Kentsel dönüşümde kiracılar için yeni dönem
Türkiye genelinde yaşanan depremler sonrası kentsel dönüşüm süreci hız kazanırken, binlerce bina yenilenmek üzere boşaltılıyor. Bu süreçte yalnızca ev sahipleri değil, kiracılar da doğrudan etkileniyor. Yıllardır aynı evde yaşayan, düzenini o adrese göre kuran birçok kişi, dönüşüm kararıyla birlikte taşınmak zorunda kalıyor.
Ancak son dönemde verilen yargı kararları, kentsel dönüşüm nedeniyle tahliye edilen kiracıların sanıldığından çok daha güçlü haklara sahip olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik bu haklar yalnızca tek bir kalemle sınırlı değil; şartlar oluştuğunda çifte tazminat alma yolu açılabiliyor.
Kentsel dönüşüm nedeniyle tahliye edilen kiracının hakları neler?
Kentsel dönüşüm gerekçesiyle boşaltılan bir evde oturan kiracı, öncelikle taşınma nedeniyle uğradığı zararlar için tahliye tazminatı talep edebiliyor. Bu, uygulamada çoğu zaman göz ardı edilen ama hukuken mümkün olan bir hak.
Asıl dikkat çeken nokta ise, bina tamamlandıktan sonra ortaya çıkıyor. Yenilenen yapı tekrar kiraya verilecekse, ev sahibinin ilk olarak eski kiracıya teklif götürmesi gerekiyor. Bu yükümlülük yerine getirilmezse, kiracı için ikinci bir tazminat kapısı aralanıyor.
Bu noktada özellikle kira bedeli, tahliye tarihi ve bildirim süresi gibi ayrıntılar büyük önem taşıyor.
Yeniden kiralamada eski kiracıya öncelik şartı
Yargı kararlarına göre, kentsel dönüşüm sonrası tamamlanan bir daireyi yeniden kiraya vermek isteyen ev sahibi, noter aracılığıyla eski kiracısına bildirim yapmak zorunda. Bu bildirimde, dairenin yeniden kiraya verileceği ve eski kiracının öncelik hakkı bulunduğu açıkça belirtilmeli.
Kiracıya bu tebligat ulaştıktan sonra bir ay içinde cevap verme süresi bulunuyor. Eğer kiracı bu süre içinde olumlu ya da olumsuz dönüş yapmazsa, ev sahibi yeni bir kiracıyla sözleşme yapabiliyor.
Ancak bu prosedür işletilmez ve ev doğrudan başka birine kiraya verilirse, eski kiracı bir yıllık kira bedeli tutarında tazminat talep edebiliyor. Burada hesaplama, genellikle eski kira bedeli üzerinden yapılıyor.
Bu da özellikle uzun süredir düşük bedelle oturan kiracılar için önemli bir maddi hak anlamına geliyor.
Üç yıllık süre detayı neden kritik?
Hukuk uygulamasında bir başka önemli ayrıntı da üç yıllık süre. Tahliye edilen kiracı, çıktığı tarihten itibaren üç yıl içinde evin yeniden kiraya verilip verilmediğini takip edebiliyor.
Eğer bu üç yıllık süre içinde ev, gerekli bildirim yapılmadan başka birine kiralanırsa, kiracının tazminat davası açma hakkı doğuyor. Bu süre, hak düşürücü süre olarak değerlendirildiği için kaçırılmaması büyük önem taşıyor.
Bu nedenle kentsel dönüşüm nedeniyle tahliye edilen kiracıların, taşındıktan sonra da eski adresleriyle ilgili süreci tamamen gözden çıkarmamaları öneriliyor.
Tazminat nasıl hesaplanıyor?
Tazminatın temel ölçütü, kiracının eski kira bedeli. Mahkemeler, çoğunlukla bir yıllık kira tutarını esas alarak hesaplama yapıyor. Bu da, “bir yıllık kira cebinizde olabilir” ifadesinin hukuki karşılığını oluşturuyor.
Buna ek olarak, taşınma masrafları, yeni ev için yapılan ek harcamalar ve bazı özel durumlarda ayrıca maddi zarar kalemleri de talep edilebiliyor. Yani kiracı, sadece tek bir ödeme ile sınırlı kalmadan birden fazla kalemde tazminat elde edebiliyor.
Kiracılar ne yapmalı?
Kentsel dönüşüm sürecine giren bir binada oturan kiracılar, öncelikle tahliye sürecine ilişkin tüm yazışmaları ve belgeleri saklamalı. Özellikle noter tebligatları, ileride açılabilecek davalarda kritik rol oynuyor.
Ayrıca bina tamamlandıktan sonra evin ne şekilde kullanıldığını takip etmek, gerekirse hukuki yollara başvurmak, olası bir hak kaybının önüne geçiyor.
Bu gelişmeler, kentsel dönüşümün sadece beton ve demirden ibaret olmadığını, aynı zamanda ciddi hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurduğunu bir kez daha gösteriyor. Görünen o ki, önümüzdeki dönemde kiracı hakları konusunda çok daha fazla dava ve emsal karar konuşulacak.