Kütahya esnaf kültürünün simgelerinden olan çay ocaklarından birini işleten Ahmet Dumlupınar, küçük yaşlardan bu yana çayın kokusunu dahi sevmediğini söylüyor. Buna rağmen yıllardır çay demleyerek geçimini sağlaması, hem müşterilerini hem de duyanları şaşırtıyor.
Çocukluk yıllarında babaannesiyle başlayan meslek serüveni, babasından devraldığı çay ocağı işletmeciliği ile devam etti. Kalabalık bir aile ortamında büyüyen Dumlupınar, çayla arasındaki mesafenin o yıllarda oluştuğunu belirtti.
“Nasibimiz rızkımız bu iştenmiş”
Mesleğini bir nasip ve rızık kapısı olarak gördüğünü ifade eden Ahmet Dumlupınar, şu sözlerle yaşadıklarını anlattı:
“Babaannem büyüklere çay koyar, bize süzgeci yıkatırdı. Çayın kokusu o kadar sindi ki hayatım boyunca çay içmedim. Tadını da bilmiyorum. Demek ki rızkımız buradaymış, yıllardır bu işi sürdürüyoruz.”
Bir yudum bile içmedi
Hayatı boyunca çayı denemeyi dahi düşünmediğini vurgulayan Dumlupınar, kararlılığını şu sözlerle dile getirdi:
“Hiç denemedim, denemeyi de düşünmüyorum. Sevmediğim bir şeyi tatmak istemiyorum.”
İyi çayın sırrı: Sevgi ve soğuk su
Baba mesleğini sürdüren Kütahyalı çay ocağı işletmecisi, çay içmemesine rağmen iyi çay demlemenin püf noktalarını babasından öğrendiğini söyledi.
“Bu mesleği babamdan öğrendim. Çayın en önemli sırrı sevgiyi katmak. Bir de çay soğuk suyla demlenirse daha güzel olur. Tam kıvamına geldiğinde ocağın altını kapatmak gerekir.”