Kütahya’da aile kurumunun güçlendirilmesi, millî ve manevi değerlerin gelecek nesillere aktarılması ve toplumsal dayanışmanın geliştirilmesi amacıyla “Kuvây-ı Aile Kongresi” düzenlendi.
Kadim Vakfı ve Külünkoğlu Aile Derneği tarafından hazırlanan program, 2 Ağustos 2026 Pazar günü Kütahya Kadim Konağı’nda gerçekleştirildi.
Kongrede akademisyenler, eğitimciler, sosyologlar, araştırmacılar ve yazarlar; aileyi ayakta tutan değerler, neslin korunması, eğitim, kültürel miras, sosyal medya, yapay zekâ ve dijitalleşmenin aile üzerindeki etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Büyük Aile Kurultayı’nın ilk adımı Kütahya’da atıldı
Organizatörler tarafından yapılan açıklamada, Kütahya’daki kongrenin yalnızca bir günlük program olmadığı, Türkiye’nin farklı şehirlerinde devam etmesi planlanan “Büyük Aile Kurultayı” hareketinin ilk adımı olduğu belirtildi.
Kütahya’nın ardından Diyarbakır, Muğla, Rize, Şanlıurfa, Sivas, Kayseri ve Konya başta olmak üzere farklı şehirlerde benzer programların düzenlenmesinin hedeflendiği bildirildi.
Kalıcı bir aile hareketi oluşturmayı amaçladıklarını belirten organizasyon yönetimi, aileyi yeniden toplumun merkezine alan, birlik ve beraberliği güçlendiren ve medeniyet değerlerini yaşatan çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.
Mustafa Önsay: “Bu mücadelede herkes üzerine düşeni yapmalı”
Kongrenin ardından Dumlupınar Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Mustafa Önsay, aile konusunda daha önce yürüttükleri saha çalışmalarından söz etti.
Önsay, 2016 yılında değişen ilişkiler ve roller bağlamında bir aile çalışması gerçekleştirdiklerini, 2026 yılında ise İçişleri Bakanlığı ile “Sosyal Medya Kıskacında Aile” projesini yürüttüklerini söyledi.
Son çalışmada 15 araştırmacı öğrencinin görev aldığını belirten Önsay, elde edilen sonuçların kongrede akademisyenler tarafından değerlendirildiğini kaydetti.
Önsay, aileyi koruma mücadelesinin yalnızca kurumların değil, toplumun tamamının sorumluluğu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Hepimiz üzerimize düşeni yapmalı ve sözümüzü söylemeliyiz. İnandığımızı insanlara aktarmak, bunun için ortamlar oluşturmak ve mücadele etmek zorundayız. Sonucun toplum üzerindeki etkisi bize ait olmayabilir ancak imtihanımızın gereği olarak bu mücadeleyi vermekle yükümlüyüz.”
“Çok büyük bir tarihî mirasın çocuklarıyız”
Türkiye’nin ve İslam medeniyetinin tarih boyunca büyük dönüşümlerden geçtiğini ifade eden Önsay, milletin Helen kültürü, Moğol istilası ve Batı medeniyetiyle karşılaşmalarından güçlenerek çıktığını söyledi.
Önsay, bugünkü dijital dönüşümün de yeni bir medeniyet mücadelesi olduğunu belirterek, bu sürecin ancak tarihî birikimin ve toplumsal sorumluluğun farkında olunmasıyla yönetilebileceğini dile getirdi.
Programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür eden Önsay, kongrenin Kütahya ve Türkiye için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.
Yüksel Okşak: “Sosyal medya mutluluk enflasyonu oluşturuyor”
Bursa Uludağ Üniversitesinde görev yapan akademisyen Yüksel Okşak, sosyal medyanın bireylerin gerçek hayatla kurduğu ilişkiyi değiştirdiğine dikkat çekti.
Okşak, sosyal medyada sunulan kusursuz yaşamların insanların kendi hayatlarını sorgulamasına ve mutsuz olmasına yol açtığını söyledi.
Bu durumu “mutluluk enflasyonu” kavramıyla açıkladıklarını belirten Okşak, şöyle konuştu:
“Sosyal medyada pürüzsüz ve kusursuz bir hayat sunuluyor. Kıyafet, telefon, otomobil ve yaşam alanları eksiksiz gösteriliyor. Gerçek hayat ise böyle değil. İnsanlar sosyal medyadaki görüntülerle kendi hayatlarını eş değer hâle getirmeye çalışıyor, bunu başaramadığında mutsuz oluyor.”
“Gerçek hayattan kopuk yaşamaya başlıyoruz”
Sosyal medyanın bilinçsiz kullanımının bireyleri gerçek ilişkilerden uzaklaştırdığını belirten Okşak, özellikle çocukların ve gençlerin ebeveyn kontrolü olmadan dijital ortamlarda ciddi risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Okşak, sosyal medya kullanım oranlarının dünya genelinde ve Türkiye’de çok yüksek seviyelere ulaştığını belirterek, asıl tartışılması gereken konunun bu mecraların ne kadar sağlıklı kullanıldığı olduğunu söyledi.
“Sosyal medya hayatımızın içine girdikçe gerçek hayattan kopuk yaşamaya başlıyoruz. Kongrenin temel sorularından biri de ebeveynlerin, gençlerin ve ailelerin sosyal medya karşısında nerede durması gerektiğidir.”
Ailelere sosyal medya ve yapay zekâ okuryazarlığı çağrısı
Çocuklarla ebeveynler arasında dijital bilgi bakımından büyük bir fark oluştuğunu ifade eden Okşak, yalnızca telefonu veya interneti kapatmanın çözüm olmadığını söyledi.
Ebeveynlerin sosyal medya akımlarını, yapay zekâ araçlarını ve dijital platformların çalışma biçimini öğrenmesi gerektiğini vurgulayan Okşak, şunları kaydetti:
“Sosyal medya ve yapay zekâ konusunda bir şeyler öğrenin. Bu alandaki projeleri ve yayınları takip edin. Çocuklarınıza yalnızca yasak koymak yerine onları bilinçli biçimde yönlendirin. Aksi hâlde aileleri çok daha büyük sorunlar bekleyebilir.”
Okşak, sosyal medya ile yapay zekânın eğitim ve yabancı dil öğrenme gibi alanlarda yararlı biçimde kullanılabileceğini ancak gençleri yalnızlaştıran ve aile bağlarını zayıflatan içeriklere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
İsmail Çağlar Bayırcı: “Aile ve nesil meselesini temele koymalıyız”
AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, Türkiye’nin özellikle aile, nesil ve gençlik konusunda güçlü bir toplumsal irade ortaya koyması gerektiğini ifade etti.
Savunma sanayisinde Türkiye’nin önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Bayırcı, aile konusunun ise yalnızca devletin veya hükümetin çalışmalarıyla çözülemeyeceğini söyledi.
“Aile meselesini temele koymamız gerekiyor. Aileyle ilgili sorunların yalnızca devletin veya hükümetin müdahalesiyle çözülebileceğini düşünmüyorum. Elbette kanunlar ve düzenlemeler önemlidir ancak toplumun tamamı irade ortaya koymalıdır.”
“Sorumluluktan kaçarak hedefe ulaşamayız”
Toplumun aile değerlerine sahip çıkma konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Bayırcı, yalnızca başkalarından çözüm beklemenin yeterli olmadığını dile getirdi.
Bayırcı, değişimin ancak toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla sağlanabileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Bir şeyleri değiştirecek ve dönüştüreceksek bunu hep beraber yapacağız. Birilerinin sorumluluktan kaçmasıyla hedefe ulaşmamız mümkün değil. Sorumluluk almamız, sahaya çıkmamız ve mücadele etmemiz gerekiyor.”
Kongrenin Kütahya’da önemli bir farkındalık oluşturmasını temenni eden Bayırcı, bu tür programların aile konusunda bir kıvılcım ve toplumsal hareketlilik başlangıcı olabileceğini ifade etti.
Metin Külünk: “Dijital çağ yalnızlaşmayı ve iletişimsizliği büyütüyor”
Eski AK Parti Milletvekili Metin Külünk, insanlığın dijital çağda ciddi bir yalnızlaşma ve iletişimsizlik tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
İnsanların gerçek ilişkiler yerine dijital iletişimle yetinmeye başladığını ifade eden Külünk, Türkiye’de milyonlarca kişinin tek başına yaşadığını ve hayatını büyük ölçüde dijital platformlar üzerinden şekillendirdiğini belirtti.
“Komşuluğu, arkadaşlığı, aşkı, sevgiyi ve içsel huzuru dijital ortamlar ile yapay zekâ üzerinden karşılamayı tercih eden bir insan modeli ortaya çıkıyor. Bu yalnızca Türkiye’nin değil, bütün insanlığın karşı karşıya olduğu bir sorundur.”
“Aile kavramını dijital çağın içinde güçlendirmeliyiz”
Külünk, dijitalleşmenin tamamen reddedilmesinin çözüm olmadığını, güçlü ve huzurlu aile modelinin yeni çağın araçlarıyla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Ailenin ekonomik olarak kendine yeten, sevgi ve muhabbetin bulunduğu bir yapı olarak korunması gerektiğini vurgulayan Külünk, dijital alanın değerlerden bağımsız bırakılması hâlinde gençlerin küresel algoritmaların etkisi altında kalacağını savundu.
“Huzurlu ve güçlü aile kavramını dijital çağda besleyemezsek, nesillerimiz başkalarının oluşturduğu algoritmaların riskleriyle karşı karşıya kalır. Mesele teknolojinin kendisi değil, teknolojiyi hangi aklın ve değer sisteminin yönettiğidir.”
Türkiye için millî yapay zekâ ve dijital egemenlik çağrısı
Türkiye’nin kendi veri merkezlerini, yapay zekâ dilini, kodlarını ve algoritmalarını üretmesi gerektiğini söyleyen Külünk, millî yapay zekâ inşa sürecinin başlatılması çağrısında bulundu.
Külünk, Anadolu irfanını ve toplumsal değerleri merkeze alan dijital platformların kurulabileceğini ifade ederek şunları söyledi:
“Türkiye kendi veri merkezlerini kurmalı, kendi yapay zekâ dilini ve kodlarını üretmeli, değerlerimiz odaklı algoritmalar geliştirmelidir. İyiyi, doğruyu, adaleti, mahremiyeti ve kul hakkını gözeten bir dijital model oluşturmalıyız.”
Sanal kumar aileleri ve gençleri tehdit ediyor
Dijital çağın en büyük tehlikelerinden birinin sanal kumar olduğunu belirten Külünk, “yasal” veya “yasa dışı” ayrımının tehlikenin özünü değiştirmediğini savundu.
“Kumarın yasalı veya yasa dışısı olmaz. Akıl teri ve alın teri yoksa kumardır. Yasal olduğunda insan tehlike altında değil midir? İnsanlar maaşlarının ötesinde borçlanıyor, ailelerinin kredi kartlarını ve altınlarını kullanıyor.”
Devletin suçla mücadele etmesinin gerekli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Külünk, bireylerin yanlış dijital tercihlerden uzak durmasını sağlayacak bir eğitim ve değer sisteminin kurulması gerektiğini söyledi.
“İnsanın tuşa basmama iradesi güçlendirilmeli”
Sanal kumar ve zararlı dijital içeriklere erişimin yalnızca yasaklarla önlenemeyeceğini belirten Külünk, hem teknolojik hem de toplumsal önlemler alınması gerektiğini dile getirdi.
Külünk, insanların zararlı bir içeriğe erişmeden önce sonuçlarını değerlendirebilecek karaktere sahip olması gerektiğini belirterek, aynı zamanda bu içeriklere erişimi sınırlayan yerli algoritmaların geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Aile, sosyal medya ve yapay zekâ aynı masada konuşuldu
Kütahya’da düzenlenen Kuvây-ı Aile Kongresi, aile kurumunun yalnızca geleneksel sorunlarını değil, dijital çağın ortaya çıkardığı yeni tehditleri de gündeme taşıdı.
Programda yapılan konuşmalarda; ebeveynlerin dijital okuryazarlığının geliştirilmesi, çocukların sosyal medyada korunması, aile içi iletişimin güçlendirilmesi, yapay zekânın bilinçli kullanılması, yalnızlaşma ve sanal kumarla mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.