KURBAN: İNSANIN KENDİNİ ALLAH’A SUNMA İMTİHANI

Bayramlar sadece takvimde yer alan özel günler değildir. Bayram; insanın vicdanıyla, merhametiyle, inancıyla ve kulluğuyla yeniden yüzleştiği manevi bir çağrıdır. Özellikle Kurban Bayramı, sadece bir hayvan kesme ibadeti değil; insanın neyi sevdiğini, neye bağlandığını ve Allah için nelerden vazgeçebileceğini sorguladığı büyük bir teslimiyet mektebidir.

Hz. İbrahim’in sadakati ve Hz. İsmail’in teslimiyeti, asırlardır insanlığa aynı hakikati anlatmaktadır: Allah’a yaklaşmak, sadece dil ile değil; gönül, fedakârlık ve adanmışlık ile mümkündür. Çünkü kurbanın özü et ve kan değildir. Kur’an-ı Kerim’de buyurulduğu gibi: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır.” İşte bu ayet, kurbanın görünen yönünden çok, görünmeyen hikmetine işaret eder.

Bugün modern insanın putları değişmiştir. Eskiden taşlardan yapılan putların yerini şimdi makam, para, şöhret, ego ve alkış alma arzusu almıştır. İnsan bazen farkında olmadan kariyerine, nefsine, öfkesine ya da dünyalık tutkularına secde eder hâle gelir. Kurban Bayramı ise insana şu soruyu sorar: “Allah için neyi feda edebilirsin?” Çünkü asıl kurban, insanın kendi nefsini terbiye edebilmesidir.

Bir İsmail’imiz olsun… Allah’a adanacak kadar temiz, sevilecek kadar kıymetli ve gerektiğinde teslim edilecek kadar emanet bildiğimiz değerlerimiz olsun. Ve biz de İsmail olabilelim… Gerektiğinde nefsimizi, kibrimizi, hırslarımızı, kırgınlıklarımızı ve bizi Hak’tan uzaklaştıran her şeyi teslim edebilelim. Sevgimizi sözle değil; sadakatle, merhametle ve fedakârlıkla gösterebilelim.

Bayram; sadece sofraların değil, gönüllerin de birleşmesidir. Yetimin hatırlandığı, küskünlerin barıştığı, büyüklerin ziyaret edildiği, paylaşmanın bereket olduğu gündür. Gerçek bayram, Allah’ın kulunun kalbine sevinç indirmesidir. İnsan bir gönül yapabiliorsa, bir yetimin yüzünü güldürebiliyorsa, bir muhtacın duasında yer bulabiliyorsa işte bayram o zaman gerçek anlamına ulaşır.

Bugün kendimize şu soruyu sorabilmeliyiz: Ben kimi sevindirdim? Kimin gönlünü aldım? Kime yük oldum, kime umut oldum?

Bugün bizlere düşen; kurbanı sadece şekil olarak değil, mana olarak da yaşayabilmektir. Hz. İbrahim’in sadakatinden, Hz. İsmail’in teslimiyetinden, Hz. Muhammed’in merhametinden nasip alabilmektir.

Kurban Bayramı’nın gönüllerimize huzur, hanelerimize bereket, ülkemize birlik ve insanlığa merhamet getirmesi duasıyla…

Bayramımız mübarek olsun.