KÜTAHYA’DA MEVLEVİHANE VAR AMA…

700 yıl boyunca Kütahya Mevlevihanesi adıyla ya da Erguniyye Dergâhı adıyla anılan mabet, son 70-80 yıldır “Dönenler Camii” diye garabet bir şekilde isimlendirilmiş. Ne kadar basit, ne kadar bayağı ve ne kadar da ayıp bir durum bu. Bugün biraz bu konu hakkında size bilgiler aktarmak istiyorum.

Kütahya Mevlevihanesi, erken dönem mevlevîhâneleri olan Konya ve Afyonkarahisar’dan sonra üçüncü merkezdir. İlk postnişin olan Celâleddin Ergun Çelebi’den dolayı Erguniyye Dergâhı, Ergun Çelebi Zâviyesi ve Zâviye-i Erguniyye adlarıyla da bilinmektedir.

Dönenler adı da nereden çıktı? Yapılan Sema ibadetinin ne olduğunu bilmeyen, bunu bir folklor sanan ve aşktan yana (bu sefer) nasibi olmayan birilerinin “Dönenler” demesi üzerine maalesef ki 780 yıllık dergâh olmuş Dönenler Camii…

Konya ve Afyon Mevlevihaneleri aslına uygun olarak hizmet etmeye devam ederken, her ne hikmetse bizim Kütahya Mevlevihanesi sadece cami olarak kullanılmakta. Oysa buranın kuruluşunda semahane kısmı olarak tertip edilmiş yerde şimdi namaz kılınmaya çalışılıyor. Hatta çoğu mütedeyyin kişinin içine sinmediği için burada namaz kılmanın şer i şerife uygun olmadığı dillendirilir.

Hâl böyle iken, neden Kütahya Mevlevihanesi aslına uygun olarak hizmet etmez? Burada bir Sema mukabelesi icra edilemez? Konya, Afyon, Eskişehir ve İstanbul’da yapılabiliyor da Kütahya’da neden yapılamıyor? Burada eyalet kanunu mu var? Ya da biz başka bir dine mi mensubuz? Neden bu yobazlık?

Bundan 5 yıl kadar önce Afyonkarahisar Mevlevihanesi ve etrafında bulunan Mevlevihane Müzesi’ni gezip bir çekim yapmıştım. Orada hem vakit namazları kılınıyor hem de Sema Mukabelesi icra ediliyor. O müzenin müdürü sevgili ağabeyim, bir kültür elçisi Hasan Özpınar’ın 5 yıl öncesi için verdiği bilgiye göre yılda 300 bin kişi Afyonkarahisar Sultan Divani Mevlevihanesi ve beraberindeki müzeyi ziyaret ediyor. Neredeyse Kütahya il geneline gelen turist sayısına eşdeğerdi o yıllarda.

Sonuç olarak şunu arz etmek istiyorum; Kütahya Mevlevihanesi derhal aslına uygun hâle getirilmeli, yanındaki kahvehaneye çevrilen Matbah ı Şerif derhal aslına uygun hâle getirilmeli. Matbah aslına uygun hâle getirilemiyorsa müze olarak ziyarete açılmalı. Bu “Dönenler” ayıbından da kurtulmalıyız bir an evvel. Mevlevilikte “dönmek” kelimesine hiç de güzel bakılmaz. Hiçbir şey yapmazsanız, Allah aşkına adını bari özüne çevirin…

KÜLTÜREL YOBAZLIK VE SEBEPLERİ

Kültürel yobazlık için, bir bireyin ya da grubun kendi kültürünü mutlak doğru olarak görüp, diğer kültürlere, yaşam tarzlarına, düşünce biçimlerine ve değerlere karşı hoşgörüsüz, hatta düşmanca bir tutum takınmasıdır. Bu tür bir yaklaşım, toplumsal diyalogu zayıflatır, ötekileştirmeyi artırır ve kültürel çeşitliliği tehdit eder.

Kültürel yobazlığın nedenlerine bakalım biraz. Eleştirel düşünme yetisinin yeterince geliştirilmemesi ve farklılıkların öğrenilmemesi, hoşgörüsüzlüğü tetikleyebilir. Eğitimsizlik, bireylerin yeni fikirlere ve kültürlere açık olmasını engeller.

Bilinmeyen şeylere karşı duyulan korku, farklı kültürlere ve yaşam biçimlerine karşı önyargı oluşturur. Bu korku, zamanla reddetme ve düşmanlık duygusuna dönüşebilir. Bireylerin kendi kültürel değerlerini, geleneklerini ve inançlarını evrensel normlar gibi görmesi, diğer kültürlerin aşağılanmasına veya yok sayılmasına neden olabilir.

Çeşitliliğin az olduğu, dış dünyayla yeterince etkileşimde bulunmayan toplumlar, farklı kültürlere karşı daha önyargılı olma eğilimindedir. İzole yaşam tarzı, diğer kültürlerle empati kurmayı zorlaştırır. Bazı medya organları, ötekileştirici söylemlerle farklı kültürleri tehdit unsuru olarak gösterebilir. Bu tür manipülasyonlar, kültürel yobazlık için zemin hazırlar.

Din ya da ideolojinin yanlış yorumlanması, farklı inanç veya değer sistemlerine karşı hoşgörüsüzlüğe yol açabilir. Bu durum, "tek doğru" anlayışı üzerinden çatışmaları tetikleyebilir.

Ekonomik krizler ve toplumsal eşitsizlikler, bireylerin kendilerini tehdit altında hissetmesine neden olabilir. Bu durumda, farklı kültürler kolayca günah keçisi ilan edilebilir.

Bir toplumun geçmişte yaşadığı savaşlar, işgaller veya kültürel baskılar, diğer kültürlere karşı bir güvensizlik ya da düşmanlık geliştirmesine neden olabilir.

Kültürel yobazlık, toplumsal kutuplaşmayı artırır, iletişim ve uzlaşma yollarını kapatır. Ayrıca, kültürel çeşitliliği zayıflatır, toplumsal barışı ve hoşgörüyü tehdit eder. Kültürlerarası diyalog eksikliği, bir toplumun hem içte hem de dışta çatışmalara daha açık hale gelmesine yol açar.

Kültürel yobazlıkla mücadele, bireylerin ve toplumların birbirlerini anlamalarını, empati geliştirmelerini ve farklılıkları bir zenginlik olarak görmelerini gerektirir.

Sevgiyle kalın…

GÜZEL CÜMLELER

Aşk’ı göze almayan, kanatsız bir kuş gibidir. Hz. MEVLÂNÂ