Kütahya

Psikolojik danışmandan uyarı: Şiddetin kabul edilmesi büyük tehlike

Kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu belirten Psikolojik Danışman Oğuzhan Duman, şiddetin zamanla normalleşmesinin toplumda ciddi bir duyarsızlaşmaya ve sosyal aşınmaya neden olabileceğini söyledi. Duman, korku ortamında büyüyen çocukların da bu süreçten derinden etkilendiğine dikkat çekti.

Kadına yönelik şiddetin psikolojik boyutu değerlendirildi

Türkiye’de uzun yıllardır gündemde olan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, toplumsal tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Art arda yaşanan olaylar toplumda büyük bir infial oluştururken, uzmanlar bu sorunun yalnızca hukuki değil aynı zamanda psikolojik ve sosyal boyutlarının da bulunduğuna dikkat çekiyor.

Kütahya’da çalışmalarını sürdüren Psikolojik Danışman Oğuzhan Duman, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede şiddetin bireyler üzerindeki etkilerinin yanı sıra toplum üzerindeki sonuçlarına da değindi. Duman’a göre şiddetin normalleşmesi, toplumun en tehlikeli kırılma noktalarından biri olarak görülüyor.

Uzman isim, toplumda sık sık karşılaşılan şiddet olaylarının zamanla alışılmış bir durum gibi algılanmasının ciddi riskler taşıdığını belirterek, bu sürecin sosyal yapıda derin yaralar açabileceğini ifade etti.

Şiddetin normalleşmesi toplumsal aşınmaya neden olabilir

Kadına yönelik şiddet olaylarının yalnızca bireysel bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Duman, bu durumun toplumun bütününü etkileyen bir sorun olduğunu vurguladı.

Duman, “Şiddetin normalleşmesi, aslında olumsuz bir davranışın toplum tarafından kabul edilir hale gelmesi anlamına gelir. Bu durum özellikle yaygınlaştığında sosyal yapıda ciddi bir aşınma ortaya çıkabilir. İnsanlar zamanla şiddeti olağan bir durum gibi görmeye başlayabilir” ifadelerini kullandı.

Toplumsal yaşamda şiddetin görünürlüğünün artmasının insanların davranış biçimlerini de etkileyebileceğini belirten Duman, bu durumun yeni şiddet vakalarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini söyledi.

Şiddet gören kadınlar çoğu zaman korku nedeniyle sessiz kalıyor

Uzmanlara göre şiddet mağduru kadınların yaşadıkları olayları dile getirmekte zorlanmasının arkasında çoğu zaman korku duygusu bulunuyor. Duman, bireylerin zor durumlarda çevrelerinden sosyal destek beklediklerini ancak şiddet ortamında bu desteğe ulaşmanın her zaman mümkün olmadığını ifade etti.

Duman, “İnsanlar zor bir durumla karşılaştığında çevresinden destek görmek ister. Bu durum aidiyet duygusu ile yakından ilişkilidir. Bir birey kendisini bir aileye veya topluluğa ait hissettiğinde korunacağını düşünür. Ancak şiddet gören kadınlar çoğu zaman yaşadıklarını dile getirmekten çekinebilir” dedi.

Kadınların çoğu zaman yaşadıkları durumu açıklamaktan kaçındığını belirten Duman, bunun temel nedenlerinden birinin şiddetin yeniden yaşanacağı korkusu olduğunu dile getirdi. Bazı kadınların çocuklarının zarar göreceği endişesiyle sessiz kalabildiğini de sözlerine ekledi.

Korku ortamında büyüyen çocuklar psikolojik olarak etkileniyor

Şiddetin yalnızca bireyleri değil, aynı zamanda aile yapısını ve çocukların gelişimini de etkilediğini belirten Duman, özellikle korku ortamında büyüyen çocukların psikolojik açıdan farklı davranış kalıpları geliştirebildiğini söyledi.

Duman, “Sürekli korku içinde yaşayan bir kadın zamanla bu duyguyla yaşamayı öğrenebilir. Böyle bir ortamda büyüyen çocuklar ise zorluklarla karşılaştıklarında mücadele etmek yerine geri çekilmeyi öğrenebilir. Çünkü gördükleri model çoğu zaman hayatta kalmak için susmayı tercih eden bir ebeveyn olabilir” ifadelerini kullandı.

Uzmanlara göre bu durum uzun vadede bireylerin özgüven gelişimini ve problem çözme becerilerini de etkileyebiliyor.

Şiddetin hiçbir türü kabul edilemez

Toplumda zaman zaman şiddet mağdurlarını suçlayıcı yaklaşımlar görülebildiğine dikkat çeken Duman, bu bakış açısının sorunun çözümünü daha da zorlaştırdığını söyledi.

Duman, bazı durumlarda toplum içinde “bir şey yapmıştır ki şiddet görmüştür” gibi düşüncelerin dile getirilebildiğini belirterek, bu yaklaşımın son derece yanlış olduğunu ifade etti.

“Gerçek çok nettir: Şiddetin hiçbir türü kabul edilemez. Şiddet hem hukuki hem de ahlaki açıdan suçtur. Böyle bir durumda yapılması gereken süreç bellidir; olay kolluk kuvvetlerine bildirilir ve adli süreç başlatılır” dedi.

Travmalar ve bastırılmış duygular şiddet eğilimini tetikleyebilir

Uzmanlar, bazı bireylerde görülen şiddet eğiliminin psikolojik geçmişle bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Duman, özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmaların ilerleyen yıllarda davranış biçimlerini etkileyebileceğini söyledi.

Bireyin yaşadığı olumsuz deneyimlerin, bastırılmış duyguların veya kendini ifade edememe durumunun farklı davranış biçimlerine dönüşebileceğini belirten Duman, bu durumun bazı bireylerde saldırganlık olarak ortaya çıkabildiğini ifade etti.

Toplumda duyarsızlaşma riski artıyor

Şiddet olaylarının sürekli gündeme gelmesinin toplumda duyarsızlaşma riskini de beraberinde getirdiğini belirten Duman, insanların zamanla bu tür haberlere karşı tepki vermekte zorlanabildiğini söyledi.

“İnsanlar televizyonlarda, internet sitelerinde ve sosyal medyada sürekli olarak şiddet haberleri ile karşılaşıyor. Bir süre sonra bu durum alışılmış bir tabloya dönüşebiliyor. İnsanlar ‘yine mi’ diyerek haberi okuyup geçebiliyor” dedi.

Bu durumun özellikle daha önce şiddet yaşamış bireylerde kaygı ve korku duygusunu artırabileceğini de sözlerine ekledi.

Yeni nesil toplumsal kuralları daha fazla sorguluyor

Toplumdaki kuşaklar arasındaki bakış açısı farklılıklarına da değinen Duman, genç neslin toplumsal kuralları daha fazla sorguladığını söyledi.

Duman’a göre yeni kuşak bireyler, kendilerinden önceki nesiller tarafından belirlenen kuralları sorgulama ve gerektiğinde değiştirme eğiliminde. Bu durum bazı kişiler tarafından kurallara uymamak olarak yorumlansa da aslında toplumsal gelişimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar, empati temelli düşünce yapısının güçlenmesinin toplumda daha saygılı ve adil ilişkilerin kurulmasına katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.