İmkansıza inanmayan Yapımcı Ahmet ULUÇAY

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tepecik köyünde 1954 yılında doğdu. Elektriğin bile olmadığı gaz lambasıyla yaşanılan Tepecik, onun sanatını etkileyen en önemli kaynaklarındandı.
Çocukluğundan itibaren film üzerine oldukça meraklıydı. İlkokuldayken köylerine gelen seyyar sinemayı görmesiyle başladı sinemaya olan aşkı.
Aynı zamanda edebiyatla da oldukça meraklı olan Uluçay, köyünde “Şair Ahmet” lakabıyla tanınırdı.
İlerleyen zamanlarda, arkadaşları İsmail MUTLU ve Şerif Akarsı ile birlikte “Tepecik Köyü Arkadaş Sinema” grubunu kurdu. Kopuk film parçalarını birleştirdi, arkadaşı İsmail MUTLU ile birlikte tahta parçalarını kullanarak sinema makinesi yaptılar. Ve kendi deyimiyle bu icadı, “Lumiere kardeşler yapmasaydı, bunu biz Tavşanlı’da İsmail Mutlu ile yapacaktık” diye ifade etmiştir. İsmail Mutlu anlatıyor: “Bir mercimek buldu geldi Ahmet. Bununla yapar mıyız, yapamaz mıyız; sinema olur bu, dedi.”
Sinema için zamanını adayan Uluçay, hayallerini şu ifadelerle dile getirdi:
“Bir de şunlar gımıldayiverse, resimler gımıldeyip duru vallahi.”
(Buradaki “gımıldamak”la kastettiği hareket etmesidir.)
Hayatını resimleri gımıldatmak için adadı.
Sinemayı oldukça zor şartlar altında, parasızlık içinde yapmaya çalışırken inşaat işçiliği, tavukçuluk, hamallık gibi çeşitli işlerde çalışıyordu.
Kazandığı parayı sinemaya yatırıyor, köylülerden bu tavrı için olumsuz tepki topluyordu, özellikle de babasından.
Ahmet Uluçay anlatıyor: “Hayatımın sonuna kadar bir daha görüşmedi benimle, bir kere bile konuşmadı.”
Tüm bu zorluklara rağmen ilk kısa filmi “Optik Düşleri” bir odanın içerisinde karton evlerden yaptıkları köy maketi ve 1993 yılında bir almancıdan aldığı VHS kamera ile çektiler.
Sırasıyla Optik Düşler, Koltuk Değneklerinden Kanat Yapmak, Bizim Köyün Orta Yeri Sinema, Minyatür Cosmosda Rüya, İnci Deniz Dibinde, Epileptik Film gibi kısa metrajlı filmler çekmişlerdir.
Daha sonra İsmail Mutlu’yla birlikte filmlerini kamuoyuna duyurmak amacıyla Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ne, ilk çektiği film Optik Düşleri üniversite dekanı Prof. Dr. Dursun Gökdağ’a izlettirmişlerdir. Kısıtlı imkanlarda çekilen film, dekanı çok etkilemiştir ve Ahmet Uluçay’ın sinema kariyeri başlamıştır.
Çok zor şartlar altında da olsa, ilk uzun metrajlı filmi 2001 yılında çekmiş olduğu *“Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”*tır. Bu filmiyle 40’a yakın ödüle layık görülmüştür. (Uluçay’ın uğraşlarını özetler nitelikte olan Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi, YouTube’da bulunmaktadır.)
İstanbul’da aldığı En İyi Film ödülünü ise şu sözlerle karısına hediye etti: “Bu ödülü karım adına alıyorum. Çünkü ben bu filmi çekerken onu, çoğu kimsenin bilmediği mutsuzluklara ittim ama o benim yanımdaydı. Asıl yönetmen odur.”
İlerleyen zamanlarda ise ikinci uzun metrajlı filmi *“Bozkırda Deniz Kabuğu”*nu çekmeye başlamıştır ama ne yazık ki Uluçay’ın sağlık sorunları nedeniyle bu film tamamlanamamıştır. 2004 yılında beyninde tümör tespit edilen Uluçay, ne yazık ki 4 defa ameliyat olmuş ise de 30 Kasım 2009’da vefat etmiştir. Kabri Kütahya Tavşanlı Tepecik Beldesi Mezarlığı’nda bulunmaktadır.
Onun filmleri, zor şartlar altında yapıldığı için ödül almadı; iyi film yaptığı için ödül aldı.
Bütün bunlarla Ahmet Uluçay bize gösteriyor ki:
“İmkansızlık yoktur, sadece bir grup insan ve gerçekleşecek düşler vardır.”
Son olarak Uluçay film yapmasının sebebini şöyle açıklar:
“Ben film yapıyorum çünkü söyleyecek önemli sözlerim var. Önemli olduğuna inanmayan sözü kimse söylemesin. Ben filmleri çocukların bakışıyla yaparım çünkü çocuklar dünyaya çıkarısız bakarlar. Ben bu bakış açısıyla daha iyi bir dünyaya diyorum.”