40’tan fazla ülkeyi gezen Yaşar Özkul, seyahatin kendisi için bir yaşam tarzı olduğunu söylüyor. Almanya’da doğup büyüyen gezgin, ilk yurtdışı yolculuğunu 1988’de Irak’a yaparak maceraya atılmış. “Dil bilmiyordum, ama bu yolculuk bana cesaret verdi,” diyen Özkul, o günden beri dünyayı adımlamaya devam ediyor.
Seyahatlerinde yerel halkla kaynaşmayı öncelik olarak gördüğünü belirten Özkul, turistlikle gezginlik arasındaki farkı şöyle anlatıyor: “Turist, belirli bir planla gezer ve döner; gezgin, toplumun bir parçası olur, onların kültürünü yaşar.”
Özkul’a göre Hindistan en etkileyici ülkelerden biri. “Her gittiğimde başka bir kültür ve ritüelle karşılaşıyorum. Kaosuna rağmen bu ülkenin büyüsüne kapıldım,” diyor. Kenya’da zebra ve timsah eti, Kamboçya’da çekirge yiyen Özkul, her yerde yeni lezzetler denemeyi alışkanlık haline getirmiş: “Her şeyi en az bir kez denemek, seyahati anlamlı kılıyor.”
Gezginliği bir felsefe olarak benimseyen Özkul, her yolculuğunda unutulmaz anılar biriktiriyor ve farklı kültürlerin zenginliğini keşfetmeye devam ediyor. “Hayat, keşfetmek için var,” diyen Özkul, gezmenin sadece bir rota çizmek değil, aynı zamanda bir yaşam deneyimi olduğunu ifade ediyor.