Kütahya’nın inanç ve kültür mirasının önemli duraklarından Gözüm Şeyh Sultan Mevlevihanesi, Tekkesi ve Türbesi, taşıdığı manevi değerlerin yanı sıra hakkında anlatılan rivayetlerle de dikkat çekiyor. Kütahya Türbedarlar Başkanı Mehmet Emin Başyiğit, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamada yapının tarihini, tekkede sürdürülen gelenekleri ve sergilenen eserleri anlattı.
Kentteki önemli Mevlevi merkezlerinden biri olarak gösterilen tekke, yalnızca ziyaret edilen tarihî bir yapı olmanın ötesinde, zikir, sohbet ve musiki programlarının gerçekleştirildiği aktif bir manevi merkez olarak faaliyet gösteriyor.
GÖZÜM ŞEYH SULTAN KİMDİR?
Başyiğit’in aktardığına göre Gözüm Şeyh Sultan, Mevlana Celaleddin Rumi döneminde yaşadı ve Mevlana tarafından Kütahya’ya gönderilen şeyhler arasında yer aldı.
Gözüm Şeyh Sultan’ın gerçek isminin bilinmediğini belirten Başyiğit, kendisinin “Gözüm Şeyh” veya “Özüm Şeyh Sultan” isimleriyle anıldığını söyledi.
Başyiğit, bu konuda anlatılan rivayeti şu sözlerle aktardı:
“İsmimi zikretmeyin, mahlasımı zikredin dediği rivayet edilmektedir. Bu nedenle gerçek ismi yerine Gözüm Şeyh veya Özüm Şeyh Sultan adıyla tanınmıştır.”
İSMİNİN KURAKLIK RİVAYETİNE DAYANDIĞI ANLATILIYOR
Gözüm Şeyh Sultan’ın kullandığı mahlasa ilişkin en dikkat çekici anlatımın, Kütahya’da yaşandığı belirtilen bir kuraklık dönemine dayandığını söyleyen Başyiğit, rivayete göre Gözüm Şeyh Sultan’ın şehirdeki su kaynaklarını bulduğunu ifade etti.
Başyiğit, “Kütahya’da kuraklık yaşandığı dönemde suyun gözünü ve özünü bulduğu, ortaya çıkardığı su kaynaklarıyla kuraklığın giderilmesine katkı sağladığı anlatılır. Bu nedenle kendisine Gözüm Şeyh veya Özüm Şeyh denildiği rivayet edilmektedir” diye konuştu.
KÜTAHYA’DA DÖRT MEVLEVİ YAPISI BULUNUYOR
Kütahya’nın Mevlevilik tarihi açısından önemli şehirlerden biri olduğunu dile getiren Başyiğit, kentte iki Mevlevihane ile iki Mevlevi tekkesinin bulunduğunu belirtti.
Bu yapıları sıralayan Başyiğit, en büyük merkezin Dönenler Camii olarak da bilinen Erguniye Mevlevihanesi olduğunu söyledi. Diğer yapıların ise Gözüm Şeyh Sultan Mevlevihanesi ve Tekkesi, Şeyh Buhari tarafından yaptırıldığı belirtilen Gümüşeşik Tekkesi ile Ali Paşa Camii yanında bulunan Tahir Çelebi Esrek Sultan makamının yer aldığı tekke olduğunu ifade etti.
Kütahya halkının Mevlevilik geleneğine yabancı olmadığını belirten Başyiğit, Erguniye Mevlevihanesi’nde uzun yıllar gerçekleştirilen sema ve zikir programlarının kentteki Mevlevi kültürünün yaşatılmasında etkili olduğunu kaydetti.
2023 YILINDAN BU YANA ZİYARETÇİLERİNİ AĞIRLIYOR
Gözüm Şeyh Sultan Tekkesi’nin 2023 yılında ziyarete açıldığını söyleyen Başyiğit, belediye tarafından tamamlanan restorasyon çalışmalarının ardından yapının kendilerine devredildiğini aktardı.
Tekkenin haftanın belirli günlerinde aktif olarak kullanıldığını belirten Başyiğit, şunları söyledi:
“Burası yaşayan bir tekkedir. Her cumartesi Mevlevi, Celveti ve Fenai usullerine uygun zikirler, sohbetler ve musiki meşkleri gerçekleştiriliyor. Halkımız burayı ziyaret ediyor ancak daha geniş kesimler tarafından tanınmasını istiyoruz.”
MEYDAN-I ŞERİF’TE MANEVİ GELENEKLER YAŞATILIYOR
Tekkenin ana bölümlerinden biri olan Meydan-ı Şerif, zikirlerin, sohbetlerin ve musiki meşklerinin gerçekleştirildiği bölüm olarak kullanılıyor.
Başyiğit, alanda bulunan derviş postlarının renklerine göre farklı anlamlar taşıdığını belirterek, dervişlerin, saliklerin ve muhibbanların burada bir araya geldiğini söyledi.
Tekkenin özgün mimarisi ve sürdürülen gelenekleriyle dikkat çektiğini ifade eden Başyiğit, yapının korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurguladı.
MEYDAN HALISINA NEDEN BASILMIYOR?
Tekkenin dikkat çeken geleneklerinden biri de Meydan-ı Şerif’te bulunan halının üzerine basılmaması. Başyiğit, meydan halısının manevî anlamda nuraniyeti, temizliği ve paklığı simgelediğini ifade etti.
Dervişlerin halının üzerine basmak yerine kenarından dolaştığını belirten Başyiğit, bu uygulamayla halının temizliğinin ve taşıdığı sembolik anlamın korunduğunu söyledi.
Makam sahibinin oturduğu yere başkasının oturmaması için de makam tacı ile sehpanın bırakıldığını anlatan Başyiğit, bu uygulamanın tekke geleneğindeki makam anlayışından kaynaklandığını dile getirdi.
TEKKEDE ÜÇ SEMBOLİK MAKAM YER ALIYOR
Gözüm Şeyh Sultan Tekkesi’nde Hızır Makamı, Mevlana Celaleddin Rumi’yi temsil eden kırmızı post ve Hamza Dede adına hazırlanan mavi postlu makam bulunuyor.
Hızır Makamı’nın, Hızır Aleyhisselam’ın ziyaret ettiğine inanılan tekkelerde oluşturulduğunu söyleyen Başyiğit, buradaki makamın üzerinde “Edrikni ya Hızır Aleyhisselam” ifadesinin bulunduğunu belirtti.
Ortada yer alan kırmızı postun Mevlana’yı ve aşkı temsil ettiğini ifade eden Başyiğit, bu postun bir makam niteliği taşıması nedeniyle üzerine oturulmadığını kaydetti.
Mavi postlu makamın ise Mevlana’ya ney üflediği anlatılan ve neyzenlerin kutbu olarak kabul edilen Hamza Dede’nin hatırasını yaşatmak amacıyla hazırlandığını söyledi.
YÜZYILLARLIK TEKKE TEBERİ SERGİLENİYOR
Tekkenin en dikkat çekici tarihî eserlerinden biri de yaklaşık 400 ila 500 yıllık olduğu belirtilen tekke teberi. Başyiğit, eserin tekkenin sahiplerinden ve Ahmet Rıfat Dede’nin torunlarından emanet alınarak sergilenmeye başlandığını ifade etti.
Teberlerin dervişler tarafından seyahatlerde ve savaş dönemlerinde kullanıldığını anlatan Başyiğit, şeyh efendinin teberi tekbirleyerek dervişe teslim ettiğini belirtti.
Başyiğit, “Teberler savaş aleti olarak da kullanılırdı ve tekkelerde bulunurdu. Bu nedenle tekke teberi adıyla anılır” dedi.
Gözüm Şeyh Sultan Mevlevihanesi, Tekkesi ve Türbesi, hakkında anlatılan rivayetler, yaşatılan tasavvuf gelenekleri ve bünyesinde barındırdığı tarihî eserlerle Kütahya’nın dikkat çeken inanç turizmi durakları arasında yer almaya devam ediyor.