Kütahya’da Çalışmak: Ya Yetmiyor Ya Yetinmek Zorundasın

İş var deniyor ama geçinmek zor. Maaşlar düşük, sosyal haklar eksik… Peki bu şehir emeğe gerçekten ne kadar değer veriyor?

Kütahya’da işsizlik konuşuluyor ama asıl mesele bu değil.
İş var.
Ama geçindiren iş az.

Çalışıyorsun ama yetmiyor.
Çalışmadığında suçlu gibisin,
çalıştığında da “şükret” deniyor.

Maaşlar düşük.
Sosyal haklar ya eksik ya kâğıt üzerinde.
Mesai var ama karşılığı muğlak.
İzin desen, “şimdi sırası mı?” bakışıyla erteleniyor.

Sonra bir bakıyorsun;
İşveren “eleman bulamıyoruz” diyor.
Ama aynı iş için önerilen ücret, insanı değil sabrı ölçüyor.

İşin daha can acıtan tarafı şu:
Bazı sektörlerde çözüm, şartları iyileştirmek yerine daha ucuza çalışacak emek aramak oluyor.
Yurt dışından işçi getiriliyor.
Daha az ücret, daha az talep, daha az itiraz…

Yanlış anlaşılmasın;
mesele kimsenin nereden geldiği değil.
Mesele, emeğin ucuzlatılması.

Bu düzenin sonunda herkes kaybediyor.
Yerel işçi iş bulamıyor,
bulsa geçinemiyor.
Gençler “burada kalamam” diyor.
Şehir kan kaybediyor.

Ve biz hâlâ şaşkınız:
“Niye kimse tutunamıyor?”

Belki de soruyu tersinden sormak lazım:
Bu şehirde çalışmak neden bu kadar zor,
ama çalıştırmak bu kadar kolay?

Kütahya’da bazen sistem bana şunu düşündürüyor:
Adı konmamış bir düzen var.
Ne tam modern,
ne tam eski…
Ama yük hep çalışanın sırtında.

Kölelik demeyelim belki.
Ama özgür hissettirmeyen bir çalışma düzeni olduğu kesin.

Oysa bir şehir, emeğini değersizleştirerek büyüyemez.
İnsanı tutamayan yerde ekonomi de tutunamaz.

Kütahya’nın ihtiyacı daha çok iş değil sadece.
Daha adil iş,
daha insani ücret,
daha gerçek sosyal haklar.

Çünkü insan emeği ucuzladıkça,
şehir pahalıya mal olur.