Kurban Bayramı’nın ardından artan et, tatlı ve hamur işi tüketimi birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamalarda özellikle bayramın son günlerinde sağlıklı beslenmeye dönüşün hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Bayram sofralarında kontrolsüz kırmızı et ve şerbetli tatlı tüketiminin ardından vatandaşlarda mide problemleri, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve kronik hastalık ataklarında artış yaşandığını belirten Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, özellikle bayram sonrası dönemde vücudun dinlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Sindirim sistemi alarm veriyor”
Bayramın ilk günlerinden sonra en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında sindirim sistemi rahatsızlıklarının geldiğini belirten Erden, aşırı et tüketiminin mideyi ciddi şekilde zorladığını ifade etti.
Erden, “İlk günlerde yoğun ve kontrolsüz kırmızı et ile tatlı tüketiminin ardından mide ağrısı, hazımsızlık, gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi şikayetlerle çok sık karşılaşıyoruz. Bunun yanında yüksek yağ ve tuz tüketimi tansiyon ve kan şekeri düzensizliklerini de tetikliyor” dedi.
“Aşırı et tüketimi böbrekleri yoruyor”
Üst üste fazla miktarda kırmızı et tüketmenin yalnızca sindirim sistemini değil, böbrekleri de olumsuz etkilediğini söyleyen Erden, şu ifadeleri kullandı:
“Yoğun kırmızı et tüketimi vücuda aşırı doymuş yağ ve kolesterol yüklenmesi anlamına geliyor. Bu durum kısa vadede sindirim sistemini felç ederken, uzun vadede ürik asit seviyesini artırarak gut hastalığını tetikleyebiliyor. Aynı zamanda böbrekler de ciddi şekilde yoruluyor.”
Sebze ve lif tüketimi hayati önem taşıyor
Bayram sofralarında sebze tüketiminin geri planda kaldığına dikkat çeken Erden, lifli gıdaların sindirim sistemi için kritik rol oynadığını belirtti.
“Kırmızı etin içerisinde hiç lif bulunmaz. Sadece et ağırlıklı beslenildiğinde bağırsak tembelliği ve kabızlık kaçınılmaz hale gelir. Sebzeler bağırsakların çalışmasını desteklerken aynı zamanda fazla yağ ve kolesterolün vücuttan uzaklaştırılmasına da yardımcı olur” diye konuştu.
“Günde en az 3 litre su tüketilmeli”
Bayram sonrası dönemde su tüketiminin artırılması gerektiğini vurgulayan Erden, özellikle böbrek sağlığı açısından bunun kritik olduğunun altını çizdi.
“Proteinlerin yıkım ürünlerini vücuttan atma görevi böbreklerdedir. Böbreklerin bu yükü rahatça süzebilmesi için bol su tüketimi şarttır. Aynı zamanda su tüketimi bağırsak hareketlerini artırarak kabızlığı da önler. Bayramın son günlerinde günde en az 2.5 ila 3 litre su içilmeli” ifadelerini kullandı.
Şerbetli tatlılara fren çağrısı
Bayramın son günlerinde tatlı tüketiminin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini belirten Erden, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.
“Bayramın 4’üncü günü itibarıyla şerbetli tatlılara ve ağır hamur işlerine tamamen dur denmeli. İlk günlerde oluşan kan şekeri dalgalanmalarını toparlamak için karbonhidrat tüketimi azaltılmalı. Tatlı isteği devam ediyorsa sütlü tatlılar veya meyve tercih edilmeli” dedi.
Sağlıklı rutine dönüş için öneriler
Bayram sonrası normale dönüş sürecinin doğru yönetilmesi gerektiğini söyleyen Erden, hafif beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti.
“Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalı. Öğle ve akşam yemeklerinde kırmızı ete ara verilerek sebze yemekleri, tavuk veya balık tercih edilmeli. Akşam yemekleri erken saatte yenmeli ve porsiyonlar küçültülmeli. Ayrıca açık havada 30-45 dakikalık yürüyüşlerle süreç desteklenmeli” şeklinde konuştu.