İnsan, Aynasında Kendini Görür

Hayat, dışarıdan bakıldığında çoğu zaman göründüğü gibi değildir. Yakından bakan, hakikati tam kavrayamayıp şaşı bakar; uzaktan yorumlayan ise gerçeği bilmeden hüküm verir. Zamana, şartlara ve insanların hâline bakmadan yapılan yorumlar çoğu zaman insanı yanılgıya sürükler. Oysa her sözün bir vakti, her hükmün bir hikmeti vardır.


Toplum içinde fevri davranan, sözünü tartmadan söyleyen kimse, farkında olmadan gönüller kırar. Kırılan gönül ise kolay kolay onarılmaz. İnsan, dilinin ucunda taşıdığı sözlerle ya bir gönül yapar ya da bir gönül yıkar. Negatif tavırlar, sadece karşıdakini değil, kişinin bulunduğu çevreyi de karartır.


Dedikodu ise insanı içten içe kemiren bir hastalık gibidir. Söylerken basit görülen sözler, kul hakkına dönüşür. Oysa Yüce Hak, insanların birbirini incitmesini değil, koruyup gözetmesini emreder. Başkalarını eleştirenler, çoğu zaman bir gün aynı imtihanla karşılaşır. Hayat, insana aynadır; bugün söylenen söz, yarın sahibine döner.
Gönüllülük esasıyla hizmet etmek niyetiyle yola çıkanların en büyük sınavı ise kalp kırmamaktır. Zira yapılan hizmet, eğer gönül incitiyorsa özünü kaybeder.

Yapmak isterken yıkan, inşa ederken yıpratan kişi, aslında faydalı değil, zararlı bir işin içinde olur. Kompleksli davranışlar ise çevrede ayrıştırıcı bir etki oluşturur.
Nasihat odur ki:
Söz söylemeden önce düşün, hüküm vermeden önce anla, eleştirmeden önce kendine bak. Gönül yapmayı en büyük ibadet bil; çünkü kırılan kalpte ne muhabbet barınır ne de bereket. İnsan, diline ve gönlüne sahip çıktıkça hem kendini hem çevresini güzelleştirir.