talep edildiği” iddiasına yer verildi. Bu örneğin yalnızca tek bir il ile sınırlı olmadığı, benzer uygulamaların farklı yerlerde de tartışma konusu olduğu öne sürüldü.
Eğitim-İş: “Öncelikler tersine döndü”
Açıklamada, okullarda personel eksikliği, öğrencilere beslenme desteği tartışmaları ve velilerden alınan çeşitli ücret/bağış tartışmalarına da atıf yapıldı. Sendika, kamu kaynaklarının ve kamusal mekânların vakıf temelli yapılara açıldığını savunarak, “Halk Eğitimi Merkezleri’nin asli amacından uzaklaştırıldığını” iddia etti.
Eğitim-İş’in açıklamasında öne çıkan vurgulardan biri de şu oldu: Kamusal eğitimin yalnızca ders vermekle sınırlı olmadığı, çocukların ve toplumun eğitim hakkının “ideolojik ve siyasi yönlendirmelerden korunması” gerektiği ifade edildi.
Eğitim-İş, açıklamasının sonunda hukuki süreci başlatacağını duyurarak, Halk Eğitimi Merkezleri’nin laik, bilimsel ve kamusal niteliğini korumak için mücadeleyi sürdüreceğini bildirdi. Sendika, eğitimcileri ve kamuoyunu “kamusal eğitim alanlarının amaç dışı kullanımına karşı dikkatli olmaya” çağırdı.