Kütahya'nın sakin bir köyünde, yıllar önce yaşanan dokunaklı bir aşk hikayesi, "Kütahya'nın Pınarları" türküsünün temelini atmıştır. Köyün orta halli bir ailesinin temiz kalpli ve yakışıklı oğlu ile güzellik abidesi, boylu poslu uzun saçlarına sahip "deli düve" lakaplı bir kızın yürekleri birbirine bağlanmıştı.
Delikanlı, kendini kanıtlamış ve sözü dinlenir bir gençmiş. Deli düve lakaplı kız ise, sahip olduğu asi tavırlarla dikkat çekiyormuş ve bu nedenle arkadaşları tarafından bu sıradışı isimle çağrılıyormuş. Fakat bu farklılık, genç yakışıklının kalbini çalmasına engel olamamış. Genç adam, deli düveyi ailesinden istemiş, ancak ailesi izin vermeyince iki genç, gizlice buluşarak aşklarını sürdürmeye karar vermişler.
Kıskançlık ve tehditler
Kızın güzelliğini gören diğer gençler, kıskançlıkla yanıp tutuştu ve kin beslemeye başlamışlar. Bu kıskançlıkları, genç çiftin mutlu bir şekilde yaşamasına engel olmuş. Kızın ailesi sonunda evlenmelerine izin vermiş, ancak bu mutluluk uzun sürmemiş. Çünkü kızın güzelliğini kıskanan gençler, onları tehdit etmeye başlamışlar. Kızın kocasını kıskandıkları gibi, ona zarar verme niyetindeymişler.
Cesur bir aşk ve korkunç bir son
Kız, ilk başta tehditlere kulak asmamış ve kocasını korumak için elinden geleni yapmış. Ancak tehlikeler artmış ve genç kadın kaçırılma tehditleriyle karşı karşıya kalmış. Ona bir mesaj göndermişler: "Kocandan ayrılacaksın, yoksa seni dağa kaldırırız ve kocanın gözlerini kör ederiz." Kız ise, sevgisini ve fedakarlığını göstermek için gençlere şu mesajı yollamış: "Ne olur, kocamı rahat bırakın. Ona dokunmayın, ne isterseniz yapayım."
Bu isteğe rağmen, gençler kadını çeşme başında tuzak kurarak kaçırmışlar. Kadın çığlık atmış ve bu sırada kocası olan Asalıoğlu, sesi duyarak koşarak gelmiş. Ancak bu olaylar, trajik bir sona yol açmış. Kocası ile diğer gençler arasında kanlı bir kavga başlamış ve Asalıoğlu ölmüş. Gençler, kızı dağa götürmüşlerdir. Öte yandan, oğullarının öldüğünü gören Asalıoğlu'nun anne ve babası da acı içinde saçlarını başlarını yolmuşlar.
Kütahyanın Pınarları
Kütahya'nın pınarları akışır
Devriyeler kol kol olmuş bakışır
Asalı'ya çuha şalvar yakışır
Aman aman Vehbim öyle böyle olur mu
Ah ben ölürsem dünya sana kalır mı
Salım geldi musallaya dayandı
Kar beyaz Vehbim (tenim) alkanlara boyandı
Seni vuran oğlan nasıl dayandı
Aman aman Vehbim öyle böyle olur mu
Ah ben ölürsem dünya sana kalır mı
Kütahya'nın Pınarları türküsü, bu hüzünlü ve dramatik aşk hikayesini anlatarak, bir zamanlar yaşanan bu olayın hatırasını yaşatır. Aşkın gücü ve fedakarlık, insanları hem mutluluğa hem de trajediye sürükleyebilir, ve bu türkü, bu gerçeği yüreklerimize nakşeder.