Kütahya

Kütahya'da Bu Soruya Verilen Cevaplar Şaşırttı: Müdür Denince Aklınıza Kim Geliyor?

Dumlupınar Gazetesi olarak Kütahya sokaklarında gerçekleştirdiğimiz röportajda vatandaşlar, mesleklerin kadın ya da erkek işi olmadığı konusunda ortak görüş bildirdi. Ancak "Müdür denince aklınıza ilk kim geliyor?" sorusunda verilen cevaplar dikkat çekti. Eşitlik vurgusu yapan birçok vatandaşın aklına ilk olarak erkek gelmesi, toplumsal algılar ile değişen gerçekler arasındaki farkı ortaya koydu.

Kadınların iş dünyasında, siyasette, eğitimde ve yönetim kademelerinde her geçen gün daha fazla yer aldığı bir dönemde, toplumun mesleklere bakışı da değişiyor. Ancak Kütahya sokaklarında yaptığımız röportajlar, bazı alışkanlıkların hâlâ zihinlerde güçlü şekilde yaşamaya devam ettiğini ortaya koydu.

Dumlupınar Gazetesi olarak vatandaşlara, "Mesleklerin cinsiyeti var mı?" ve "Müdür denince aklınıza ilk kadın mı geliyor, erkek mi geliyor?" sorularını yönelttik.

Verilen cevaplar, toplumun önemli bir bölümünün kadın ve erkek arasında meslek ayrımı yapmadığını gösterirken, yönetici pozisyonları söz konusu olduğunda ortaya çıkan refleks dikkat çekti.

"MESLEĞİN KADINI ERKEĞİ OLMAZ"

Röportaja katılan vatandaşların büyük bölümü, günümüzde kadınların ve erkeklerin her mesleği başarıyla yapabileceğini ifade etti.

Bir vatandaş, "Yok, ikisi de olabiliyor" derken, başka bir vatandaş ise "Kadın da geliyor, erkek de geliyor. Kadından da oluyor, erkekten de oluyor" sözleriyle mesleklerin belirli bir cinsiyete ait olmadığı görüşünü savundu.

Özellikle gençlerin verdiği cevaplarda kadın ve erkek ayrımının giderek azaldığı görüldü. Katılımcıların büyük bölümü doktorluk, mühendislik, öğretmenlik, polislik, yöneticilik ve diğer mesleklerde cinsiyetin değil yeteneğin ve eğitimin belirleyici olduğunu ifade etti.

ASIL DİKKAT ÇEKEN SORU: "MÜDÜR DENİNCE AKLINIZA KİM GELİYOR?"

Röportajın en çarpıcı bölümü ise müdürlük sorusunda ortaya çıktı.

Mesleklerin kadın ya da erkek işi olmadığını savunan birçok kişi, müdür kelimesini duyduğunda aklına ilk olarak bir erkeğin geldiğini söyledi.

Bir vatandaş, "İkisinin de eşit olması gerekiyor ama aklıma ilk erkek geliyor" ifadelerini kullanırken, bir başka vatandaş ise kısa ve net şekilde "Erkek geliyor benim de" cevabını verdi.

Verilen cevaplar, toplumun eşitliği savunmasına rağmen bilinçaltındaki yönetici algısının hâlâ büyük ölçüde erkek figürüyle ilişkilendirildiğini gösterdi.

KADIN MÜDÜRLERLE BÜYÜDÜ, YİNE DE AKLINA ERKEK GELDİ

Röportajın en dikkat çekici açıklamalarından biri ise eğitim hayatı boyunca kadın yöneticilerle karşılaşmış bir vatandaştan geldi.

Vatandaş, "Benim ilkokulda müdürüm kadındı, lisede de kadındı ama müdür denince yine erkek geliyor" sözleriyle toplumdaki yerleşik algının ne kadar güçlü olduğunu ortaya koydu.

Bu cevap, insanların kişisel deneyimlerinden bağımsız olarak yıllar boyunca oluşan toplumsal kalıpların düşünce biçimlerini etkileyebildiğini gösterdi.

DEĞİŞEN TÜRKİYE, DEĞİŞMEKTE OLAN ALGI

Kadınların bugün kamu kurumlarından özel sektöre, üniversitelerden belediyelere kadar birçok alanda üst düzey görevlerde bulunmasına rağmen, yönetici pozisyonlarının hâlâ erkeklerle özdeşleştirilmesi dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre bu durum, kadınların başarısından çok yıllardır oluşan toplumsal rollerin zihinlerde bıraktığı izlerle ilgili.

Kütahya sokaklarında ortaya çıkan tablo da bunu doğrular nitelikte oldu. Vatandaşların büyük bölümü mesleklerin cinsiyeti olmadığını savunurken, müdürlük gibi otorite ve yönetim çağrıştıran kavramlarda ilk refleks olarak erkek cevabını verdi.

KÜTAHYA SOKAKLARINDAN ÇIKAN SONUÇ

Röportajdan çıkan en önemli sonuç, toplumun eşitlik fikrine her geçen gün daha fazla yaklaştığı ancak bazı meslek ve makamlarla ilgili yerleşik algıların henüz tam anlamıyla değişmediği oldu.

Mesleklerin kadın ya da erkek işi olmadığı yönündeki görüşler ön plana çıkarken, "Müdür denince akla ilk erkek geliyor" cevabının sık sık tekrar edilmesi, değişen toplumsal gerçeklik ile bilinçaltındaki alışkanlıklar arasındaki farkı gözler önüne serdi.

Kütahya sokaklarında yapılan röportaj, mesleklerde fırsat eşitliğinin kabul gördüğünü ancak yönetici pozisyonlarına ilişkin geleneksel algıların hâlâ etkisini sürdürdüğünü ortaya koydu.