Eğitim

Ücretli öğretmenlik Kütahya’da yeniden gündemde: “Bu model derhal kaldırılmalı”

KESK Kütahya İl Temsilcisi ve Kütahya Eğitim-Sen Şube Başkanı Hilal Gökbel, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamada ücretli öğretmenlik uygulamasını “insan haklarına aykırı” sözleriyle eleştirdi. Gökbel, öğretmen açığının geçici modellerle değil kadrolu istihdamla çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’de yıllardır “geçici çözüm” diye sunulan ücretli öğretmenlik uygulaması, zamanla eğitim sisteminin kalıcı başlıklarından biri haline geldi. Artan öğretmen ihtiyacını karşılamak adına sıkça başvurulan bu model, sendikalar ve eğitim emekçileri tarafından uzun süredir eleştiriliyor. Kütahya’da da konu yeniden gündemin üst sıralarına taşındı.

Dumlupınar Gazetesi’ne özel konuşan KESK Kütahya İl Temsilcisi, Kütahya Eğitim-Sen Şube Başkanı Hilal Gökbel, ücretli öğretmenlik uygulamasının yalnızca bir istihdam yöntemi değil, aynı zamanda “eşitlik, sosyal devlet ve insan onuru” tartışması olduğunun altını çizdi.

“Ücretli öğretmenlik uygulaması derhal kaldırılmalı”

Gökbel, ücretli öğretmenliğin “geçici” bir formül olarak başlayıp eğitim sistemine yerleştiğini belirterek şunları söyledi:

“Devlet, bütçesinin üzerindeki ağır yük ve bazı alanlara yetişememesi gerekçesiyle kalıcı istihdam modeli yerine geçici çözümlere yönelmektedir. Ancak biz KESK olarak bu duruma eğitim açısından farklı bir yerden bakıyoruz. Ücretli öğretmenlik uygulamasının derhal kaldırılması gerektiğini savunuyoruz.”

Gökbel’e göre ücretli öğretmenlik, bir yandan öğretmen açığını “kağıt üstünde” kapatıyor gibi görünürken diğer yandan öğretmenler için güvencesizliği artırıyor, eğitimde sürdürülebilirliği zedeliyor.

“İnsan onuruna yakışacak ücret verilmemesi kabul edilemez”

Hilal Gökbel’in açıklamalarında en sert vurgu, ücretli öğretmenlerin ekonomik koşullarına ilişkin oldu. Ücretli öğretmenlerin düşük gelirlerle çalıştırılmasının insan haklarına aykırı olduğunu ifade eden Gökbel, eğitim gibi kamusal bir alanda bu düzeyde bir eşitsizliğin kabul edilemeyeceğini belirtti.

“Ücretli öğretmenlerin düşük ücretlerle çalıştırılması insan haklarına aykırıdır. Öğretmen açığı, ücretli öğretmen istihdam modeliyle değil, kalıcı ve kadrolu atama yöntemiyle çözülmelidir. Güvencesizlik, sosyal hakların gasp edilmesi ve yok sayılması sorunun bir başka boyutudur.”

Gökbel, ücretli öğretmenlerin çoğu zaman açlık sınırının altında bir gelirle yaşam mücadelesi verdiğini savunarak, eğitim emekçisinin ekonomik kaygılarla boğuştuğu bir düzende nitelikli eğitimden söz etmenin de güçleşeceğini dile getirdi.

“Eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmeli”

Sendikanın taleplerini de açık bir dille sıralayan Gökbel, ücretli öğretmenliğin kaldırılması gerektiğini vurgularken, öğretmen ihtiyacının kadrolu istihdamla giderilmesi çağrısında bulundu:

“Bizim taleplerimiz nettir: Ücretli öğretmenlik uygulaması kaldırılmalı, öğretmen ihtiyacı kadrolu istihdam yoluyla karşılanmalı, eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir. Tüm eğitim emekçileri güvenceli istihdama ve sosyal haklara kavuşmalıdır.”

Bu noktada Gökbel, ücretli öğretmenlikten yalnızca ücret meselesi olarak değil, “statü ve hak” meselesi olarak söz edilmesi gerektiğini belirtti.

“Tahmini rakam 100 bin civarında… Bakanlık net veri açıklamıyor”

Ücretli öğretmen sayısına ilişkin tartışmaların da önemli bir başlık olduğunu belirten Gökbel, resmi verilerin kamuoyuyla açık biçimde paylaşılmadığını söyledi. Gökbel’e göre sendikaların saha çalışmaları ve gözlemleri, Türkiye genelinde yaklaşık 100 bin civarında ücretli öğretmen olduğu yönünde.

“MEB bu konuda net rakamlar açıklamaktan kaçınmaktadır. Kadro verilmesi halinde bu ihtiyaç karşılanabilir ve atama bekleyen yüz binlerce öğretmene istihdam sağlanabilir.”

Gökbel, atama bekleyen öğretmenlerin iş bulamadığı için farklı sektörlere yönelmek zorunda kaldığını, bunun da hem öğretmenlik mesleğinin itibarına hem de eğitim sistemine zarar verdiğini ifade etti.

“Ülkede ciddi öğretmen açığı var; çözüm fakülte kapatmak değil”

Eğitim fakülteleri üzerinden yürüyen “kontenjan azaltma, fakülte kapatma” gibi tartışmalara da değinen Gökbel, sorunun kökünde öğretmen fazlalığı değil istihdam planlaması ve eğitim kalitesi bulunduğunu savundu.

“Bu sorun eğitim fakültelerini kapatarak çözülemez. Çözüm, eğitim fakültelerinde verilen eğitimin kalitesini artırmaktır.”

Gökbel’e göre nitelikli öğretmen yetiştirme hedefinden uzaklaşıldıkça mezun sayısı artarken istihdam sorunu derinleşiyor; bu da eğitim sistemini sıkıştırıyor.

“Sorun performans değil, statü sorunudur!”

Hilal Gökbel’in açıklamalarında dikkat çeken bir diğer başlık, kadrolu öğretmen ile ücretli öğretmen arasındaki uçurum oldu. Aynı sınıfa giren, aynı ders programını uygulayan, aynı sorumluluğu taşıyan öğretmenler arasında gelir ve hak farkının büyüklüğü, Gökbel’e göre “eşitlik ilkesini” doğrudan yaralıyor.

“Kadrolu bir öğretmen 50–60 bin lira aralığında maaş alırken, ücretli öğretmen yaklaşık 17 bin lira civarında bir gelir elde etmektedir ve sigorta primleri eksik yatırılmaktadır. Kadrolu öğretmenin iş güvencesi devam ederken, ücretli öğretmenin bir sonraki yıl çalışıp çalışamayacağı belli değildir.”

Gökbel, bu tablonun sadece ücret farkı değil, geleceğe dair bir belirsizlik oluşturduğunu; genç öğretmenlerin umudunu ve motivasyonunu da kırdığını söyledi.

“17 bin TL’yi kim beğenir ki?”

Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “Gençler iş beğenmiyor” söylemine de tepki gösteren Gökbel, sorunun gençlerin çalışmak istememesi değil, çalışmanın insanca yaşatacak koşulları sunmaması olduğunu savundu:

“Bugün yoksulluk ve açlık sınırının giderek yükseldiği bir ortamda 17 bin lira ile geçinmek mümkün değildir. Bu durum açık bir emek sömürüsüdür.”

Gökbel ayrıca, devletin özel sektörde sigorta primleriyle ilgili denetim yaptığını hatırlatıp, kamu eliyle eksik sigorta ve düşük ücret uygulamasının “çelişki” olduğunu söyledi.

“Sorun bireysel değil, yapısaldır”

Eğitim camiasındaki ücret farklılıklarının sadece “ücretli-kadrolu” ayrımıyla sınırlı olmadığını belirten Gökbel; başöğretmen, uzman öğretmen, yeni başlayan öğretmen ve ücretli öğretmen arasında oluşan katmanlı maaş farklarının öğretmenler odasında iş barışını zedelediğini ifade etti.

“Bu tablo eşitlik ilkesine aykırıdır. Sorun bireysel değil, yapısaldır. Çözüm bireysel çabada değil, kolektif mücadelededir.”

Gökbel, örgütlenme ve sendikal dayanışmanın bu süreçte kritik olduğuna dikkat çekti.

“Hayalleri öldürürken ülkenin geleceğini de öldürüyoruz”

Açıklamalarının en çarpıcı bölümünde Gökbel, ücretli öğretmenlik uygulamasının yalnızca bugünün ekonomik meselesi değil, toplumun geleceğini etkileyen bir sorun olduğunu vurguladı. Gençlerin gelecek planı yapamadığı bir ülkede üretimin de kalkınmanın da güçleşeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“İnsanlar hayal kuramadığı bir ortamda üretim de artmaz, kalkınma da gerçekleşmez. Hayal, üretimin ve buluşun temelidir… Ücretli öğretmenlik uygulaması yalnızca bir istihdam sorunu değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir sorundur.”

Kütahya’dan yükselen çağrı: “Kalıcı ve güvenceli istihdam”

Hilal Gökbel’in Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı açıklamalar, ücretli öğretmenlik tartışmasını Kütahya’da yeniden görünür hale getirdi. Gökbel, çözümün geçici modellerde değil; kadrolu, güvenceli ve eşitlikçi istihdam politikalarında olduğunu savunarak, öğretmenlik mesleğinin insan onuruna yakışır koşullarla sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.